KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/5145 E., 2023/5491 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/551 E., 2022/2194 K.
- Hüküm/karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- ... 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/264 E., 2020/97 K.
Karar Metni
2.097 kelime·10 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki ödeme emri iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1-Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine davalı kurumca 2019/26713-26714- 26715 sayılı takip dosyaları üzerinden ödeme emri düzenleyerek tebliğ edildiğini, oysa müvekkili şirket açısından ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/979 esas sayılı dosyası ile konkordato davası açıldığını, bu dosyada geçici mühlet kararı verildiğini, tedbirin devam ettiğini, tedbir kararına göre müvekkili şirkete karşı takip başlatılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek müvekkiline gönderilen ödeme emrinin iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yaptığı takiplerin yasa ve mevzuata uygun olduğunu, davacının taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddi ile davacının kamu alacağının %10'u oranında para cezası ödemesine karar verilmesini savunmuş ve talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu alacaklara, ...
1. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası kararlarına ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin 2018 yılı 9 uncu Ayından 2019 yılı 3 üncü ayına kadar olan damga vergisi ve işsizlik sigortası primi için takibin başlatıldığı, oysa bu dönemler açısından yukarıda açıklanan mahkeme dosyasında tedbir kararları verilerek takiplerin yapılmamasının düzenlendiği, davanın süresinde açıldığı, dava konusu itibariyle davadan önce kuruma başvurunun gerekmediği, dolayısıyla dava şartının bulunduğu, verilen tedbir kararları nedeniyle davacı şirkete karşı takip yapılamayacağı, bu takipten gönderilen ödeme emirlerinin iptali gerektiği sonucuna varılarak,
davanın kabulüne, davacı aleyhine Esenyurt SGM tarafından yapılan 2019/26713, 2019/26714, 2019/26715 takip nolu takiplerle ilgili ödeme emirlerinin iptaline, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, Müvekkil Kurumun yaptığı takiplerin, Kanun kapsamında mevzuata uygun olarak yapıldığını, davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddi ile davacının, kamu alacağının %10 oranında para cezası ödemesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/979 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 17.03.2019 tarihinde başlamak üzere davacı şirket hakkında 1 yıllık kesin mühlet verildiği, tedbirin devam ettiği, tedbir kararında 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil davacı şirketlerin ve şirket yetkilileri aleyhine hiçbir takip yapılmaması, mevcut ve ilerde yapılacak tüm takiplerin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmış olup,
Dosya kapsamı ve mahkemenin gerekçesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile ... 3. İş Mahkemesi'nin 13.10.2020 tarihli, 2019/264 Esas - 2020/97 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; Müvekkil Kurumun yaptığı takiplerin, Kanun kapsamında mevzuata uygun olarak yapıldığını, davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddi ile davacının, kamu alacağının %10 oranında para cezası ödemesine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 88, 102 nci maddesi, 6183 sayılı Kanun'un 35 inci ve mükerrer 35 inci maddesi, İİK'nun 287, 288 ve 294 üncü maddesi hükümleridir.
2) Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un 88/20 maddesi "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur."düzenlemesini içerir.
3) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu (SSK)’nun “Primlerin ödenmesi” başlığını taşıyan 80 inci maddesinin 08.12.1993 gün ve 3917 sayılı Kanunla değiştirilmesinden önceki dönemde yerleşik uygulama uyarınca; prim alacağı ve gecikme zamları yönünden, anılan Kanun’da zamanaşımı süresine ve başlangıcına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından Kurum alacağının zamanaşımı yönünden genel hükümlere tabi olduğu, buna göre, zamanaşımı süresinin 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesi uyarınca on yıl olduğu ve zamanaşımının başlangıç tarihi Borçlar Kanununun 128 inci maddesi hükmüne göre, alacağın muaccel olduğu tarih olarak kabul edilmekteydi.
Belirtilmelidir ki, prim zamanaşımı, Borçlar Kanunu'nun 128 inci maddesine göre, alacağın muaccel olduğu tarihte başlar. 506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesine göre, her aya ait prim borcunun ertesi ayın sonuna kadar ödenmesi gerektiğinden, zamanaşımının başlangıcı; her prim ayı bakımından o aya ilişkin ödeme süresinin sona erdiği tarih olup, ay be ay ödenmesi gereken prim borcu ertesi ayın sonunda muaccel hale gelmektedir. Bu dönemde zamanaşımının kesilmesi ve durdurulması, bu konuda bir özellik göstermez. Borçlar Kanunu'nun 132. ve ardından gelen maddeleri burada da aynen geçerlidir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi, Olgaç Matbaası, 1977, shf; 641).
506 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinde 01.12.1993 gün ve 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile anılan madde; “…Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 21.7.1953 tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Kurum, söz konusu Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır…” şeklinde düzenlenmiştir.
3917 sayılı Kanun'un yürürlük tarihine kadar olan dönemde, SSK prim alacakları İcra İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil edilmek iken, anılan Kanun’la yapılan düzenleme ile 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden itibaren, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına başlanmıştır.
6183 sayılı Kanun’un “Tahsil zamanaşımı” başlıklı 102 nci maddesi uyarınca; “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvimi yılını takib eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar.”.
Anılan düzenlemeler karşısında, 08.12.1993 tarihinden itibaren Kurumun prim alacaklarının tahsilinde zamanaşımı yönünden 6183 sayılı Kanun’da düzenlenen beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaya başlanmış ve sürenin başlangıcı, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yıl başı olarak belirlenmiştir.
Açıklanan düzenleme bu kez 30.09.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 38 inci maddesiyle yeniden değiştirilerek; prim alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi hariç, diğer maddelerinin uygulanacağı belirtilmiş, sonrasında bu maddede 06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 24.06.2004 tarih ve 5198 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak.
506 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinin beşinci fıkrası; “…Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 ve 102 nci maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, söz konusu Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır...” şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan düzenleme uyarınca, 5198 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 06.07.2004 tarihinden itibaren Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un zamanaşımı düzenleyen 102 nci maddesinin uygulanamayacağı hükme bağlanarak, 3917 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki; genel hükümlere ve dolayısıyla on yıllık zamanaşımı dönemine geri dönülmüştür.
4)Öte yandan İcra İflas Kanununun 287 nci maddesi- (Değişik: 28.02.2018-7101/15 md.) Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.
(1) Bu maddenin “Konkordato talebinin nazara alınması şartları:” olan başlığı, 28.02.2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (2) Bu maddenin “mühlet:” olan başlığı, 28.02.2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun'un 15 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.
1316 Konkordato işlemlerinin başlatılması alacaklılardan biri tarafından talep edilmişse, borçlunun 286 ncı maddede belirtilen belgeleri ve kayıtları mahkemenin vereceği makul süre içinde ve eksiksiz olarak sunması hâlinde geçici mühlet kararı verilir. Bu durumda anılan belge ve kayıtların hazırlanması için gerekli masraf alacaklı tarafından karşılanır.
Belge ve kayıtların süresinde ve eksiksiz olarak sunulmaması hâlinde geçici mühlet kararı verilmez ve alacaklının yaptığı konkordato talebinin de reddine karar verilir. Mahkeme, geçici mühlet kararıyla birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir geçici konkordato komiseri görevlendirir. Alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alınarak gerektiğinde üç komiser de görevlendirilebilir.
(Ek cümle:6/12/2018-7155/14 md.) Üç komiser görevlendirilmesi durumunda komiserlerden biri, mahkemenin bulunduğu ilde faaliyet göstermek şartıyla Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilmiş bağımsız denetçiler arasından seçilir. 290 ıncı madde bu konuda kıyasen uygulanır. Geçici mühlet üç aydır.
Mahkeme bu üç aylık süre dolmadan borçlunun veya geçici komiserin yapacağı talep üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatabilir, uzatmayı borçlu talep etmişse geçici komiserin de görüşü alınır. Geçici mühletin toplam süresi beş ayı geçemez. 291 inci ve 292 nci maddeler, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanır. Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.
5)Madde 288- (Değişik: 28.02.2018-7101/16 md.) Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur.
Mahkemece geçici mühlet kararı, ticaret sicili gazetesinde ve Basın-İlan Kurumunun resmî ilân portalında ilân olunur ve derhâl tapu müdürlüğüne, ticaret sicili müdürlüğüne, vergi dairesine, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, Türkiye Katılım Bankaları Birliğine, mahallî ticaret odalarına, sanayi odalarına, taşınır kıymet borsalarına, Sermaye Piyasası Kuruluna ve diğer lazım gelen yerlere bildirilir.
İlanda ayrıca alacaklıların, ilândan itibaren yedi günlük kesin süre içinde dilekçeyle itiraz ederek konkordato mühleti verilmesini gerektiren bir hâl bulunmadığını delilleriyle birlikte ileri sürebilecekleri ve bu çerçevede mahkemeden konkordato talebinin reddini isteyebilecekleri belirtilir. Geçici mühletin uzatılmasına ve geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ilişkin kararlar da ikinci fıkra uyarınca ilân olunur ve ilgili yerlere bildirilir.
Madde 289- (Değişik: 28/2/2018-7101/17 md.) Mahkeme, kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde verir. Kesin mühlet hakkında bir karar verilebilmesi için, mahkeme borçluyu ve varsa konkordato talep eden alacaklıyı duruşmaya davet eder. Geçici komiser, duruşmadan önce yazılı raporunu sunar ve mahkemece gerekli görülürse, beyanı alınmak üzere duruşmada hazır bulunur.
Mahkeme yapacağı değerlendirmede, itiraz eden alacaklıların dilekçelerinde ileri sürdükleri itiraz sebeplerini de dikkate alır.
6)Madde 294- (Değişik: 28/2/2018-7101/22 md.) Mühlet içinde borçlu aleyhine 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.
206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. Tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur. Takas bu Kanunun 200 ve 201 inci maddelerine tâbidir. Bu maddelerin uygulanmasında geçici mühletin ilânı tarihi esas alınır. Hacizli mallar hakkında niteliğine uygun düştüğü ölçüde 186 ncı madde hükmü uygulanır.
Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüzdür. Konusu para olmayan alacaklar, alacaklı tarafından, ona eşit kıymette para alacağına çevrilerek komisere bildirilir. Şu kadar ki borçlu, komiserin onayıyla taahhüdün aynen ifasını üstlenmekte serbesttir.
3. Değerlendirme
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı şirkete hakkında işyerinin Kuruma olan borçları nedeniyle 2019/26713 takip numaralı dosyasında 2018/9-12 ve 2019/1-3. aylara ait 1.057.219,30 TL prim, 2019/26714 takip numaralı dosyasında 2018/9-12 ve 2019/1-3. aylara ait 773,91 TL damga vergisi, 2019/26715 takip numaralı dosyasında 2018/9-12 ve 2019/1-3. aylara ait 93.120,16 TL İşsizlik Sigortası prim borcu tahsili için ödeme emri düzenlendiği, ödeme emrinin 19.9.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 26.09.2019 tarihinde hak düşürücü süre içinde açıldığı, ödeme emrinin düzenleme tarihinin 05.09.2019 tarihi olduğu, ...
1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/979 E. sayılı dosyasından 17.10.2018 tarihli 3 ay süreli geçici mühlet karanının, sürenin dolduğu 17.01.2019 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatıldığı, bilahare şirket hakkında 17.03.2019 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet verilmesine (konkordato mühleti), şirket hakkında 6183 sayılı Kanun dahil olmak üzere takip işlemlerinin yapılmasının önlenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacı hakkında 17.10.2018 tarihli geçici mühlet kararı verilmiş olduğu, borç konusu dönemin 2018/9-12, 2019/1-3 devresine ilişkin olduğu yukarıda yapılan açıklamalar gözetilerek davacının 2018/9 aya ait borçtan sorumlu olduğu dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/5145, K. 2023/5491, 17 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama