İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/5733 K.2023/13075

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Esas2023/5733Karar2023/13075Tarih19 Aralık 2023Okuma14 dk · 2.745 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2023/5733 E., 2023/13075 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
19 Aralık 2023
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
Sayısı
2018/2929 E., 2023/540 K.
Karar
Kısmen Kabul
İlk derece mahkemesi
İstanbul 31. İş Mahkemesi
Sayısı
2016/48 E., 2018/287 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.745 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf istemlerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmek ve de davalı ... vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 19.12.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir.

Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... adına Av. ... ile davacı adına Av. ... ve davalı ... Mimarlık Müh. ve İnş. San. Ltd. Şti. adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigortalının 19.11.2011 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, davalıların kusurlu olduklarından bahisle 526.059,37 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... şirketi vekili özetle; davanın zamanaşımına uğramış olduğunu, davacının müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, bu nedenle davanın müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle de reddedilmesi gerektiğini, manevi tazminat yönünden fazlaya ait hakların saklı tutulamayacağını, davacının maddi tazminat talebi açısından fazlaya ait haklarını saklı tutmamış olduğundan maddi tazminat talebinin 10.000 TL olarak değerlendirilmesi gerektiğini, alınacak bilirkişi raporuna göre davanın ıslahına muvafakat etmediklerini, davacının taşeron firmanın işçisi olduğunu, bu nedenle tüm sorumluluğun taşeron firmaya ait olduğunu,

davacının %92,00 oranında özürlü olduğuna dair rapora itiraz ettiklerini, adli tıptan rapor alınması gerektiğini, iş kazasının davacı işçinin kusurundan kaynaklanmış olduğunu, davacının 300.000,00 TL manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, ayrıca davacının SGK'dan almış olduğu ödenek ve tazminatların hükmedilecek tazminat miktarından mahsup edilmesi gerektiğini savunmuştur.

Davalı ... vekili özetle; davacının olayda tam kusurlu olduğunu, işverenin de kusurlu olduğuna hükmedilmesi halinde maddi tazminatın davacının ağır kusuru ve maluliyeti oranında indirilmesi gerektiğini, kusurun davacı işçi, yüklenici firma ve taşeron arasında paylaştırılması gerektiğini, maddi tazminattan SGK tarafından karşılanan sağlık giderleri ile bağlanan gelirler nispetinde indirim yapılması gerektiğini, tam kusurlu olan davacı lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceğini, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, davacının halen tedavi görmekte olup iyileşme ihtimalinin bulunduğunu beyan ederek;

maddi ve manevi tazminat yönünden davanın reddine, müvekkilinin kusuru bulunması halinde, kusur ve maluliyet oranlan dikkate alınarak tazminat tutarının düşürülmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde davacının %20 oranında müterafik kusuru bulunduğu, davacının %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, reddedilen manevi tazminat yönünden davalılar lehine hüküm altına alınan vekalet ücretinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen manevi tazminat miktarı yönünden davacı lehine 5.850,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş iken reddedilen manevi tazminat yönünden davalılar lehine tarifeye aykırı olarak 20.950,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürülmüştür.

Davalı ... şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararına kusur ve iş göremezlik yönünden itiraz ettiklerini, kazanın gerçekleşmesinde davacının ağır kusurlu olduğu yönündeki tespite riayet edilmeden düzenlendiğini, İlk Derece Mahkemesinin iki rapor arasındaki çelişkiyi görmezden gelerek kararı taraflı olarak tesis ettiğini, davaya ihbar edilen ve davacının iş kazası yaşadığı asıl işveren olan ...

Global Lojistik A.Ş.'nin kusurluluğuna değinilmediğini ve şirkete kusur isnat edilmediğini, müvekkili şirkete yüklenmeye çalışılan kusurun ...

Global Lojistik A.Ş.'ye ait olması nedeniyle kararı kabul etmediklerini, davacının emniyet kemerini takmamasından dolayı iş kazası geçirdiğinin tanık ...'in beyanlarından anlaşıldığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi taleplerinin İlk Derece Mahkemesince reddedildiğini, maddi gerçekler ve SGK müfettişleri tarafından düzenlenen rapora dayanak alınmadan farazi bir şekilde davacı işçinin kusuru ihmal edilerek temel alınan kusur oranını kabul etmemelerinin mümkün olmadığını, kusur, iş görmezlik ve ücret yönünden eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu tesis edilen kararın bozulması gerektiğini,

İlk Derece Mahkemesince fahiş ve hatalı rapor nazara alınarak karar tesis edildiğini, gerekçeli kararda davacının ücretinin 1.500,00 TL üzerinden değerlendirildiğini ve davacının maddi tazminatına ilişkin kararın bu ücret üzerinden verildiğini, gerek taleple bağlılık ilkesine gerekse maddi gerçeklere ve hakkaniyete son derece aykırı bu kararın ücret yönünden bozulması gerektiğini, davacının dava dilekçesinde gösterdiği deliller arasında sendikalardan alınacak emsal ücret bilgisine dayanılnmadığını, sadece SGK kayıtlarına dayandığını,

davaya sebep iş kazasının gerçekleştiği tarihte yani 2011 yılında asgari ücretin asgari geçim indirimi dahil net 658,95 TL olduğunu, İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararına ıslah dilekçesi ve usule aykırılık yönünden itiraz ettiklerini, davanın açılış tarihi düşünüldüğünde 300.000,00 TL manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu ve zenginleşme amacı taşıdığını, 2011 yılında asgari ücretle çalışan davacının düz bir hesaplama ile asgari ücretin 455 katı manevi tazminat talebinde bulunduğunu, hukukumuzda hiçbir zaman manevi tazminat Kurumunun zenginleşme amacıyla kullanılmasına izin verilmediğini,

davacı lehine hükmedilen fahiş manevi tazminatın iş kazasının yaşanmasında hiçbir kusuru olmayan müvekkilinin ticari yaşamını olumsuz olarak etkileyeceğini ve manevi tazminat kurumunun suiistimale konu olduğunu ileri sürmüştür.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, Adli Tıp Kurumu tarafından davacının sürekli iş göremezlik oranı %100 olarak tespit edilmiş ise de davacının sosyal medya hesabında eğlence mekanlarında fotoğraf ve videolarının bulunduğunu, maluliyet oranının davanın esaslı unsurlarından biri olduğunu, somut olgular karşısında davacının yeniden hastaneye sevk edilerek maluliyet durumunun yeniden tayin ve tespit edilmesi gerektiğini, davacının tamamen ağır kusuru nedeniyle kazanın meydana geldiğini, SGK müfettişlerinin düzenlediği raporda işçinin ağır kusurlu olduğunun belirtildiğini,

asıl işveren ile taşeronun (yasal) yükümlülüklerinin farklı olduğunu, taşeronların sorumluluklarının yaptıkları işle sınırlı olduğunu, asıl işveren ve taşeronun yükümlülüğü aynı olmadığından her birinin sorumluluklarının da farklı olduğunu, kusur durumlarının ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini, davacının aylık 1.500,00 TL ücretle çalıştığına ilişkin hesaplama esas alınarak bu ücret üzerinden hüküm kurulduğunu, İlk Derece Mahkemesince iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişinin görevlendirilmesi gerektiğini, ağır kusurlu olan işçi lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceğini,

İlk Derece Mahkeme kararının manevi tazminat yönünden de kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların istinaf istemlerinin hükme dayanak kılınan ücret yönünden, davacının istinaf isteminin ise davacı lehine takdir edilen manevi tazminatın az olduğu noktasından yerinde görülmesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, iş kazasının meydana gelişinde davacının %20 oranında müterafik kusuru bulunduğu, davacının %100 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle davacı lehine 383.072,61 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, bakıcı gideri hesabı yapılmamasının hatalı olduğunu, müvekkilinin aylık ücretinin düşük tespit edildiğini, hüküm altında alınan manevi tazminatın az olduğunu, davalılar yararına hüküm altına alınan yargılama gideri ve vekalet ücreti hesabına da itiraz ettiklerini ileri sürmüştür.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusur oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, kusur raporunda ... şirketine değinilmemiş olmasının hatalı olduğunu, ücretin belirlenmesinde hataya düşüldüğünü, davacının asgari ücretle çalıştığını, davacının ne tutarda maddi tazminat istediğini dava dilekçesinde belirtmediğini, davacının ıslah dilekçesinde maddi tazminat talep etmesinin ve bunu aylık ücretin 1.500,00 TL olan hesap üzerinden talep etmesinin dava dilekçesinde gösterilen harca esas değer,

deliller ve netice-i talep kısımları bakımından çelişki ve aykırılık teşkil etmesi nedeniyle davacının islah dilekçesi uyarınca tesis edilen gerekçeli kararın ve bu doğrultuda verilen istinaf kararının da hukuka aykırı olup bozmaya tabi olduğunu, davacı tarafından ıslah harcı yatırılırken açık bir yanlışlık yapıldığını, mahkemenin bu usulsüzlüğe adeta göz yumarak hukuka aykırı olarak karar tesis ettiğini, davacının dava dilekçesinde harca esas değer olarak 310.000,00 TL gösterdiğini, bu bedelin 300.000,00 TL'sinin manevi tazminattan oluştuğunun dava dilekçesini netice-i talep kısmından açıkça görüldüğünü,

netice-i talep kısmında belirtilmeyen 10.000,00 TL'nin harçlandırılıp harçlandılmadığı hususunun dahi denetlenmesi ve davacının harcını tam yatırıp yatırmadığının incelenmesi gerektiğini, davacının ıslah harcını eksik yatırdığını, davacı lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu ileri sürmüştür.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının sürekli iş göremezlik oranının hatalı tspit edildiğini, kusurun oran ve aidiyetine dair tespiti kabul etmediklerini, isabetsiz olduğunu, hükme dayanak kılınan ücretin doğru olmadığını, davacının asgari ücretle çalıştığını, davacı lehine hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri.

3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, davacı vekilinin 02.03.2012 tarihinde dava açarak dava dilekçesinde 10.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, aşamalarda Kurum Sağlık Kurulu'nun 17.05.2013 tarihli kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının %66,00 olarak tespit edildiği, aynı kararda davacının başkasının bakımına muhtaç olduğunun ve 15.12.2014 tarihinde yeniden kontrolü gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece 07.12.2013 tarihli kusur raporu alındığı, raporda davacının %20, davalı asıl işveren ...

Şirketinin %30, davalı alt işveren ...'in %50 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, davacı vekilinin 27.02.2014 tarihli celsede dosyanın hesap raporu düzenlenmek üzere bilirkişiye gönderilmesini talep ettiği, Mahkemece aynı celsede dosyanın hesap raporu için dosyanın bilirkişiye tevdine karar verildiği,

İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan 28.04.2014 tarihli ilk hesap raporunda asgari ücret, %20 müterafik davacı kusuru ve bakıma muhtaç olarak tespit edildiği için her ne kadar %66,00 sürekli iş göremezlik oranı belirlenmiş ise de çalışamayacağı varsayımı ile aktif dönemde %100,00 sürekli iş göremezlik oranı, pasif dönemde ise %66,00 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, davacıya bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri dosyada bulunmadığından raporda bu yönde tenzilat yapılmadığı, davacının maddi zararının bu şekilde 176.357,10 TL olarak belirlendiği,

taraf vekillerince bu rapora süresinde itiraz edildiği, davalı vekillerinin sürekli iş göremezlik oranı noktasında itirazları bulunduğu, ancak davacı vekilinin itirazları arasında müvekkilinin sürekli iş göremezlik oranının %66,00 olarak tespit edilmesine yönelik bir itirazı bulunmadığı gibi neden bakıcı giderinin hesaplanmadığına dair bir itiraz da olmadığı, mahkemenin davalıların itirazı üzerine Adli Tıp Kurumundan rapor aldığı, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nin 09.02.2015 tarihli mütalaasında davacının sürekli iş göremezlik oranının %66,00 olduğunun belirtildiği,

bu arada kontrol kaydı sonrasında Kurum Sağlık Kurulu'nun 16.03.2015 tarihli kararı ile tekrar davacının sürekli iş göremezlik oranının %66,00 olarak tespit edildiği, raporda davacının başkasının bakımına muhtaç olduğunun ve kontrol muayenesi gerekmediğinin belirtildiği, davacı vekilinin Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen %66,00 sürekli iş göremezlik oranına 06.04.2015 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiği, bu arada Yüksek Sağlık Kurulunun 25.11.2015 tarihli kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının %66,00 olarak belirlendiği,

en son Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 27.07.2017 tarihli raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranının %100, bakıma muhtaç olarak tespit edildiği, bu aşamadan sonra Mahkemece ek hesap raporu alındığı, 07.05.2018 tarihli ek hesap raporunda %20 müterafik davacı kusuru, %100,00 sürekli iş göremezlik oranı ve ücret konusunda iki ihtimalli asgari ücret ve davacı iddiası gibi 1.500,00 TL ücret üzerinden hesaplama yapıldıdığı, asgari ücret ihtimalinde maddi zararın 237.131,91 TL, diğer ihtimalde maddi zararın 526.059,37 TL olarak belirlendiği,

davacı vekilinin maddi tazminat istemini bu hesap raporunun 526.059,37 TL ihtimaline göre arttırdığı, İlk Derece Mahkemesi'nce maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce duruşma açıldığı, davacı tarafa sürekli iş göremezlik oranının tespiti yönünde dava açması için süre verilidiği,

davacının eldeki dosyanın davalıları ve SGK aleyhine sürekli iş göremezlik oranının tespiti davası açtığı, anılan dava dosyasında davacının sürekli iş göremezlik oranının %100 ve başkasının bakımına muhtaç olduğu yönünde hükme bağlandığı ve Yargıtay denetiminden onanarak geçip kesinleştiği, bunun üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce 23.02.2023 tarihli hesap raporu alındığı, %20 müterafik davacı kusuruyla birlikte sürekli iş göremezlik oranı ve ücretler yönünden ihtimalli hesaplamalar yapıldığı,

Bölge Adliye Mahkemesince %100 sürekli iş göremezlik oranı ve davalıların ücret istinaflarının yerinde görülmesi nedeniyle TÜİK ve Çevre Şehircilik Bakanlığı rayiç listesindeki ücretin ortalaması olan ve dönem asgari ücretinin 1,41 katına isabet eden ücret üzerinden düzenlenen ihtimale itibar edildiği, davacının istinafının ise manevi tazminatın azlığı noktasından haklı bulunduğu, sonuç olarak Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı lehine 383.072,61 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Öte yandan zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir.

Somut olayda davacının 28.04.2014 tarihli ilk hesap raporuna sürekli iş göremezlik oranı yönünden bir itirazı bulunmadığı gözden kaçırılarak %100 sürekli iş göremezlik oranına göre sonuca gidilmesi davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal etmiş olması nedeniyle hatalı olduğu gibi ilgili meslek odasından emsal ücret araştırması yapılmadan TÜİK ve Çevre Şehircilik Bakanlığı rayiç listesindeki ücretin ortalaması olan ve dönem asgari ücretinin 1,41 katına isabet eden ücret üzerinden maddi tazminatın belirlenmesi yerinde görülmemiştir.

Mahkemece yapılacak iş; sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle ilgili meslek odasından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, sonrasında davacının asgari ücretin 2,28 katına isabet eden aylık 1.500,00 TL ücret yönündeki kabulü nedeniyle belirlenecek gerçek ücretin bu tutarı geçemeyeceğini, davacının müterafik kusurunu %20, sürekli iş göremezlik oranını %66,00 olarak dikkate alan ve 23.02.2023 tarihli bilirkişi hesap raporunun bilinen/iskontosuz,

bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini değiştirmeden aynen kullanan denetime elverişli bilirkişi hesap raporu almak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Davacı avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine, davalılar avukatları yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/5733, K. 2023/13075, 19 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5733
Karar No
2023/13075
Tarih
19 Aralık 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2023/5738 K.2023/12427
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2023/5739 K.2023/12449
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/5739 K.2023/11098
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/5739 K.2023/10599
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2023/5743 K.2023/13311
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2023/5743 K.2023/8577

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.