KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/6352 E., 2024/11060 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1922 E., 2022/2380 K.
- Karar
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- Kahramanmaraş 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/29 E., 2021/397 K.
Karar Metni
1.244 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işyerinde çalıştığı sırada meydana gelen kazada yaralandığını, kusuru bulunmadığını, iş kazası sonucu uzuv kaybı olduğunu, iş kazası ile ilgili ceza soruşturmasının Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğünü, müvekkilinin yaralanması ve iş gücü kaybına uğraması nedeniyle meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğunu, tam çalışamadığı aylara ilişkin kazanç kaybı ve çalışma gücünde meydana gelen kaybı için maddi tazminatın ve manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 10.09.2021 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 274.272,32-TL'ye arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalının iş güvenliği tedbirlerini aldığını, her türlü iş güvenliği malzemelerini davacıya teslim ettiğini, gerekli eğitimleri sağladığını, kazanın davacının dikkatsiz ve özensiz hareketi sonucu yaşandığını, davalı şirketin kaza sonrası davacı ile maddi manevi her türlü ilgilendiğini, talep edilen tazminatın davacının zenginleşmesine sebebiyet vermeden acılarını tatmin etmek amacından ibaret olduğunu, talep edilen tazminatın ülke ekonomik gerçekleri göz önüne alındığında kabulünün imkansız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğu, davacının davaya konu kaza nedeniyle %33 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği kabulünden hareketle davanın kısmen kabulü ile 186.259,94 TL maddi, 60.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını, kazanın davacının kusuru ile meydana geldiğini, davacının çalışırken elini sokmaması gerekirken makinaya elini sokarak müdahale etmeye çalışması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, asli kusurun davacıda olduğunu, beyanlarına itibar edilen tanık hakkında yalancı tanıklıktan suç duyurusu yaptıklarını, maluliyetin davacının mevcut durumuna göre belirlenmediğini, belgelere göre belirlendiğini, manevi tazminatın yüksek olduğunu belirterek hükmü istinaf etmşitir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminatın düşük belirlendiğini, vekalet ücretinin yanlış tespit edildiğini belirterek hükmü istinaf etmşitir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davacının vücudunda meydana gelen %43 oranındaki maluliyet için takdir olunan 60.000,00 TL manevi tazminatın, davalı taraf fahiş olduğunu, davacı taraf az olduğunu ileri sürmüştür.
22/06/1966, 66/7-7 sayılı İBK içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kuralları, davacının olaydan sonra duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, psikolojik olarak etkilenme durumu, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, davacının vücudunda meydana gelen cismani zararın boyutuna göre davacının manevi tatmin duygularının giderilmesi,
ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, bunların yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak davacının manevi tatmin duygusu yanında belirlenen miktarın caydırıcılık uyandırma oranı (HGK 23.6.2004,
13/291-370) gözönüne alınarak yapılan değerlendirmede hükmedilen manevi tazminatın az olduğu kabul edildiğinden manevi tazminat 80.000,00 TL olarak takdir edilmiştir. ..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında;
"3-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 186.259,94TL'nin kaza tarihi olan 03.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 80.000,00-TL'nin kaza tarihi olan 03.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekiller temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle ve asgari ücret değişiklikleri nazara alınarak maddi tazminat yönünden yeniden hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 inci maddesi
3. Değerlendirme A) Davacı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz itirazları yönünden;
Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesinde de belirtildiği üzere dava şartlarından olduğu gibi temyiz yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir.
Somut olayda İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince maddi zararın tespitine yönelik istinaf sebebi ileri sürülmediği, manevi tazminatın düşük takdir edilmesi nedeniyle istinaf başvurusunda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminata yönelik davacı istinafının kabulüne karar verildiği, maddi tazminat miktarına ilişkin verilen İlk Derece Mahkeme hükmünün aynen korunduğu, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı maddi tazminat yönünden istinaf başvurusu yapmayan davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin iş bu hükmüne karşı temyiz başvurusunda bulunmasında hukuki yarar bulunmadığından temyiz başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
B) Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 60.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi suretiyle davacı yararına bu kez 80.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, gözetildiğinde kabulüne ve reddine karar verilen tazminat miktarlarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
C) Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1-Davacı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
2-Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
3-Davalı vekilinin maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/6352, K. 2024/11060, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama