KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/6420 E., 2024/11308 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1423 E., 2023/145 K.
- İlk derece mahkemesi
- Şanlıurfa 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/67 E., 2022/212 K.
Karar Metni
1.162 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurularının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın davalı işveren işyerinde çalışırken 20.12.2012 tarihinde meydana gelen iş kazası sebebi ile meslekte kazanma gücünü yitirdiğini, davalı işverenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi gereğince işverenlerin iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için her türlü tedbiri almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler ve iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlü olduklarını, müvekkilinin meydana gelen iş kazası nedeni ile uğradığı maddi ve manevi zararların davalı işveren tarafından tanzim edilmesini belirterek maddi ve manevi tazminat alacağı talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayda müvekkili şirketin kusurunun olmadığını, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili gerekli önlemleri aldığını, olayda sigortalının kusurunun olduğunu, asıl işveren alt işveren ilişkisi olmadığı, manevi tazminat talep etmelerinin mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
1-Davacı ... için 1.081.032,71 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 20.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine,
2-Davacı ... için 100.000,00, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... 20.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL. davacı ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplamda 210,000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Davacılar ..., ..., ... ve ... bakımından manevi tazminat taleplerinin reddine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ".... davalı şirketler arasında asıl işveren- alt işveren ilişkisi olduğu anlaşıldığından bütün alacak kalemlerinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, hükme esas alınan aktüerya raporunda yapılan hesaplamaların gerekçeli, ayrıntılı ve dosya kapsamına uygun olduğu, belirlenen aylık ücretin yerinde olduğu davalının bu yönleri amaçlayan istinaf itirazlarının reddi gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı kaldırma kararımız öncesinde ek rapora karşı itiraz dilekçesi sunmamış ise de bedel artırım dilekçesinde davacının günlük ücretinin 75,00 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak talebini artırmıştır. İstinafında da belirlenen aylık ücreti kabul etmediğini belirtmiştir. Kaldırma kararı sonrasında yeni bir hesap raporu alındığı, bu durumda tahkikata ilişkin yeni bir işlem yapıldığı dikkate alındığında 7251 sayılı Kanun'la eklenen 177/2. madde gereğince kaldırma kararı sonrası ıslahın mümkün olduğu, belirsiz alacak davası olarak açılan davada bedel artırım talebi sonrası, bir kez de ıslah dilekçesi sunulmasında usul ve kanuna aykırı yan bulunmadığı, ıslah tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır.
Manevi tazminata ilişkin hükmedilen bedellerin makul ve hakkaniyete uygun olduğu, kazazede işçi ile aynı evde yaşamayan kardeşlerin manevi tazminat taleplerinin reddinin yerinde olduğu, bu yönleri amaçlayan istinaf itirazlarının reddi gerektiği anlaşılmıştır.
Bu sebeplerle davacı vekilinin ve davalı ... Alt Yapı Sistemleri A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının reddine.." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazazede işçi ... ile eşi ve çocukları için hükmedilen manevi tazminatın ve diğer davacılar için hükmedilen manevi tazminatın çok az olduğunu, kazazedenin kardeşleri için de manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin asıl işveren sıfatında bulunmadığını, diğer davalı ile aralarında anahtar teslim iş ilişkisinin olduğunu, davacının kazada tek ve asli kusurlu olduğunu, müvekkili şirketin kazada kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinin gerçek nedeninin davacının aslen kendi yükümlülüğünde olan kalasları sabitleme işini ihmal ederek görevini yerine getirmemesi olduğunu, şirket aleyhine belirlenen kusur oranının kabul edilemeyeceğini, maddi tazminat hesaplamasına esas gelirin asgari ücret olarak alınması gerektiğini,
maddi tazminat talebinden diğer davalı tarafından ödenen hastane giderleri ile SGK tarafından yapılan ödemelerin mahsubu gerektiğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaları ve davacıya ödenmesi gerektiğine kanaat getirdiği tutarı kabul etmediklerini, ATK raporunda belirtildiği üzere davacının iyileşme sürecinde başka birinin yardımına muhtaç olmadığının sabit olduğunu, ölümle sonuçlanmayan iş kazası nedeniyle yakınlarının manevi tazminat talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, ağır bedensel zararın söz konusu olmadığını, aynı davada ikinci kez ıslah veya talep artırım dilekçesi verilmesinin mümkün olmadığını,
kaldı ki ıslah tarihi itibariyle zamanaşımının söz konusu olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, meydana gelen iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsili
istemlerine ilişkindir.
B.A Davacılar vekili ve davalı Rönesasn vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2023 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup, davacılar vekili ve davalı ... vekilinin manevi tazminat yönünden hükmedilen miktarların kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, temyiz eden davacılar vekilinin ve temyiz eden davalı ... vekilinin manevi tazminat hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
B.B. Davalı ... vekilinin maddi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının %20 kusur oranının iş bu dava dosyasında kesinleştiği, bakiye kusur oranının aidiyetinin davalılar ve / veya dava harici şirket veya kişiler arasında açılması mümkün rücu davasında tartışılabilme imkanının bulunmasına göre, bu hususa ilişkin temyiz itirazlarının iş bu dosya yönünden bozma sebebi olarak kabul edilemeyeceği gözetilerek,
temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, davalı ... vekili tarafından ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/6420, K. 2024/11308, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama