İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/8153 K.2024/12264

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından…

Esas2023/8153Karar2024/12264Tarih3 Aralık 2024Okuma13 dk · 2.625 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2023/8153 E., 2024/12264 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Aralık 2024
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/2344 E., 2023/308 K.
İlk derece mahkemesi
Kırklareli İş Mahkemesi
Sayısı
2013/178 E., 2021/166 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.625 kelime·13 dk okuma·8 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'in davalı işyerinde işletme şefi olarak çalışmakta iken 26.01.2012 tarihinde iş kazası geçirdiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere 2.000,00 TL maddi tazminatın ve 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davacılar ... ve ... vekili; ...'in geçirdiği iş kazası sonucu uğradığı ağır bedensel zarar nedeniyle, eşi ... için 40.000 TL, oğlu ... için 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili asıl davada ... yönünden maddi tazminata ilişkin istemini 573.929,60 TL olarak arttırmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işletme şefi olarak çalıştığını, fabrika müdüründen sonra en yetkili kişi olup bu hali ile işveren temsilcisi sıfatına haiz olduğunu, davalı işyerinde tüm işlem ve eylemlerin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına dikkat ederek gerçekleştirildiğini, olay tarihinde iskeleyi kullanmak yerine makinelerden birinde bulunan merdivenin sökülmesi talimatını davacının kendisinin verdiğini, davacının güvenlik tedbiri almadan işlem yapılmayacağını bilecek tecrübede olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun 13.02.2020 tarihli raporu ile % 42 olarak kesinleştiği, maluliyetinin yüksek oranda olduğu, birleşen dosya davacıları olan eşi ve çocuğunun da dava konusu kazadan dolayı psikolojik olarak olumsuz etkileneceği, aile yaşamları açısından sosyal ve ekonomik açıdan sorunlar yaşayabilecekleri, kaza nedeni ile elem ve ızdırap duyabilecekleri hususları ve davacının gördüğü tedavilerin zorluğu, davacının kaza nedeni ile ameliyat olmak ve kalça protezi takılmak durumunda kalması,

halihazırda kazalının başkasının sürekli bakımına muhtaç olmaması birlikte nazara alındığında davacının eşi ve çocuğu için TMK m.56/2'de bahsedilen "ağır bedensel zarar" nedeni ile makul bir manevi tazminata hak kazanabileceği kanaati hasıl olduğu,

kusur ve hesap raporları ile sair deliller bir arada değerlendirildiğinde hem asıl davanın hem de birleşen davanın kısmen kabulü kısmen reddi gerektiği yönünde kanaat oluştuğu, her ne kadar davacı yan davacı kazalı işçinin ücretinin olay tarihinde 2750 TL olduğunu belirtmiş ve bu tutar üzerinden hüküm kurulmasını talep etmiş ise de davacının 2750 TL ücret aldığının objektif delillerle ortaya konulamadığı, kaza tarihinde yürürlükte olan asgari ücretin brüt 886,50 TL olduğu,

brüt 1.300,00 TL'den yapılan hesabın dosya kapsamına uygun bulunduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, 141.922,56 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 26.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, ihbar olunan hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına.

Birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına göre davacının 38 yaşında fabrika işletme şefi olarak çalıştığı esnada 26.01.2012 tarihinde işyerinde iş kazası geçirdiği, merdivenden düşerek kalça kemiği kırıldığı, maluliyetin en son 13.02.2020 tarihli ATK 2. Üst Kurulu tarafından %42 olduğunun tespit edildiği,

(SGK Bölge Kurulu 11.08.2017 tarihli raporunda %54'e çıktığının tespit edildiği), kusur durumunun bilirkişi heyet raporuna göre %70 işveren, %30 davacının kusurlu olduğunun tespit edildiği, raporun dosya kapsamına uygun bulunduğu, davalının maluliyet ve kusur itirazlarının reddi gerektiği, faiz başlangıç tarihinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, davanın belirsiz alacak davası olduğu zamanaşımından etkilenmeyeceği, davacıların manevi zarara uğradıklarının tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, davalının tüm istinaf itirazlarının reddi gerektiği; davacı, eşi ve oğlu yararına ayrı ayrı hükmedilen manevi tazminatın az olduğunun açık olduğu,

davacının fabrika işletme şefi olarak net 2.750,00 TL ücret aldığını iddia ettiği, davalının ise cevap dilekçesinde ücrete ilişkin itirazda bulunmadığı, Mahkemece yaptırılan emsal ücret araştırması sonucu Teksif cevabi yazısında davacının emsali işçinin alabileceği ücretin 3000 TL net, Tekstil-iş cevabi yazısında 3000-4000 TL net olduğunun bildirildiği,

davacının yaptığı iş, önceki çalıştığı işyerindeki ücreti, meslekte geçirdiği ve işyerinde çalıştığı süre dikkate alındığında davacının ücrete ilişkin istinafının yerinde olduğu bu yönden de davacının istinafının kabulü ile davacının ücretinin 2.750,00 TL net ücret aldığının kabulü halinde alabileceği maddi tazminatın hesaplanmasına ilişkin hesap bilirkişisi ...'ın raporundaki seçeneğe dayanarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle, davalının istinaf taleplerinin esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına,

asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, 553.616,13 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 26.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine,

ihbar olunan hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulüne, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili, maddi tazminat hakkında tespit edilen faiz başlangıç tarihinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, kararda maddi tazminata usul ve kanuna aykırı olarak fahiş bir süreyle faiz işletilmesine karar verildiğini, ıslahla artırılan kadar kısma faizin ıslah tarihinden itibaren işletilmesi gerekirken aksi yöndeki kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, tarafların kusurunun tespitinin somut gerçeğe ve hakkaniyete aykırı gerçekleştirildiğini, kusur raporları arasında çelişki olduğunu, olay esnasında kendisine talimat verecek konumda kimse bulunmayan davacının olay yerinde bulunan en yetkili kişi olduğu,

tazminat hesabına esas alınan ücretin hatalı olduğunu, 2.750 TL ücret aldığının kabul edilemeyeceğini, davacının Kuruma bildirilen ücretinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, bu bildirimin esas alınması gerektiğini, davacının maluliyet oranı ve maddi zarar hesaplamasının usul ve kanuna aykırı olarak yapıldığını, davacının maddi tazminat talebi hakkında gerçek zararı aşan ve fahiş bir hesaplama yapıldığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi ile yansıma zarar nedeniyle yakınlarının manevi zarar istemine ilişkindir.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .

2.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

Buna göre 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:

"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun ... getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.

d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların ... ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.

Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:

a)Risklerden kaçınmak,

b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,

c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,

ç)İşin kişilere uygun ... getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,

ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.

Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. Maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; işletme şefi olarak çalışan davacının, işyerinde bulunan karışım makinesinin arıza yapması nedeniyle normalde makineye sabit halde bulunan, olay günü ise vidaları sökülmüş halde olan merdivene arızaya müdahale etmek üzere çıktığı sırada merdivenden düşerek yaralandığı, SGK'nın denetim raporunda, işverene %70, işletme şefi olarak elyaf makinasında meydana gelen arızayı giderme yükümlülüğü olmadığı,

bakım sorumlusunu çağırması gerektiği, monteli merdivenin başka bir işte kullanıldıktan sonra yerine takılmasını bizzat kendisinin söylediği ve merdivenin sabitlenip sabitlenmediğini kontrol etmeden çıktığı gerekçesiyle sigortalıya %30 oranında kusur verildiği; halen yargılaması devam eden rücuen tazminat dosyasında alınan bilirkişi raporunda davalının %60 oranında, davacının ise 38 yaşında aklı ... bir kişi olup işletme şefi olarak görev yaptığı makineyi başka iş için söktürdükten sonra kullanmak için üzerine çıkarken sabitlenip sabitlenmediğini kontrol etmediği gerekçesiyle %40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği.

Kırklareli 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2015/182 Esas sayılı dosyasında görülen ceza davasında işveren vekili olarak yargılanan ... 'ın kazanın oluşumunda %60 kusurlu olduğunun belirlendiği ve cezalandırılmasına karar verildiği; eldeki dosyada alınan 13.05.2015 tarihli asıl ve 21.05.2015 tarihli ek raporlarda davalı işveren ...

A.Ş. 'nin %60, dava dışı işveren vekili ...'ın %20 ve davacının %20 kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği; tarafların itirazı üzerine 3 kişilik heyetten alınan 18.1.2016 tarihli kusur raporunda, merdivenin bir makineden sökülüp diğer makineye götürülmesinin araç ve gereçlerin noksan olduğu sonucunu doğurduğu, iş yerinde araç ve gereçleri noksansız bulundurmanın işverenin sorumluluğu olduğu, işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin tedbirlerin işçinin insiyatifine terk edilemeyeceği, işletme şefi olarak davacıya verilen görevin üretim, kalite ve koordinasyon işi ile ilgili olduğu,

işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin temsil yetkisi bulunmadığı, kazanın işverenin gerekli önlemlerin alınmasına dair ihmalinden doğduğu gerekçesiyle davalı işverenin %70 oranında kusurlu olduğu, davacının ise işletme şefi olarak yeterli deneyimi bulunduğu, arızayı giderme yükümlülüğü olmadığı bu durumda sorumlulara haber vermesi gerektiği, kişisel güvenliğini sağlamada gerekli dikkat ve özeni göstermediği belirtilerek %30 kusurlu olduğu tespitine yer verildiği, Mahkemece işbu rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır.

O halde gerek ceza dosyası gerek rücu dosyasındaki deliller ile dosya kapsamında toplanan deliller değerlendirilip, sigortalının olayın gerçekleşmesinde asli kusurunun bulunduğuna dair tespit ve iddiaları karşılar mahiyette ve çelişkileri giderecek surette rapor alınması için dosyanın alanında uzman A sınıf iş güvenliği uzmanlarından teşkil edilecek heyete tevdi edilerek kusur oran ve aidiyetlerinin tespitinin sağlanması gerekmektedir.

3. Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.

Gerçek ücretin ise öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir.

Öte yandan taraflar arasında işçi alacağına ilişkin görülen davada tespit edilen ücretin tazminat davasında hesaba esas alınacak ücret açısından kesin delil mahiyetinde olmayıp, kuvvetli delil mahiyetinde olup davacının yaptığı işe göre alacağı ücretin TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile ilgili meslek odasından bildirilecek ücret gözetilerek belirlenmesi gerektiği, sendikasız işçi için sendikalardan bildirilen ücretin de dikkate alınamayacağı gözden kaçırılmamalıdır.

Somut olayda, dava dilekçesinde davacının aylık net 2.750 TL ücret aldığının beyan edildiği, hizmet döküm cetvelinde asgari ücretin üzerinde bildirim yapıldığı, ücret bordrolarının imzalı olmadığı, Mahkemece emsal ücret araştırması yapılmış ise de yeterli bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davacının Kuruma bildirilen ücreti esas alınarak yapılan hesaplamaya göre karar verildiği, bölge adliye Mahkemesince ise davacının iddiası gibi 2.750 TL ücretle çalıştığı kabul edilerek yapılan maddi tazminat hesabı esas alınarak karar verildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda; sigortalının olay tarihinde yaptığı iş, mesleğindeki kıdemi dikkate alınarak TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile ilgili meslek odalarından (sendikalı olmadığının anlaşılması halinde sendikalardan bildirilen ücretlerin dikkate alınamayacağını da gözeterek) araştırmak ve bu ücrete göre yapılacak hesabı hükme esas alarak davacıların tazminat istemleri hakkında usule uygun karar vermek gereğinin gözetilmemesi bozma sebebidir.

4. Yukarıdaki açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde Mahkemece yapılacak iş.

23.03.2016 tarihli kök hesap raporunun tebliği üzerine davacı vekilinin 25.04.2016 tarihli dilekçesi ile "bilirkişi raporunu oluşturan unsurlarda değişiklik olması veya maddi hatadan kaynaklanan nedenlerle doğacak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere bilirkişi raporunda yapılan maddi tazminat hesap ve miktarlarına itirazı bulunmadığını " belirterek aynı dilekçe ile rapora göre talebini arttırdığı, takip eden celsede "ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini" talep ettiği dikkate alındığında davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek,

bu raporda esas alınan işlemiş devre tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmamak, yukarıda açıklanan şekilde belirlenecek kusur oranını ve ücreti 23.03.2016 tarihli kök rapora uygulamak ve ilk pesin sermaye değerli gelirin davalı kusuruna isabet eden miktarını tenzil ederek düzenlenecek hesabı hükme esas alarak davacıların tazminat istemleri hakkında usule uygun karar vermekten ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.

VI. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/8153, K. 2024/12264, 3 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. A. Temyiz Sebepleri
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. VI. Karar
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8153
Karar No
2024/12264
Tarih
3 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/8405 K.2024/19407
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/8565 K.2024/19783
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/8602 K.2024/12654
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/8624 K.2024/18571
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/8845 K.2024/19212
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/8901 K.2024/19778

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.