KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/8325 E., 2024/13601 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/877 E., 2023/908 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Serik 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/3 E., 2022/133 K.
Karar Metni
1.398 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı TEDAŞ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılardan ...'a ait tarlada sera yapımında çalışırken yüksek gerilim hattından geçen elektriğin çarpması sonucu kazaya uğradığını, davalılardan ...'ın tarlasında bulunan TEDAŞ'a ait elektrik direğine bir süre önce yıldırım düştüğünü ve direğin kırıldığını, TEDAŞ tarafından kırılan direğin köy muhtarlığı ve diğer davalı tarafından kaza meydana gelinceye kadar değiştirilmediğini beyanla, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 2.500 TL manevi ve 2.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 1.036.138,77 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; işçi-işveren ilişkisinin mevcut olmadığını, kazanın oluşumuna diğer davalı TEDAŞ'ın sebep olduğunu, davalı müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığını, sera üzerinde çalışırken su içip artan suyun fazlasını serinlemek maksadıyla kendi üzerine döktüğünü, olayın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı TEDAŞ vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, kazanın olduğu yerdeki hattın 1978 yılında geçirildiğini, davalının sera yapmadan önce müvekkiline müracaat etmesi gerektiğini, yine sera yaptırırken yatay ve düşey mesafelere dikkat etmesi gerektiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 21.11.2005 tarihli SSK Teftiş Kurulu raporuna göre olayın iş kazası olduğu belirlenerek davacıya sürekli iş göremezlik gelirinin bağlandığı, 06.05.2015 tarihli ATK 3. İhtisas Kurulu Raporuna göre davacının kaza nedeniyle maluliyet oranının %43.2 olduğu ve iyileşme sürecinin olduğu tespit edildiği, 07.07.2015 tarihinde SGK tarafından önceki oranda iyileşme olduğundan bahisle yeniden rapor talep edildiği, 26.03.2018 tarihli YSK raporunda maluliyet oranının %80 olduğu, ancak davacının 2 yıl sonra muayene edilmesi gerektiği belirtildiği,
23.07.2018 tarihli SGK ya yazılan müzekkere cevabında maluliyet oranının %78.65 olarak değerlendirildiği, 20.09.2021 tarihli ATK 2. İhtisas Kurulu Raporuna göre tüm raporlar arasındaki çelişkiler giderilerek davacının %73 oranında meslekte kazanma gücü kaybı olduğunun tespit edildiği, 20.06.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kazanın meydana gelmesinde; davalı TEDAŞ Müessese Müdürlüğünü'nün %25 oranında kusurlu olduğu, davalı ...'ın %60 oranında kusurlu olduğunun, kazalı ...'ın %15 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği,somut olayda ayrı bir iş kazası tespit davası açıldığı, bu davanın bekletici mesele yapıldığı,
ayrıca davacının iyileşme durumu mevcut olduğundan maluliyet oranını tespiti için pek çok rapor alındığı en son rapor tarihinin 20.09.2021 olduğu bu haliyle zararın ve kusurun tespit tarihleri de nazara alındığında davacının taleplerin zamanaşımına uğramadığı, her ne kadar kazanın meydana gelmesinde davacının da kusuru bulunsa da sonucun ağırlığı, davacının %73 oranında malul kalarak ağır bedensel zarara uğraması, kazanın davacının yaşayışına etkisi, dava tarihinden bu yana ekonomik koşulların değişmesi,
paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, işçinin yaşı, gözetilerek davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne;" 1.036.138,77 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 25.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25.09.2003 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı TEDAŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle, tüzel kişilere karşı açılan tazminat davalarında ceza davaları ile bağlantılı olarak uzamış zamanaşımı uygulanamayacağı, davacıların tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu olayın meydana geldiği tarih itibarı ile elektrik dağıtım faaliyetleri ayrı bir tüzel kişiliğe sahip ... tarafından yürütüldüğünden davanın müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından davalı ... ile birlikte müvekkiline karşı açılan rücu davasında,
davalı ...'in davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın taleplerini karşılaması sonucunda karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiğini, böylece maddi-manevi tazminat davasında davacının maddi tazminat talebinin konusuz kaldığını, dava konusu iş kazası nedeniyle davalı ...'in işveren sıfatına sahip olması ve kusur oranının büyüklüğü dikkate alınarak davalıların kusur oranları, davacı tarafa karşı sorumluluklarının ayrı olarak belirlenmesi ve ayrı ayrı sorumluluğa hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiklerini bildirmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, iş kazasının 25.09.2003 tarihinde meydana geldiğini, davacının ıslah dilekçesini 28.07.2022 tarihinde verdiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tazminat davasının çok uzun süre devam etmesinin davacının kasıtlı ve kötüniyetli tutum ve davranışlarından kaynaklandığını, inceleme ve araştırma yapılması için ilgili kurumlara gitmeyerek davanın uzamasına sebep olduğunu, müvekkiline atfedilebilecek en ufak bir kusur ve ihmal bulunmadığını, davanın uzaması nedeni ile müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını bildirerek kararın kaldırılmasını talep ettiklerini belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı işyerindeki çalışmalarının Kurum'a bildirilmediği, Kurum tarafından iş kazası tespiti yapılıp davacıya gelir bağlandıktan sonra davalı ... vekili tarafından iş kazası olmadığının tespiti için dava açıldığı, bu davanın kesinleştiği, eldeki davada bu davanın sonucunun beklendiği, Kurum tarafından belirlenen maluliyet oranının tekrar yapılan inceleme sonunda arttığının tespit edildiği, yine Kurum tarafından ihbar üzerine yapılan araştırma sonunda aldığı kararlarda son karara kadar kontrol muayene şartı koyduğu,
Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu ile Kurumun belirlediği maluliyet oranı arasında çelişki oluşması sebebiyle Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan rapor alınmasının yasal zorunluluk olduğu, maluliyet oranının kesin olarak belirlenmesi üzerine maddi tazminatı miktarı yönünden hesap raporu alındığı gözetildiğinde, davacının maluliyet oranının kesin olarak belirlenmesine kadar olan süreçte kaza nedeniyle oluşan zararın kapsam ve niteliğini kesin olarak öğrenemediği, maluliyet oranının kesin olarak belirlendiği Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun raporunun davacıya 12.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği,
davacı tarafça bu tarihte zararın kesin şekilde öğrenildiğinin kabul edilmesi, talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının bu tarih esas alınarak değerlendirilmesi gerektiği, 28.07.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat yönünden zamanaşımı gerçekleşmediğinden Mahkeme'nin zamanaşımı itirazını kabul etmeyerek davanın esası hakkında karar vermesinde hata olmadığı,
davalı şirketin, davacının talebinden devir sözleşmesi gereği Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin sorumlu olduğuna ilişkin itirazının Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. vekilinin beyan dilekçesi ekinde sunduğu davalı şirket ile Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. arasında yapılan sözleşme hükümleri ve kazanın gerçekliği tarih dikkate alındığında yerinde olmadığı, Kurum tarafından açılan rücuan alacak davasının yapılan yargılamasında davalı ...'in Kurum zararını yapılandırma ile karşılaması sebebiyle davacının alacağı kalmadığı itirazının da Kurum tarafından bildirilen davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerine itiraz olmaması,
kusur durumuna göre bunun hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi, hesap edilen maddi tazminat miktarına itiraz olmaması sebebiyle yerinde olmadığı, davalıların Kanun hükümleri gereği davacının taleplerinden müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları, davalıların kusur durumu ile ilgili alınan raporlarının olaya uygun olduğu, davalı TEDAŞ'ın sadece olayda kendilerinin sorumlu tutulacak eylemi bulunmadığı bildirilerek karara itiraz edildiği, istinaf sebebine göre davanın kabulüne ilişkin Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TEDAŞ vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı TEDAŞ vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir.
3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı TEDAŞ vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/8325, K. 2024/13601, 23 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama