KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/8709 E., 2023/9520 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/438 E., 2023/146 K.
- Hüküm/karar
- Ret
Karar Metni
1.277 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde rücuan tazminat davasında davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile asıl ve birleşen davada; davacı Kuruma bağlı ... - 83 sayılı dosyada işlem gören davalı işyeri işçilerinden ... sicil numaralı ...'ın 22.11.1998 tarihinde çalışmakta iken geçirdiği kalp krizi sonrasında vefat ettiğini, sigortalının vefatı sonucu hak sahibi eşine gelir bağlandığını beyanla, kusur ve miktar bakımından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL gelirin onama tarihinden, masraf ve ödemelerin ise sarf ve tediye tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, dava konusu olayın ve işçinin vefatının bir iş kazası olmadığını, müteveffa işçi ...'ın silindir operatörü görevi ile mevsimlik sigortalı işçi olarak kısa dönem çalıştığını, ölümünün kalp krizi nedeniyle doğal bir şekilde gerçekleştiğini, işverenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, işyeri koşullarından doğan tehlike ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2016 tarihli ve 2015/270 Esas, 2016/120 Karar sayılı kararıyla; yargılamanın 12.01.2016 tarihli celsesinde, davalının varsa kusur oranının tespiti için, kaza ve kusura ilişkin tüm delillerini sunmak üzere davacı kuruma iki haftalık kesin süre verilmiş, ancak davacı kurumun kazanın/vefatın meydana geliş şekline, kusura ve olaya ilişkin delil sunmadığı, davacı tarafça meydana gelen kazada davalının kusurunun bulunduğu hususunun ispatlanamaması nedeniyle, davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 07.03.2019 tarih ve E.2016/16558, K.2019/2167 sayılı kararında; "...Mahkemece, davacı Kurum vekilinin dava dilekçesi içeriğinde belirtilen delilleri gözeterek gider avansı yatırmış olduğu da irdelenmeden, ara karar ile davacı Kuruma delillerini bildirmesi gerektiğinin ihtar edilmesinin hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğünü kaldırmadığı gözetilmeli, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmelidir..Mahkemece, davacı Kurum vekilinin dava dilekçesi içeriğinde belirtilen delilleri gözeterek gider avansı yatırmış olduğu da irdelenmeden,
ara karar ile davacı Kuruma delillerini bildirmesi gerektiğinin ihtar edilmesinin hakimin davayı aydınlatma yükümlülüğünü kaldırmadığı gözetilmeli, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmelidir." gereğine işaret edilerek söz konusu karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2023 tarih, E.2019/438, K.2023/146 sayılı kararı ile işverenin iş kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, dosyada mevcut bilgi belgeler itibariyle sigortalının yaptığı iş ile kaza arasında illiyet bağının olmadığı yönünde rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı kurum vekili;hatalı kusur raporunun hükme esas alındığını, olayda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015/21-983 E. 2019/252 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesi göz önünde tutularak kaçınılmazlık ilkesi gereği davalının iş kazasının meydana gelmesinde % 60 oranında kusurlu olması gerektiğinin sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Dava, 22.11.1998 tarihinde meydana gelen ve Kurum sigortalısının vefatı ile sonuçlanan kalp krizi nedeniyle, sigortalı hak sahibine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelir zararının rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunu'nun 26 ncı maddesidir. Anılan madde uyarınca Kurumun rücu alacağından sorumluluk ancak kusurun varlığı halinde mümkündür.
Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, tazminat davasında verilen kararın güçlü delil oluşturduğu hususu ile ceza davasında belirlenen maddi olguların bağlayıcı olacağı hususu da gözetilmek suretiyle sigortalı ile davalının ve varsa dava dışı kişilerin kusur oran ve aidiyetleri konusunda rapor alınması gereklidir.
2.Kusur raporlarının, olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün 2 nci vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi. “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.
İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir.
İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74 üncü maddesi (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanun'u 53 üncü madde) hükmü uyarınca hukuk hakimi ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı değilse de kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlıdır.
Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof. Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61 ) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır
Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi hükmüne göre, kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini hususunda hukuk hakimi ceza mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de ceza mahkemesinde saptanan maddi olgularla bağlı olduğundan, mahkumiyetin kesinleşmesi halinde mahkum olanlara az da olsa bir miktar kusur verilmesi gerekmektedir.
3.Eldeki davada ise makine mühendisi bilirkişiden alınan "ölüm olayının meydana gelmesinde davalı işverenin kusurunun bulunmadığı, müteveffa ...'ın bünyesel özelliklerinden kaynaklı kalıtsal faktörlerin %100 oranında etkili olduğunu" bildiren kusur raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
4.Mahkeme kararı eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Mahkemece yapılacak iş; davacının "kalp rahatsızlığı" nedeniyle alınmış bir istirahat raporunun bulunup bulunmadığı, ölüm olayından önceki tarihlerde sigortalının bünyesini zorlayacak bir çalışma yaptırılıp yaptırılmadığı, olay günü sigortalıyı işyerinde rutin dışında bir gerginlik ve stres içine sokacak bir olayın cereyan edip etmediği araştırılmalıdır.
Ayrıca, kalp krizinde, kişinin yaşının, beslenme şekli ve kültürünün, genetik özelliklerinin ve bünyevi yapısının, tütün bağımlılığı, alkol kullanımı, egzersiz durumunun, cinsiyetinin de faktör olduğu, sağlığının çeşitli faktörlerinin bir araya gelmesiyle bozulabileceği; ayrıca işyerinde çalışma şartlarının kalp krizini tetikleyip tetiklemediği hususlarının kusurun ağırlığının değerlendirilmesinde dikkate alınacağı işyeri hekimliği, işgücü sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman olan bir kardiyoloğun da yer alacağı bilirkişi heyetinden iş kazası ile çalışma şekli arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı,
illiyet bulunuyorsa kalp krizinin oluşumunda işverenin kusurunun bulunup bulunmadığının saptandığı, kusuru mevcut ise kusurunun ağırlığının değerlendirildiği kusur raporu alınmalıdır. Mahkemece belirtilen esaslara ve usule uygun olmayan bilirkişi raporu esas alınarak, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayanan yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/8709, K. 2023/9520, 11 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama