KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/938 E., 2023/1591 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2023
Karar Metni
1.103 kelime·6 dk okuma·16 bölüm
...
MAHKEMESİ
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI
2022/829 E., 2022/1728 K. ...
İLK DERECE MAHKEMESİ
Kozluk Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI
2021/63 E., 2022/28 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve feri müdahil kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve feri müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Bakanlık bünyesinde Kozluk İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü - Halk Eğitim Merkez Müdürlüğüne bağlı iş yerinde usta öğretici olarak 01.10.1991-31.05.2007 tarihleri arasında ayda 30 gün süre ile çalıştığını ancak hizmetlerinin kuruma eksik bildirildiğini ileri sürerek, hizmet akdine dayalı olarak geçen ve eksik bildirilen sürelerin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; davacının sözleşmeli öğretmen olarak değil ücretli öğretmen olarak çalıştığını, ücretli öğretmenlerin ise ayda 30 gün üzerinden sigortalılıklarının bildirilmediğini, ay içinde çalıştıkları ders saatinin 7,5 saate bölünmesi ile ulaşılan gün sayısının prim günü olarak bildirildiğini ve davacı adına yapılan bildirimlerde eksiklik bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2.Feri müdahil Kurum vekili; davacının Kuruma başvurmadan eldeki davayı açması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacının çalışmalarının Kuruma eksiksiz bildirildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne, 1-Davacının kuruma bildirilmeyen 643 çalışma gün sayısında sigortalı olduğunun tespitine, 2-10.01.2022 tarihli bilirkişi raporunun 2-3-4 sayfasındaki tablonun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... vekili; davacının sigorta primlerinin çalıştığı saatlerin 7,5 saate bölünerek kuruma bildirildiğini, tespiti mümkün hizmetinin bulunmadığını belirterek, kararı istinaf etmiştir.
2.Feri müdahil SGK vekili, eksik inceleme ile varılan sonucun hatalı olduğunu, aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ve feri müdahil kurum vekilleri istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Feri müdahil vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 79/10 maddesidir.
3. Değerlendirme Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 149 uncu (HMK’nun 28 inci) maddesinde de bu husus belirtilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 381 inci (HMK’nun 294 üncü) maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanunun 388 inci(HMK’nun 297 nci) maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/1-3 üncü maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde: “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 389 uncu (HMK’nun 298 inci) maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı gibi, mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Bir başka ifade ile mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür.
Kısa karar, bir davayı sona erdiren ( Niha-i ) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388 inci (HMK’nun 297 nci) maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23E 268 K, 2012/6-97 E 203 K , 2012/10-149 E 291K sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Mahkemece, kısa kararda “davanın kabulüne, 1-Davacının kuruma bildirilmeyen 643 çalışma gün sayısında sigortalı olduğunun tespitine, 2-10.01.2022 tarihli bilirkişi raporunun 2-3-4 sayfasındaki tablonun kararın eki sayılmasına ” denilmek suretiyle, usul ve yasaya uygun şekilde kısa karar oluşturulmaksızın gerekçeli karar yazıldığı anlaşılmaktadır. Ortada hukuki varlık kazanmış bir karar mevcut olmadığı gibi hüküm bu yönüyle infaza da elverişli değildir. Davacının hangi dönemlerde kaç gün çalıştığı hükümde açıkca belirtilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, kamu düzeni amacıyla konulmuş, emredici hükümlerden olan yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırı olarak davanın yürütülüp sonuçlandırılması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/938, K. 2023/1591, 23 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama