KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/9500 E., 2023/8302 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1695 E., 2022/1268 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Adana 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/340 E., 2019/228 K.
Karar Metni
1.300 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 6111 sayılı Kanun'a göre yapılan borçlanma işleminin kabulü ile 01.04.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekilli tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili, davacının 18 yaşından itibaren tarım işi ile uğraştığını, 13.11.1997 tarihinden itibaren Ziraat Odası üyesi olduğunu, davacının devamlı çiftçilik yaptığı için 2011 yılında çıkan Kanun ile 05.05.2011 tarihinde 3539 günlük Bağ-Kur hizmeti borçlanarak 12.315,00 TL ödeme yaptığını, 2017 yılı Mart ayına kadar tahakkuk ettirilen Bağ-Kur primlerini her ay ödedikten sonra 16.03.2017 tarihinde emeklilik talebinde bulunduğunu, Kurum tarafından 01.10.2008 öncesi Ziraat Odasındaki kaydının usulsüz olduğu gerekçesiyle yaşlılık aylığı talebinin reddedildiğini belirterek davacının borçlanma işleminin kabulü ile 01.04.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacının 15.06.1998 tarihli müstahsil makbuzuna göre 01.07.1998 tarihinde tescilini yaptırdığını, davacının sadece Ziraat Odası kaydının bulunup, başka destekleyici kaydının bulunmadığını, Ziraat Odası kayıtlarının usulüne uygun olmadığından tahsis talebinin reddedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile Uyuşmazlığın davacının Ziraat oda kaydının bulunmasına rağmen, oda kaydında usulüne uygun tutulmaması nedeniyle davacının primleri iptal edilmesinden dolayı doğduğu, ancak 6552 sayılı kanunun 58. maddesi ile eklenen 5510 sayılı Kanun geçici 54. Maddesi gereğince oda kayıtlarının geçerlilik kazandığı, davacının 31.12.2013 tarihinden önce de davalı Kuruma Bağ-Kur prim borçlarını ödediği,
dinlenen tanıklarında davacının sürekli çiftçilik yaptığını beyan etmeleri, davacı adına tarlaların olması dikkate alınarak davacının 01/08/1998-30/04/2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur'lu olduğu, ancak davacının iptal edilen günlerin geçerli sayılması halinde toplam prim gününün 4237 olduğu, bu nedenle aylık bağlanma şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, davacının 01/08/1998-30/04/2008 tarihleri arasında 2926 sayılı yasa kapsamında Tarım Bağ-Kur'lu olduğunun tespiti ile aksi Kurum işleminin iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacının 15.06.1998 tarihli müstahsil makbuza göre 01.07.1998 olarak tescili yapıldığını, davacı müstahsil tarihinden bu güne kadar aralıksız hizmet alabilmesi için müstahsil tarihinden önce başlayan ve bugüne kadar devam eden ziraat odası kaydı ya da müstahsile ilişkin tapu, kooperatif birlik kaydının bulunması gerektiğini, davacının sadece İmamoğlu Ziraat Odası kaydı olduğunu, sadece ziraat odası kaydının bulunup başka destekleyici kaydın bulunmaması durumunda ziraat odasının kayıtları usulüne uygun olmadığı için geçersiz sayıldığından davacıya aralıksız hizmet verilemeyip tahsis talebi geçersiz sayılacağı belirtilerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından 05.05.2011 tarihinde Kuruma başvurmak sureti ile yapılandırma talebinde bulunulduğu ve borçların ödendiği anlaşılmakla Mahkemenin kabulünün yerinde olduğu tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355 inci maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmayan Mahkeme hükmüne karşı yapılan istinaf taleplerinin, HMK 353/1 –b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde yer verdikleri hususları belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir..
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 6111 sayılı Kanun'a göre yaptığı borçlanma işleminin kabulü ile 01.04.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2926 sayılı Kanun'un 2,5,7,9 ncu maddeleridir.
3. Değerlendirme Somut dosyada; 24.06.1998 tarihli tevkifat kesintisine istinaden 01.07.1998 tarihinde davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında tescilinin yapıldığı, 01.01.1998-16.08.2011 ve 06.01.2012 devam şeklinde Ziraat Odası kaydının bulunduğu, davacının 6111 sayılı Kanun kapsamında ihya talebinde bulunarak 01.07.1998-30.04.2008 dönemini borçlanarak 26.07.2011 tarihinde ödediği anlaşılmaktadır.
Kurumun 13.05.2015 tarihli, 344 sayılı raporunda; davacının 24.06.2017 tarihli müstahsil makbuzuna göre 01.07.1998 tarihinde tescilinin yapıldığı, bu tarihten itibaren kesintisiz hizmet alabilmesi için müstahsil tarihinden önce başlayan ve devam eden Ziraat Odası kaydının ya da müstahsile ilişkin tapu, koop., birlik kaydının bulunmasının gerektiği, sadece Ziraat Odası kaydının bulunduğu belirtilerek, davacının Ziraat Odası kaydı denetleyici başka kaydın bulunmaması ve Ziraat Odası kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılmıştır. Davacının 16.03.2017 tarihli tahsis talebi, Ziraat Odası kaydının geçersiz sayılması ve dolayısıyla hizmet sürelerinin değişmesi nedeniyle prim gün sayısı eksik kaldığından reddedilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, davacının 01.08.1998-30.04.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ise de hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2926 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde, Kanun'la veya Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu,
sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanun'un 9 uncu maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanunun 10 uncu maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun'da, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, ya da tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
Ayrıca 2926 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.'nın 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, davacının 2926 sayılı Kanun'a tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak prim ödemesi, ürün satışı veya bu satışlardan yapılan prim tevkifatı bulunup bulunmadığı hususları ayrıntılı olarak araştırılmalı, buna göre sigortalılık şartlarının oluşup oluşmadığı tespit edilmeli, elde edilecek sonuca göre davacı talebi değerlendirilerek karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
1
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9500, K. 2023/8302, 18 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama