KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/9616 E., 2023/11588 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2023
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/39 E., 2023/155 K.
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.719 kelime·9 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 5434 sayılı Yasa kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, 01.06.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti ile hak edilen aylıkların yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin 01.10.1971 doğumlu olup Harp Okuluna giriş tarihinin 03.10.1988 tarihi olduğunu mecburi hizmet süresi dolduktan sonra 26.02.2008 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrıldığını, akabinde özel sektörde göreve başladığını, halen devam etmekte olduğunu ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde hizmet ettiği sürece FHZ sürelerinin ilgili kanunlar çerçevesinde yaştan da geriye doğru düşülmesi için 17.05.2019 tarihinde davalı İdareye talepte bulunduğunu, davalı İdarenin 12.07.2019 tarihinde tebliğ edilen 26.06.2019 tarihli 9250428-51171429/346176 sayılı cevabi yazısıyla, emekli olamayacağı,
yaşının 01.10.2021 tarihinde dolacağının bildirildiğini, müvekkilinin Türk Silahlı Kuvvetleri-Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve sonrasındaki çalışmaları karşısında Fiili Hizmet Zammı sürelerinin (FHZ) ilgili kanunlar çerçevesinde yaş haddinden ve sigorta başlangıç tarihinden geriye götürülerek düşürülmesine, emeklilik yaşının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının istifa ettiği tarihe kadar 4/c kapsamında bu tarihten sonra 4/a kapsamında sigortalı olduğunu hizmetlerinin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, bozmadan önceki kararı ile "...Açılan davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak davacının 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin hem sigortalılık başlangıcı hem de yaş haddini geriye götürecek şekilde uygulanmasına ve davacının emeklilik yaşının 49 yaşını doldurduğu 16.11.2016 tarihi olduğunun tespitine, dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacı hakkında fiili hizmet zammı süresinin istenildiği şekilde uygulanabilmesinin mümkün olmadığını buna göre davanın reddi yerine kabulüne dair verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi bozma öncesindeki kararı ile "..,Somut olayda; davacının 506 sayılı Yasanın geçici 81/B-g alt bendine göre (23.05.2002 deki 14 yıl 8 ay 10 günlük hizmeti nazara alındığında) 25 yıl sigortalılık süresi, 50 yaş ve en az 5375 gün prim ödemesinin bulunması halinde yaşlılık aylığına hak kazanacağı, 50 yaşını 01.10.2021 tarihinde dolduracağı, 5434 sayılı Kanun'u 205/son ve 506 sayılı Kanun'un ek 39 uncu maddesi gereği fiili hizmet süre zammının tamamının yaş haddinden indirilmesi gerektiği buna göre 01.10.2021 tarihinden 3yıl 10 ay 15 gün indirildiğinde 16.11.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı koşullarını sağlamış olup, mahkemece emeklilik yaşının 49 yaşını doldurduğu 16.11.2016 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Davacının tahsis koşulları 16.11.2017 tarihinde oluştuğu halde 23.05.2002 tarihinden sonra gerçekleşen hizmetleri nedeniyle hak kazandığı fiili hizmet zammının 506 sayılı Kanun'un geçici 81 inci maddesi gereğince aylık bağlama koşullarının belirlenmesinde dikkate alınması hatalı ise de, davacının 17.05.2019 tarihinden önce tahsis talebi bulunmadığının belirgin bulunmasına göre bu yanlışlık sonuca etkili görülmemekle, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun oy birliği ile esastan reddine ilişkin karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin bozmaya konu kararına karşı süresi içinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekillince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, bozma kararında: "..2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.” hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.
Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Kanun kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Kanun'un Ek 39 uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Kanun'da yer alan “fiili hizmet zammının”,
iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı,
5434 sayılı Kanun'un 11 inci kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak,
5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Kanun'daki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Kanun kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir.
Başka bir deyişle, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli,
sonucuna göre bir karar verilmelidir." denilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...2829 sayılı Kanun gereği, 506 sayılı ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki sigortalı hizmetleri birleştirilen davacının aylığa hak kazanma koşullarının tespitinde 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden indirilmesinin kabulü doğrultusunda, 17.05.2019 tarihli tahsis talebine göre sigortalılık başlangıç tarihi 15.10.1989 tarihi olan davacının 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-j maddesine göre tahsis şartlarının (24.05.1988 – 23.11.1989 tarihleri arasında işe başlayan erkek sigortalılar) 25 yıl sigortalılık süresi, 51 yaş,
5450 primi ödenmiş gün sayısı olduğunun dikkate alınarak 01.10.1971 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 01.10.2022 tarihinden 3 yıl, 10 ay, 15 günlük fiili hizmet zammı süresinin düşülmesiyle hesaplanan (15.10.1989 tarihli işe başlangıcı dolayısıyla 25 yıllık sigortalılık süresini doldurmuş olduğu ve 12015 prim ödeme gün sayısının bulunmasına göre 5450 prim ödeme gün sayısı şartını da tamamlamış olduğu) 16.11.2018 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis şartlarını hak etmiş olduğu değerlendirilerek davacının 17.05.2019 tarihli tahsis talebi doğrultusunda takip eden ay başı olan 01.06.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması
gerektiğini tespitine karar verilmiştir.
Aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, davanın kısmen kabulü ile;
davacının 3 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmet süresinin yaş haddinden indirilmesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının 17.05.2019 tarihli tahsis talebi doğrultusunda takip eden ay başı olan 01.06.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi gereğince yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık yasal sürenin sonundan itibaren yasal faiz işletilerek yaşlılık aylıklarının yasal faizleri ile birlikte davalı tarafından davacıya ödenmesine,.." dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; davasındaki taleplerin tamamen yerine getirilmesi gerektiğini, buna göre uygun şekilde bir karar verilmesi gerektiğini belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı temyiz dilekçesinde; davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, esasen Kurum işlemlerinin yerinde olduğunu ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını, istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun'un 32 nci vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 506 sayılı Kanun kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği ve tahsis şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususundadır.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 1 inci maddesi ile 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılama ve davacı hakkında tahsis şartlarının belirlenmesine dair uygulama yerinde ise de, aylıkların geç ödenmesi nedeniyle işleyen faizler bakımından, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” hükmü uyarınca, Kurum'un,
yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren (örneğin 01.01.2019 tarihine göre 01.04.2019 tarihinden) faiz alacağı ile sorumlu tutulacağı nazara alındığında, mahkemece bu durumun dikkate alınmaması ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar verilmesi de, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; 1.Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının hükmün 1. bendinin tamamen silinmesi ile yerine “1-Davanın kısmen ile davacıya 01.06.2019 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlanması ve hak edilen aylıkların 01.09.2019 tarihi başlangıç kabul edilerek, her bir aylık için hak kazanılan tarihten itibaren yasal faizi ile davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine” kelimelerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9616, K. 2023/11588, 21 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama