KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/9814 E., 2024/12263 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/896 E., 2023/1500 K.
- Karar
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- Orhangazi 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/321 E., 2022/647 K.
Karar Metni
1.341 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 23.01.2016 tarihinde çekiç ile döküm parçasına vurduğu sırada parçadan çıkan metal çapağın sağ gözüne girmesi sonucu yaralandığını, işverenler tarafından davacıya koruyucu ekipman teslim edilmediğini, gerekli iş güvenliği eğitimlerinin verilmediğini, olay yerinde gerekli uyarı levhaları bulunmadığını ve emniyet sağlanmadığını, davalının ağır kusurlu olması nedeni ile müvekkilinin mağdur olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi tazminatın iş kazası tarihinden faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 12.11.2020 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 208.545,60 TL olarak arttırmış ve başvurma harcı yatırmak suretiyle 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş akdinin devamı süresince kendi kusurlu ve ihmali davranışları neticesinde birçok kez iş kazası geçirdiğini, işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin tüm önlemlerin eksiksiz alındığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkili işverenin herhangi bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 23.1.2016 günü, davacının iş yerinde mamul ürünün besleyici parçasını balyozla kırması sırasında sıçrayan çapağın gözüne gelmesi nedeniyle iş kazasının meydana geldiği, SGK'nın iş kazası inceleme raporunda olayın iş kazası olarak tespit edildiği, SGK Bölge Sağlık Kurulunun 01.12.2017 tarihli kararında göre davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %39,2 olarak belirlendiği,
SGK tahkikat raporu, 20.02.2019 havale ve 12.07.2019 havale tarihli bilirkişi raporlarında balyozla parça kırma işlemini yaparken kendisine verilen koruyucu gözlüğü kullanmayarak kendi güvenliğini sağlama konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermeyen kazalı ...’un kazanın meydana gelmesinde %40 oranında kusurlu olduğu,
parçaların balyozla kırılması ile ilgili yapılan çalışmaları güvenli olacak şekilde organize etmeyen, çalışanlara verilen ve yapılan işe uygun kişisel koruyucu donanımların (koruyucu gözlük, yüz siperliği vb.) kullanılıp kullanılmadığını denetlemeyen ve kullanımını sağlamayan, parçaların balyozla kırılması ile ilgili iş güvenliği maddelerini de içeren çalışma talimatlarını oluşturup çalışanlara duyurmayan, çalışanlara yapılan işin tehlike ve riskleri konularında iş güvenliği eğitimlerinin davranış değişikliği yaratacak düzeyde verilmesini sağlamayan, yapılan çalışmaları iyi bir organizasyon kurarak gözetim ve denetim altında bulundurmayan,
iş güvenliği kurallarına uygun çalışma yapılıp yapılmadığını kontrol etmeyen, denetlemeyen ve izlemeyen davalı işveren Componenta Dökümcülük Tic. ve San. A.Ş.’nin (Döktaş Dökümcülük Tic. ve San.
A.Ş.) kazanın meydana gelmesinde %60 oranında kusurlu olduğu yönündeki kusur raporlarına mahkemece itibar edildiği, hesap raporunda, davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle net zararının 619.373,31 TL" olarak hesaplandığı, Mahkemenin 2022/36 E. sayılı dosyasında SGK tarafından işverene karşı yapılan yargılamada getirtilen belgelerde 5.594,11 TL hastane-ilaç masrafı yapıldığının görüldüğü, davalı işyerinin kusuru oranında 5.594,11 TL'nin %60'ı olan 3.356,46 TL indirilerek maddi tazminat miktarının 616.016,85 TL olarak tespit edildiği,
olayın meydana gelmesindeki kusur durumu tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, "davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 616.016,85 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabul, kısmen reddi ile 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık beyanları, toplanan kanıtlar ve iş güvenliği uzmanı bilirkişilerin kusura ilişkin tespitleri nazara alındığında davalı vekilinin kusura ilişkin istinafının yerinde görülmediği,
iş kazası nedeniyle oluşan sürekli iş göremezliğin yol açacağı ekonomik zararın belirlenebilmesi için davacının çalışması karşılığında elde ettiği tüm gelir unsurları belirlenerek hesaplama sırasında dikkate alınacağından davalı vekilinin bu husustaki istinafına değer verilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının işyerindeki çalışmasının sona erdiği Eylül 2017 dönem bordrosundaki ücreti esas alınmış olup davalı vekilinin aksi yöndeki iddiasına itibar edilmediği, davalı vekili İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karardaki verilerle bağlı kalınmadığı,
usulü kazanılmış haklarının ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı davacı tarafça da istinaf edildiğinden ve manevi tazminatın yanı sıra maddi tazminata ilişkin hüküm davacı tarafça istinaf konusu edildiğinden ilk derece mahkemesi kararında bu yönüyle bir isabetsizlik görülmediği, hükme esas alınan 19.10.2022 tarihli hesap raporunda “TRH 2010” tablosu esas alınarak hesaplama yapılmış olup davalı vekilinin istinafına değer verilmediği,
pasif dönem hesabının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına da uygun şekilde, asgari geçim indirimi eklenmeksizin, bilinen en son asgari ücret esas alınarak hesaplanması ve bu doğrultuda hüküm kurulmuş olması, davacının maluliyeti nedeniyle günlük yaşamını sürdürürken yaşlılık yıllarında da zorlanacak olması nedeniyle pasif dönemin de maddi tazminat hesabında dikkate alınması yerinde görüldüğünden davalı vekilinin bu husustaki istinafına değer verilmediği,
davacı vekilinin maddi tazminat hesabına yönelik istinafı yönünden ise bilirkişi raporunda, bilinmeyen dönem bakımından yapılan %10 arttırımın düşük olduğuna dair istinaf nedeni yerinde görülmediği, bununla birlikte, İlk Derece Mahkemesince, hesaplanan maddi tazminat tutarından hastane-ilaç masrafı adı altında davacıya yapılan ödemenin davalının kusuruna karşılık gelen tutarı indirilmiş olup dava dilekçesinde hastane-ilaç masrafı talep edilmediği gibi hesap raporunda da davacının iş kazası nedeniyle yoksun kaldığı gelir hesaplanmış olup hastane, ilaç masrafı gibi harcamalara yer verilmediğinden,
hesaplanan maddi tazminat tutarından hastane, ilaç masrafının tenkisi hatalı olduğu, 35.000,00 TL takdir edilen manevi tazminatın kaza tarihindeki ekonomik koşullara ve davacının maluliyetine nazaran düşük olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle "davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkemenin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 619.373,31 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 23.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince hüküm tarihine en yakın güncel asgari ücrete göre yeniden hesaplama yapılarak hüküm kurulması gerektiğini, gerçeğin veya gerçeğe yakın ihtimalin belli olması halinde %10 varsayımsal artış yerine gerçek ücretlerin tazminat hesabında esas alınması gerektiğini, yargılama giderinin hatalı hesaplandığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalının ilgili mevzuat gereğince üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, kusuru bulunmadığını, %60 kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, davayı kısmi dava olarak açtığını ve istinaf kaldırma kararı öncesi ıslah hakkını kullandıklarını, 26.10.2022 tarihli talep arttırım dilekçesi esas alınarak karar verilemeyeceğini, fahiş oranda yüksek tazminat hesaplaması yapıldığını, usuli müktesep hakların ihlaline yol açtığını, davacının gerçek ücreti bilinebilir ve belirlenebilir nitelikte olmasına rağmen,
müvekkil şirkette çalıştığı dönem için dahi asgari ücrete oranlama yapmak suretiyle ücret tespiti yapıldığını, davacının maluliyeti %60 altında olduğundan pasif dönem için hesap yapılmaması gerektiğini, TRH-2010 tablosunun baz alınmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9814, K. 2024/12263, 3 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama