KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2023/9890 E., 2023/11618 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/560 E., 2022/114 K.
- Karar
- Kabul
Karar Metni
2.073 kelime·10 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerektiğinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkili şirketin 1090261 işyeri sicil numaralı işyeri ile ilgili olarak 6111 sayılı Kanun ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 10 uncu madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği Md.103/4.f. hükümlerine dayanarak geçmiş dönemlere ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik yaptığı başvurunun davalı kurum tarafından reddine dair kurum işleminin iptali ile müvekkili şirketin anılan yasa ve yönetmelik hükümleri çerçevesinde ilgili sigorta prim teşviki uygulamasından geçmiş dönemler bakımından yararlanma talebini içeren 09.12.2015 tarih 17181146 sayılı başvurusunun hukuka uygun olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı kanunla yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı genelgenin yürürlükte olduğunu,
bu genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde " Aylık prim ve hizmet belgesinin kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde " 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde Kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğunu bu nedenlerle de yersiz ve haksız açılmış olan davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, ilk kararı ile "...Davanın kabulü ile davalı Kurum'un davacının başvurusu üzerine vermiş olduğu 60179026/98113568-20202 121917706 sayılı ve 22/07/2016 tarihli idari işlemin iptaline, davacının 2012/3-4-5-6-7-8-9-10-11-12, 2013/1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12, 2014/1-2-3, 2015/4-5-8-9-10-11 dönemlerine ilişkin sigorta prim teşvikinden faydalanmak için Beypazarı SGK'ya yapmış olduğu 11.07.2016 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun işleme alınması gerektiğinin tespitine " dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, Kurum işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, ilk bozma ilamı ile "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17 nci madde ile
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir.
Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir.
Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.”
Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumunun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir." denilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararı ile "...Mahkememizce bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama neticesinde 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 21.03.2018 tarihinde yürürlüğe girdiği, davanın bu tarihten önce açılmış olduğu görülmekle anılan maddedeki amir hüküm gereğince konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Diğer yandan, davanın açıldığı tarih itibarıyla davacının dava açmakta haklı olduğu, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yasa hükmü uyarınca karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinden dolayı davacının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı, ayrıca 5510 sayılı Kanun'a eklenen ek 17 nci madde de yargılama giderlerinin idare üzerinde bırakılacağının ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedileceğinin belirtilmiş olduğu dikkate alınarak, konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına,..." dair karar verilmiştir.
C. 2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin verdiği son bozma kararı ile "Mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir.
Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir.
Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında ...'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
Anayasa'nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu re'sen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur.
Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir.
Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de 5510 sayılı Kanun'un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir. denilerek karar 2 nci kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Kurum sözkonusu Genelgede mevcut sigorta primi teşvik uygulamalarında,bir sigortalının aynı anda birden fazla sigorta primi teşviki kapsamına girmesi durumunda, işverenlerin bahse konu sigortalıyı tercih edecekleri herhangi bir sigorta primi teşvikinden Kuruma bildirmelerinin mümkün olduğunu kabul etmekte, ancak değişiklik taleplerinin bu Genelge esas alınmak suretiyle yapılması gerektiğini Genelge sonrasında yapılan değişiklik taleplerini kabul etmemektedir.
Somut konusu olayda, davacı işveren tarafından 2011/5-6-7-8-9-10-11-12, 2012/1-2-3-4-5-6 -7-8-9-10-11-12, 2013/1-2-3-4-5-6-7-8- 9-10-11-12, 2014/1-2, 2015/8-9-10-11-12 ve 2016/1-2-3-4-5 dönemlere ilişkin olarak 6111 sayılı Kanunla getirilmiş olan işveren primi teşviğinden yararlanmak üzere Kuruma verilen ek ve iptal bildirgelerin sözkonusu Genelge'ye istinaden Kurum'un 02/08/2016 tarihli işlemi ile reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davacı Şirket'in aynı anda Yasakoyucu tarafından çıkartılan birden fazla işveren primi teşviki kapsamında olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, Kurumun Genelge ile Yasa koyucu tarafından getirilen işveren teşvikinden yararlanma hakkına sınırlama getirip getiremeyeceği noktasında toplanmaktadır.
İdareler Yasa koyucu tarafından çıkartılan Yasaların uygulama usul ve esaslarını belirlemek için düzenleyici işlemler yapabilir iseler de Yasalar tarafından belirlenen hakların sınırlanması sonucunu doğuracak şekilde düzenleyici işlemler yapamazlar. Söz konusu Genelge ile davacı şirketin işveren primi teşvikinden yararlanma hakkı sınırlandırılmıştır.
Hal böyle olunca, davacı şirketin Genelgeden sonra değişiklik talebinde buluduğu gerekçesiyle Yasal olarak yararlanma hakkı olan işveren primi teşvikinden yararlanmasını engelleyen işleminin hakkaniyet kuralları gereği de yerinde olmadığından,
davanın kabulü ile davalı Kurum'un davacının başvurusu üzerine vermiş olduğu 60179026/98113568-20202 1202803 06 sayılı ve 02.08.2016 tarihli idari işlemin iptaline, davacının 2011/5-6-7-8-9-10-11-12, 2012/1-2-3-4-5-6 -7-8-9-10-11-12, 2013/1-2-3-4-5-6-7-8- 9-10-11-12, 2014/1-2, 2015/8-9-10-11-12 ve 2016/1-2-3-4-5 dönemlerine ilişkin sigorta prim teşvikinden faydalanmak için Beypazarı SGK'ya yapmış olduğu 11.07.2016 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun işleme alınması gerektiğinin tespitine,..." dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 4447 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 10 uncu maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir. Dava tüm tarafları bakımından konusuz kalmadıkça inceleme yapılması ve uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir.
2.Eldeki davada, Mahkemece uyulan bozma ilamı sonrasında davacı şirketin davalı Kurumdan ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası kapsamında başvurusunun varlığı sorulmuş ve davalı Kurumun cevabi yazısında davacı şirketin ek 17 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında başvuruda bulunduğu ve davacının davaya konu ettiği tüm dönemler bakımından 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya dair Kuruma verdiği belgelerin işleme alındığı hususu ile birlikte davacının talebine göre mahsup işlemlerinin de gerçekleştirilmiş olduğunun belirtilmesi karşısında,
davacı şirketin açtığı bu dava ile 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerinden faydalandırılmaya yönelik olarak Kuruma verilen belgelerin işleme alınmasını talep ettiğine göre, dava konusu istem bakımından davanın konusuz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9890, K. 2023/11618, 21 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama