KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/10301 E., 2025/11544 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/221 E., 2024/231 K.
Karar Metni
1.835 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen meslek hastalığı iddiasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı iş yerinde 01.04.2002 tarihinde işe başladığını, işe başlamadan önce tüm yönleri ile sağlıklı olduğuna dair sağlık raporları aldığını ve bunun üzerine işe kabul edilip işbaşı yaptığını, müvekkilinin davalı iş yerinde sürekli olarak yerdeki cam kırıklarını toplayıp palet üzerine koyma işini yapması nedeniyle devamlı yere eğilip kalkmasına bağlı olarak meslek hastalıklarından kabul edilen bel fıtığı olduğunu, başvurusu üzerine SGK'nın müvekkilinin bu nedenle %13,10 oranında sürekli iş göremezlik oranı bulunduğunu tespit ettiğini, bu maluliyet oranına müvekkilinin itiraz ettiğini,
itirazı üzerine maluliyet tespit çalışmalarının Yüksek Sağlık Kurulunca sürdürüldüğünü, malul kalması sebebiyle meslekte kazanma gücünün bir kısmını kaybeden müvekkilinin Türk Borçlar Kanunu'na göre davalı işverene karşı maddi tazminat talep hakkını kazandığını, müvekkiline ödenen aylık ücretlerin bordrolarında aynen gösterildiğini beyanla 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yapmış olduğu işin anılan meslek hastalığına yakalanmasını gerektirecek bir iş olmadığını, davacının temper şefliği bünyesinde Şubat 2016 – Nisan 2017 tarihleri arasında çalıştığını, temper gabarilerinin üretime hazırlanması işinin verildiğini, gün içinde yaptığı işin üretimde kullanılan gabarilerin kullanım açısından uygunluğunu kontrol etmek, uygun olmayanların bakımını yapmak olduğunu, bakımdan kastın;
ağırlıkları 100 - 200 gr. arasında olan komparatör saatlerinin eksiklerini tamamlamak ve bozuk olanları tamir etmek olduğunu, oturarak çalıştığını, gabarileri kendi gücüyle taşıması veya itmesinin söz konusu olmadığını, forklift ve transpalet yardımıyla taşındıklarını, çalışma süresi boyunca temper kalıp atölyesinde diğer kalıp ustaları ile aynı ortamda çalıştığını, davalı tarafından, davacı dahil tüm çalışanlara koruyucu malzemeler verildiğini, iş yeri dosyasında yer alan eğitim katılım formları ve diğer bilgi/belgelerin bu durumu kanıtladığını,
davacının meslek hastalığına yakalandığı ve bunun kusurunun işverene ait olduğu yolundaki iddialarının mesnetsiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı hakkında SGK tarafından bildirilen maluliyet oranını kabul etmediklerini, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte; davanın kabulüne karar verilecek ise dava konusu meslek hastalığı nedeni ile SGK tarafından davacıya ödenen tutarlarının tespit olunarak, bu tutarların belirlenecek olan tazminat tutarından indirilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.09.2020 tarihli kararıyla davacının bel fıtığı hastalığının mesleki olmadığının Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edildiği, davacının hastalığının davalı nezdindeki çalışmasından dolayı ortaya çıktığının ispat edilemediği, ilgili Adli Tıp Kurumu raporlarında da belirtildiği üzere bel fıtığının böyle bir işte çalışmayan kişilerde de görülebileceği, iş yeri dışındaki herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği, bu bağlamda davacının yakalandığı hastalıktan dolayı davalının kusurundan söz edilemeyeceği, 22.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda olayın iş kazası olmadığının belirtildiği,
meslek hastalığı ile ilgili açıklama yapılmadığı, raporun soyut ve gerekçesiz olduğu, işverene hangi gerekçe ile kusur izafe edildiğinin yeterince açıklanmadığı, davacının hastalığının mesleki olmaması nedeniyle davalıya kusur izafe edilen bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği göz önüne alınarak; söz konusu hastalığın mesleki olmaması ve davalı işverenin kusurunun bulunmaması gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 10.01.2023 tarihli kararı ile ... Sanayi A.Ş. ile Kurum kayıtlarında davacının işvereni olarak görünen ve dava dilekçesinde de davalı olarak belirtilen...
Otomotiv A.Ş. arasında devir, intikal, bölünme ya da birleşme ilişkisi bulunup bulunmadığını, keza Bölge Adliye Mahkemesi'nce hakkında hüküm kurulan ve karar ilamı başlığında da davalı olarak gösterilen ...Fabrikaları A.Ş. ile ... Sanayi A.Ş. ve...
Otomotiv A.Ş. arasında aynı şekilde bir devir, intikal, bölünme veya birleşme ilişkisi bulunup bulunmadığının, giderek davacıda meslek hastalığına yol açtığı iddia olunan çalışmaların dönemleri dikkate alınarak o dönemlerde davacının hangi işverenin/işverenlerin sigortalısı olduğunu tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesinden sonra çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 18.04.2024 tarihli kararla davacının işvereninin zaten dava dilekçesinde de davalı olarak gösterilen...
Otomotiv A.Ş. olduğu, davacının bel fıtığı hastalığının mesleki olmadığının Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edildiği, davacının hastalığının davalı nezdinde çalışmasından dolayı ortaya çıktığının ispat edilemediği, ilgili ATK raporlarında da belirtildiği üzere bel fıtığının böyle bir işte çalışmayan kişilerde de görülebileceği, iş yeri dışındaki herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği, bu bağlamda davacının yakalandığı hastalıktan dolayı davalının kusurundan söz edilemeyeceği, 22.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda olayın iş kazası olmadığının belirtildiği, meslek hastalığı ile ilgili açıklama yapılmadığı,
raporun soyut ve gerekçesiz olduğu, işverene hangi gerekçe ile kusur izafe edildiğinin yeterince açıklanmadığı, davacının hastalığının mesleki olmaması nedeniyle davalıya kusur izafe edilen bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği göz önüne alınarak; söz konusu hastalığın mesleki olmaması ve davalı işverenin kusurunun bulunmaması nedeniyle maddi ve manevi zararlardan sorumlu olmayacağı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meslek hastalığı iddiasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, Sosyal Güvenlik Kurumunun bel fıtığı hastalığını davacı yönünden meslek hastalığı olarak kabul ettiği, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 10.06.2015 tarihli sağlık kurulu raporunda özetle astım tanısının mesleki olmadığı, Lumbar ve diğer intervertebral disk bozukluğu tanısının mesleki olduğu, uyku apnesi nedeniyle gece vardiyasında çalışmasının uygun olmayacağı, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 02.08.2016 tarihli 0409 sayılı sağlık kurulu kararında; meslek hastalığının anlaşıldığı tarihin 10.06.2015 olduğu,
İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 10.06.2015 tarihli raporundan itibaren sürekli iş göremezlik oranının %13.10 olduğu, 2 yıl sonra kontrol muayenesi gerektiği, yardıma muhtaç olmadığına karar verildiği, Yüksek Sağlık Kurulunun 25.04.20 17... /2803 sayılı Kararında sigortalının lomber ve diğer intervertebral disk bozuklukları radikülopati hastalığının Çalışma Gücü Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit işlemleri yönetmeliğine göre mesleki olduğuna, mesleki maluliyet oranının % 13,10 olduğuna, başka birinin sürekli bakımına muhtaç olmadığına, 10.06.2017 tarihinde kontrol muayenesi gerektiğine oy birliği ile karar verildiği,
İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 22.06.2017 tarihli sağlık kurulu raporunda; ofiste veri girişi işleri yaptıktan sonra gabari bakım işleri yaptığı, kontrol lomber MR'da L3-4, L5-S1 solda sınırda ekstrüde HNP olduğu, opere lomber ve diğer intervertebral disk bozuklukları radikülopati hastalığının mesleki olduğu, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 11.09.2017 tarihli sağlık kurulu kararında.
İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 22.06.2017 tarihli sağlık kurulu kararı esas teşkil ederek azalma sebebiyle karar değişikliği olduğu, kişide bulunan lomber ve diğer intervertebral disk bozuklukları radikülopati hastalığının mesleki hastalık olduğu, sürekli iş göremezlik oranının %0 olarak tespit edildiği, maluliyet gerekmediği, yardıma muhtaç olmadığı, kontrol gerekmediği, Yüksek Sağlık Kurulunun 10.01.20 18... /2803 sayılı Kararında.
Sigortalının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre değerlendirildiğinde, adı geçende mevcut intervertebral disk bozuklukları (radikulopati ile) hastalığının mesleki olduğuna, maluliyet gerekmediğine, başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığına, kontrol muayenesi gerekmediğine, oy birliği ile karar verildiği, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kurulunun 15.04.2019 karar tarih ve 6617 Karar numaralı mütalaasında; mevcut astım hastalığının mesleki olmadığı, kişide lomber discopati hastalığının mevcut olduğu,
kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin disk hernisi açısından etkisinin olabileceği ancak disk hernilerinin böyle bir işte çalışmayan kişilerde de görüldüğü, ayrıca disk hernisinin işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği dikkate alındığında hastalığının mesleki olup olmadığının belirlenemediği cihetle maluliyet oranı hakkında görüş bildirilemediği oy birliği ile mütalaa olunduğu, Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu’nun 12.03.2020 tarihli mütalaasında mevcut astım hastalığının mesleki olmadığı, kişide lomber discopati hastalığının mevcut olduğu,
kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin disk hernisi açısından etkisinin olabileceği ancak disk hernilerinin böyle bir işte çalışmayan kişilerde de görüldüğü, ayrıca disk hernisinin işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği dikkate alındığında hastalığının mesleki olup olmadığının belirlenemediği cihetle maluliyet oranı hakkında görüş bildirilemediğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanun'un 14. maddesinde meslek hastalığının, 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, (b) bendi kapsamındaki sigortalı bakımından ise kendisi tarafından öğrenmeden sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi Kuruma bildirilmesinin zorunlu olduğu,
meslek hastalığı ile ilgili bildirimler üzerine gerekli soruşturmaların, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla yaptırılabileceği, hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esasların, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceği, yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıkların,
Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanacağı düzenlenmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye,
usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.
Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda meslek hastalığı olduğu iddia olunan hastalığın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından meslek hastalığı olarak kabul edildiği, ne var ki Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi ve İkinci Üst Kurul kararlarında hastalığının mesleki olup olmadığının belirlenemediği cihetle maluliyet oranı hakkında görüş bildirilemediğinin belirtildiği, bu haliyle Adli Tıp Kurumu tarafından açıkça hastalığın meslek hastalığı olduğu veya olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılamadığı anlaşıldığına göre Mahkemece davacıda tespit edilen hastalığın mesleki olmadığı ve davalı işverenin kusuru bulunmadığı kabulünden hareketle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa hastalığın işveren yönünden de meslek hastalığı olduğunun, hem Kurum hem de işveren yönünden sürekli iş göremezlik oranının tespiti, azalma veya artma söz konusuysa tarihinin tespiti noktasında dava açmak üzere süre vermek, bu davayı bekletici mesele yaparak kesinleşmesinden sonra çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10301, K. 2025/11544, 9 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama