KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/10503 E., 2024/11426 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/444 E., 2024/80 K.
- Karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.072 kelime·5 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasında İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine davacılar vekilinin temyiz istemi hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı SGK Başkanlığı tarafından davacılara 2009/31524, 2009/31525, 2013/49753, 2013/49754, 2015/16929, 2015/16928 takip numaralı icra emirlerinin usulsüz olarak 20.08.2019 günü ... ve ... adına 18 yaşından küçük ...’a tebliğ edildiğini yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, davacıların takiplerden tesadüfen haberdar olduğunu, borçtan davacıların sorumluluğunun olmadığını, icra emrine konu borcun ... Yapı Mal. Ltd.
Şti.’nin Arapsuyu Mah. 1072 Ada 1 Parseldeki Anatolia İnşaatında taşeron olarak yer alan Üstün Çelik’in inşaatında çalışmayan işçileri çalışmış gibi göstermesinden kaynaklandığını, bu nedenle Antalya 3. Ticaret Mahkemesinin 2012/40 E. sayılı dosyasından dava açıldığını, Antalya 5. İş Mahkemesi 2012/662 E. sayılı dosyasından ise Üstün Çelik tarafından inşaatta haksız işçi bildirimi yapıldığı tespit edilerek SGK’nın işleminin iptaline karar verildiğini, ayrıca limited şirket ortaklarına şirket aleyhine takip yapıp borca batık durumu tespit edilmeden takip yapılamayacağını,
... ve ... aleyhine yapılan takibin bu nedenle iptalinin gerekeceğini belirterek 2009/31524, 2009/31525, 2013/49753, 2013/49754, 2015/16929, 2015/16928 takip numaralı amme alacağı ödeme emri ve ödeme emrine konu alacağın gerçek olmaması nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emirlerinin iptalini, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava şartı yokluğundan süre yönünden reddinin gerektiğini, davanın esası yönünden 1132273.07 sicil sayılı dosyada işlem gören ... Yapı Ltd. Şti.
2 no.lu taşeronu Üstün Çelik’in ödenmeyen borçlarından dolayı 2009/31524-31525, 2013/49753-49754 2015/16929-16928 takip nolu dosyalar ile 5510 sayılı Kanun'un 12, 88 ve 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35 inci maddesi uyarınca icra takibine geçilerek davacılara ödeme emri gönderildiğini, ödeme emirlerinin 20.08.2019 tarihinde tebliğ edilip 15 günlük süresi içerisinde davanın açılmadığını, ... Yapı Ltd.
Şti. tarafından Antalya 5. İş Mahkemesinin 2012/662 E. sayılı dosyasından başlatılan (bozma sonrası 2018/2 E., 2019/28 K.) davada davacının SGK’ya borçlu olduğuna karar verildiğini dosyanın temyiz aşamasında olduğunu, şirketin borca batık hali tespit edilmeden şahıslar adına takip yapılamayacağı şeklindeki değerlendirmenin hukuki olmadığını, mevzuat gereği şirket yönetim kurulu üyeleri üst düzey yönetici yetkilisi ile kanuni temsilcilerin kuruma karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli ve 2019/234 Esas, 2022/186 Karar sayılı kararı ile davacı ... Yapı Ltd. Şti. ile dava dışı Üstün Çelik arasında alt-üst işverenlik ilişkisinin devam ettiği 2009/3-2011/1 dönemindeki 2009/31524-31525, 2013/49753-49754, 2015/16929-16928 no.lu dosyalara konu edilen prim ve İSP borçları yönünden davacı ... Yapı Ltd.
Şti.’nin Kuruma borçlu olduğu, ayrıca Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen 24.09.2019 tarihli yazı ve eklerinden davacı ...’ın (ödeme emirlerinin konusu olan dönem dikkate alındığında) 05.12.2008-10.12.2012 tarihleri arasında ... Yapı Ltd. Şti.’nin 25 hisse ile ortak olduğu, ...'ın ise bu dönemde şirketin hissedarı ve temsil ve ilzama yetkili olduğu, bu bağlamda davacıların Kurum borcundan sorumlu oldukları anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli ve 2022/3737 Esas, 2022/3813 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Antalya 2. İş Mahkemesi 2019/234 Esas 2022/186 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 13.03.2023 tarihli 2023/2426 - 2023/2375 sayılı kararında; "...2. Davacı ... yönünden eldeki dava dosyası incelendiğinde, ödeme emirlerine konu Kurum borcunun 2009/4-2011/1 inci ay dönemleri arasına ilişkin olduğu, davacı ... asıl Kurum borçlusu olan diğer davacı limited şirkette 30.12.2003 tarihinden itibaren ortak olup, ödeme emirlerinin konusu olan dönem dikkate alındığında 05.12.2008-10.12.2012 tarihleri arasında 25 hisse ile şirket ortaklık payının bulunduğu, temsil ve ilzam yetkisinin ise bulunmadığı anlaşılmaktadır.
3. Davacı ...'ın Kurum borçlusu limited şirketten tahsili mümkün olmayacağı anlaşılan Kurum alacakları bakımından ortak olduğu dönemle ilgili olarak, hissesi oranında sorumlu olması doğal ve yasal gerekliliktir.
4. Davaya konu somut olayda ise Mahkemece davacı ...'ın şirket ortaklığı dönemindeki borçlarından dolayı hissesi oranında sorumlu olduğu gözetilmeksizin borçların tamamından sorumlu olacak şekilde bir karar verilmesi hatalı olup, eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen karar davacılardan ... yönünden bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 1.Davacı ... ve ... Yapı Ltd. Şti. Yönünden davanın reddine, 2.Davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 2009/31524, 2019/31525, 2013/49753, 2013/49754, 2015/16928, 2015/16929 takip numaralı ödeme emirlerinin %25 hissesi dışında kalan miktarlar yönünden iptaline, ödeme emirlerine konu borcun %25'inden sorumlu olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyizi; davacılardan ... yönünden verilen kararın bozulması gerektiğini, ...’ın her ne kadar temsil ve ilzam yetkisi bulunmasa dahi şirket ortaklığı nedeniyle şirketin borçlarının tamamından sorumluluğunun bulunduğunu, bu açıdan hisse oranına göre değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından davacılar adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10503, K. 2024/11426, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama