KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/10681 E., 2024/12346 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/303 E., 2024/177 K.
Karar Metni
1.613 kelime·8 dk okuma·14 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... Genel Elektrik Makine San. ve Tic. Ltd.
Şti. vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketine bağlı Gaziantep 12. İletim Tesis İşletme Müdürlüğü bünyesinde bulunan trafo merkezlerinin güvenlik hizmetleri hariç işletilmesi işine ilişkin aldığı ihale kapsamında götürü bedelli hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre grup mühendisi olarak çalıştırılması öngörülen personelin işyerlerinde sürekli bulunmaları gerekmeyip ayda en az bir defa trafo merkezlerini dolaşmak, ziyaret sırasında tespit ettiklerini işyeri defterine yazmak,
çağrıldığında trafo merkezinde hazır bulunmak ve ay sonunda rapor düzenleyerek işverene teslim etmek ile görevli olduklarını, bu çalışma düzenine göre ay içindeki toplam fiili çalışma süresi 7,5 saate bölünerek bulunan gün sayısı üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirim yapıldığını, grup mühendislerinin emekli olmaları ve başka işlerde çalışmaları nedeniyle kısmı süreli çalışmayı tercih ettiklerini, buna rağmen Kurum tarafından gönderilen 15.08.2007 tarihli ve 481115 sayılı yazıda ... ’ın 2006 yılı 2, 3, 4, 5; ... ...’ın 2006 yılı 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12; 2007 yılı 1, 2, 3 ve 4;
Aktan İnan’ın 2005 yılı 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 2006 yılı 1 inci aylarında çalışmalarının eksik bildirildiği, bildirimin ayda 30 gün üzerinden yapılması gerektiğinin belirtildiğini, yapılan itirazların reddine karar verilerek 27.02.2008 tarihli ve 12218 sayılı işlem ile davacı şirkete mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun (506 sayılı Kanun) 140 ıncı maddesinin (A) bendine göre 36.474,00TL idari para cezası uygulandığını, idare mahkemesinde açılan dava devam ederken Kurumun bu sefer takip başlatarak ödeme emirleri gönderdiğini, bu uygulama ve işlemlerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 03.11.2008 tarihli ve 69076, 69077, 69078,
69079, 69085, 69098, 69099, 69100, 69103, 69104, 69105, 69106, 69107 ve 69108 sayılı toplam 27.069,62 TL meblağlı 14 adet ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde; davacı Şirketin ... , ... ... ve ... isimli sigortalıları 30 gün çalıştırmasına rağmen ay içerisinde sadece 4 veya 5 gün çalışıyor gibi gösterdiğini, yapılan araştırmalar ve ihale makamı ile gerçekleştirilen yazışmalar sonucunda bu durum tespit edilerek gerekli yaptırımların uygulandığını, bu nedenle kurum işleminin kanuna uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddi gerektiği savunmuş ayrıca davacının haksız çıkması hâlinde %10 haksız çıkma tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.04.2013 tarihli ve 2009/168 E., 2013/295 K. sayılı kararı ile davacı Şirket tarafından idari para cezasının iptali istemiyle Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinde açılan 2008/1201 Esas sayılı davada dava konusu işlemin iptaline karar verilirken karar gerekçesinde grup mühendisleri ... , .... ve ...’ün fiili olarak ayda 30 gün çalıştırıldığına dair somut belge bulunmadığı, varsayıma dayalı olarak ek aylık prim ve hizmet belgelerinin verilmemesi üzerine davacı şirketin idari para cezasıyla cezalandırılmasının hukuka uygun olmadığının belirtildiği,
görülmekte olan bu davada ise davalı Kurum tarafından ... , ... ve ... ’ün ayda 30 gün çalıştırıldıkları hâlde 4 veya 5 gün çalıştırılıyor gibi gösterildiği gerekçesi ile prim aslı ve gecikme zammı tahakkuk ettirilerek davacı şirkete ödeme emri gönderildiği ancak idare mahkemesi dosyasından anlaşılacağı üzere söz konusu grup mühendislerinin fiilen 30 gün çalıştıklarına ilişkin somut bilgi ve belge bulunmadığı, davalı Kurumca varsayıma dayalı olarak prim ve gecikme zammı tahakkuk ettirilip takip başlatılmasının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 24.02.2014 tarihli ve 2014/1664 E., 2014/2922 K. sayılı kararı ile; "...idari para cezası kararının davacı şirkete tebliğ edilip edilmediği, edilmiş ise itiraz hakkının kullanılıp kullanılmadığı, itiraz edilmiş ise itiraz hakkında karar verilip verilmediği, komisyon kararının tebliği hususları araştırılmamıştır.
Öte yandan davacı şirket hakkında 3 ayrı idari para cezasının düzenlendiği, 12222 sayılı Kurum işleminin iptaline dair İdare Mahkemesi kararının Danıştay’ca onandığı ancak 12213 ve 12218 sayılı işlemlerin iptaline dair İdare Mahkemesi kararlarının kesinleşip kesinleşmediğine dair dosyada aydınlatıcı bir belge bulunmadığı gibi davaya konu 14 adet ödeme emrinin (tamamı 22.391,00 TL) idari para cezasına ilişkin olmasına karşın İdare Mahkemesince iptaline karar verilen idari para cazaları ile takibe konu edilen idari para cezalarının tamamen veya kısmen aynı olup olmadığının araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca 2008/12574 sayılı ödeme emrinde muhatap olarak ... ismi yazılı olup işyeri sicil numarası aynı olmakla birlikte aynı takip dosyasından davacı şirket hakkında düzenlenmiş ödeme emri dosyada bulunmamaktadır.
Yapılacak iş, idari para cezası kararının davacı şirkete tebliğ edilip edilmediğini, edilmiş ise itiraz hakkının kullanılıp kullanılmadığını, itiraz edilmiş ise itiraz hakkında bir karar verilip verilmediğini ve idari para cezalarının bu aşamada takibinin mümkün olup olmadığını araştırmak, takibe konu edilen idari para cezalarının İdare Mahkemesince iptaline karar verilen idari para cazaları ile tamamen veya kısmen aynı olup olmadığını, başkaca bir iptal davası olup olmadığını ve kararın kesinleşip kesinleşmediğini araştırmak,
2008/12574 sayılı takip dosyasından davacı şirket hakkında düzenlenmiş ödeme emri olup olmadığını Kurumdan sormak ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir." gerekçesi ile karar bozulmuştur.
B. Mahkemenin Direnme Kararı
Mahkemenin 14.05.2015 tarihli ve 2014/1243 E., 2015/847 K. sayılı kararı ile Diyarbakır 2. İş Mahkemesi tarafından benzer konuda verilen 26.09.2012 tarihli ve 2008/544 E., 2012/624 K. ile 2008/546 ve 2012/625 K. sayılı kararların Yargıtay 21. ve 10. Hukuk Daireleri tarafından onandığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
C. Hukuk Genel Kurulunun Bozma Kararı
Direnme kararının süresi içinde davalı Kurum vekilince temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli 2016/10(21)-1065 Esas 2021/450 Karar sayılı kararı ile ; " öncelikle icra takiplerinin dayanağını oluşturan idari para cezası kararının davacı şirkete tebliğ edilip edilmediği, edilmiş ise davacı şirketin idari para cezasına itiraz edip etmediği, itiraz hakkını kullanmış ise komisyonca karar verilip verilmediği ve komisyon kararının tebliğ edilip edilmediği araştırılarak bunlara ilişkin belgeler getirtilmelidir.
Öte yandan davacı şirkete 27.02.2008 tarihli ve 12222, 12213 ve 12218 sayılı Kurum işlemleri ile 3 adet idari para cezası verildiği, bunlardan 12222 sayılı Kurum işleminin iptaline ilişkin idare mahkemesi kararının kesinleştiği, diğer iki idari para cezası ile ilgili idare mahkemesi iptal kararlarının kesinleşip kesinleşmediği konusunda dosya içinde bilgi ve belge bulunmadığı dikkate alındığında; bu kararların kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak ilgili evrakın dosyaya kazandırılması sağlanmalıdır.
Bundan başka dava konusu edilen 14 adet ödeme emrinin tamamının 22.391 TL idari para cezasına ilişkin olması, idare mahkemesindeki davalara konu edilen idari para cezalarının miktarlarının farklılık arzetmesi karşısında idare mahkemesince iptaline karar verilen idari para cezaları ile ödeme emirlerine konu idari para cezalarının tamamen veya kısmen aynı olup olmadığı belirlenmelidir. Son olarak. 2008/12574 takip nolu ödeme emrinde muhatabın ...
Etem olduğu gözönüne alınarak aynı takip dosyasından davacı şirket hakkında düzenlenmiş ödeme emri olup olmadığı tespit edilmelidir "gerekçesi ile karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
Mahkemenin 15.11.2022 tarih ve 2021/447 Esas, 2022/524 Karar sayılı kararı ile Yargıtay HGK kararı sonrasında yapılan yargılamada davalı Kurum tarafından verilen 07.10.2022 tarihli cevabi yazının incelenmesinde uyuşmazlığa konu icra takip dosyalarında tahsil işleminin bulunmadığı, davacı şirketin kayıtlarının Gaziantep SGK İl Müdürlüğüne aktarılması sebebiyle icra takiplerinin iptaline dair verilen 11.04.2018 tarih ve 2603050 sayılı yazıda mevcut talimat sebebiyle icra takip dosyalarının iptal edildiği, uyuşmazlığa konu edilen takip dosyalarının halihazırda derdest olmadıkları ve eldeki davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 22.03.2023 tarihli ve 2023/5595 E., 2023/5696 K. sayılı kararı ile; "...Eldeki dosyada, SGK'nın 09.02.2022 tarihli yazısı ile borçlu şirketin 12.04.2018 tarihinde tüm borcunu ödediği ve dosyanın kapandığını bildirdiği. 11.04.2022 tarihli yazısında borçlu şirketin 7143 sayılı Kanun ile borcunu yapılandırarak ödediğini ifade ettiği.
07.10.2022 tarihli yazıda ise dava konusu işyerine ait borçların daha önceki yazılarında sehven ödenerek kapandığı bilgisinin verildiği belirtilerek, işyeri sicil dosyalarının Gaziantep Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne naklinin yapıldığı, bu sebeple işyeri dosyalarının naklinin yapılabilmesi için icra iptali yapıldığı, ancak ilgili dosyaların tahsil edilerek kapanmasının söz konusu olmadığı, işyeri dosyası ile ilgili icra dosyalarında yapılandırma başvurusu bulunmadığı, işverence sunulan teminat mektubunun ise söz konusu idari para cezalarına ilişkin olarak çözdürülmediği,
işveren şirketin diğer prim borçlarına mahsup edildiği bilgisinin verildiği görülmektedir.
Mahkemece, Kurumun dosyada mevcut yazıları arasındaki çelişki giderilerek, iş bu davada iptali talep edilen ödeme emirlerine konu borçların Kurum tarafından tahsil edilip edilmediği açık ve net olarak belirlenmeli, davanın konusuz kalıp kalmadığı bu yönde irdelenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçesi ile karar bozulmuştur.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Dördüncü Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada SGK'nın cevabi yazıları arasındaki çelişkinin giderilmesi adına Kuruma yeniden müzekkere yazıldığı, davalı Kurum tarafından verilen 18.03.2024 tarihli cevabi yazıda özetle davaya konu icra takip dosyalarının iptal edildiğinin belirtildiği, uyuşmazlığa konu edilen takip dosyalarının halihazırda derdest olmadıkları ve eldeki davanın konusuz kaldığı değerlendirilerek dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; davanın 2 defa takipsiz bırakılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, kararın yerinde olduğu kabul edilse bile kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkin davanın konusuz kalıp kalmadığı, yargılama giderlerinin ne suretle takdir edileceğine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10681, K. 2024/12346, 4 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama