KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/1081 E., 2026/1471 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2026
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/718 E., 2022/1471 K.
Karar Metni
1.714 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davada Mahkemenin 14.05.2014 tarih ve 2012/806 Esas, 2014/275 Karar sayılı kararı ile davacının 01.01.1988 - 21.03.2006 tarihleri arasında davacı şirkete/işverene ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verildiği, ...
Güvenlik İl Müdürlüğü'nün söz konusu kesinleşmiş hizmet tespiti kararına istinaden 01.01.1988 - 21.03.2006 dönemi için 19.06.2005 tarihli yazı ile 76.097,50 TL (10.176,09 TL s.p ve i.s.p, 65.921,41 TL gecikme zammı olmak üzere ceman 76.097,50 TL) tahakkuk ettirip şirketi Temmuz 2015 ayından itibaren devlet katkısından (sigorta primleri işveren hissesi teşviklerinden) yararlandırmadığı, oysa 01.01.1988 - Mayıs 2005 tarihleri arası sigorta primleri, işsizlik sigortası primleri ve bunların gecikme zammının (70.860,40 TL kısmın) zamanaşımına uğradığı, zamanaşımına uğramamış Haziran 2005 - Mart 2006 dönemine ilişkin 5.237,10 TL'nı ödediği,
zamanaşımına uğramış 01.01.1988 - Mayıs 2005 dönemine ilişkin 70.860,40 TL kısmı yatırmadığı/yatırmayacağı/ödemeyeceği, bu nedenle davalı Kurum ...
Güvenlik İl Müdürlüğü'nün şirket hakkında 19.06.2015 tarihli yazı ile tesis edilen sigorta primleri, işsizlik sigortası primleri ve bunların gecikme zamlarından 70.860,40 TL kısmının zamanaşımına uğradığının / borcunun bulunmadığının tespitine, Kurumun 19.06.2015 tarihli işleminin iptaline, şirketin 5510 sayılı Kanunun 81/1-ı, 2 maddesinde öngörülen sigorta primleri işveren hissesi teşviklerinden Temmuz 2015 tarihinden itibaren yararlanmasına; birleşen davada 2019/..., 2019/..., 2019/..., 2019/..., 2019/... dönemlerine ait işsizlik sigorta prim borcu ve gecikme zammının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu Kurum alacağının zamanaşımına uğramadığı, Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 01.03.2016 tarihli ve 2015/714 Esas, 2016/362 Karar sayılı kararla hizmet tespitine ilişkin hüküm nedeniyle Kurum alacağı (sigorta primi alacağı vs), tespit hükmünün kesinleştiği 26.03.2015 tarihi itibarıyla doğmuş olup, ilama bağlı alacak zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 01.03.2016 tarihli ve 2015/714 Esas, 2016/362 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 24.10.2018 tarihli ve 2016/9035 Esas, 2018/8493 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...İnceleme konusu dosya kapsamından, Van 1. İş Mahkemesinin 14/05/2014 tarih ve 2012/806-2014/275-E/K sayılı kararı ile davacının 01/01/1988 - 21/03/2006 tarihleri arasında davacı müvekkil şirkete/işverene ait işyerinde çalıştığının tespitine karar verildiği, bu kararın 26.03.2015 tarihinde Yargıtay 21. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, ...
Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün söz konusu kesinleşmiş hizmet tespiti kararına istinaden 01/01/1988-21/03/2006 dönemi için 19/06/2015 tarihli yazı ile 76.097,50 TL (10.176,09 TL s.p ve i.s.p, 65.921,41 TL gecikme zammı olmak üzere ceman 76.097,50 TL) tahakkuk ettirip müvekkil şirketi Temmuz 2015 ayından itibaren devlet katkısından (sigorta primleri işveren hissesi teşviklerinden ) yararlandırmadığı, bunun üzerine davacı şirketçe 01/01/1988-Mayıs 2005 dönemine ilişkin 70.860,40 TL kısmı zamanaşımına uğradığından bahisle yatırılmayıp, zamanaşımına uğramayan Haziran 2005-Mart 2006 dönemine ilişkin 5.237,10 TL'sini ödendiği,
ve işbu dava ile davalı kurum ...
Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün davacı şirket hakkında 19/06/2015 tarihli yazı ile tesis edilen sigorta primleri, işsizlik sigortası primleri ve bunların gecikme zamlarından 70.860,40 TL kısmının zamanaşımına uğradığının/borcunun bulunmadığının tespitini, kurumun 19/06/2015 tarihli işleminin iptalini, şirketin 5510 sayılı yasanın 81/1-ı, 2 maddesinde öngörülen sigorta primleri işveren hissesi teşviklerinden Temmuz 2015 tarihinden itibaren yararlanması gerektiğinin tespiti talep edildiği, mahkemece hizmet tespitine ilişkin hüküm nedeniyle kurum alacağının, tespit hükmünün kesinleştiği 26/03/2015 tarihi itibarıyla doğmuş olduğu,
ilama bağlı alacağın zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
506 sayılı Kanun'un 80. maddesinde 3917 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda zamanaşımı süresi bakımından, 3917 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde öngörülen on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımının başlangıç tarihi, anılan Kanun'un 128. maddesi hükmü gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ile durmasına ilişkin 132. ve ardından gelen maddelerindeki düzenlemeler de burada uygulama alanı bulmaktadır.
08.12.1993 tarihi ve sonrasına ilişkin prim ve gecikme zammı borcu yönünden ise, 6183 sayılı Kanun'un 'Tahsil zamanaşımı' başlığını taşıyan 102. ve ardından gelen maddeleri uygulanacaktır. Anılan madde hükmüne göre, zamanaşımı süresi beş yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı da, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir.
06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Kanun ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılarak 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılıp, Kurum'un süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesiyle birlikte 102. maddesinin de uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki duruma dönülmüştür.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un; ..., haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı başlığını taşıyan 93. maddesinin 2. fıkrasının birinci cümlesinde, Kurumun prim ve diğer alacaklarının on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımı süresinin başlangıcının ise, ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başı olduğu belirtilmiştir.
Aynı fıkranın ikinci cümlesinde ise; özel durumlardan doğan prim ve diğer alacaklar yönünden zamanaşımının başlangıç tarihi ayrıca düzenlenmiştir. Buna göre.
Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren,
zamanaşımı süresinin başlatılması gerekecektir.
Konuya ilişkin 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önceki yasal mevzuatımızda, 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinde ve 6183 sayılı Kanunda prim ve diğer alacakların doğmasındaki özel durumlara göre zamanaşımı başlangıcı yönünden bir düzenlemenin yer almadığı görülmektedir.
5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, prim ve diğer alacakların doğmasındaki özel durumlarda zamanaşımının hangi tarihten başlayacağı belirlenmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı ve zamanaşımına ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunda, geriye yürüyeceğine olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, zamanaşımı ile ilgili olarak getirilen düzenlemenin geçmişe etkili olmadığı konusunda kuşku bulunmamaktadır.
Eldeki davada mahkemece yanılgılı olarak hizmet tespiti davasının kesinleşme tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin başladığı değerlendirmesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de söz konusu davalı Kurumun prim ve diğer alacakları, mahkeme kararı ile vuku bulmamış olup, zamanaşımının başlangıç tarihinin; ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başı olduğu gözetilerek, dava konusu 01/01/1988-21/03/2006 prim dönemlerine göre zamanaşımı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir..."
2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 30.01.2020 tarihli ve 2019/438 Esas, 2020/59 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından davacı hakkında düzenlenen 19.06.2015 tarih ve 3236794 sayılı işlemin iptali ile, davacının söz konusu işleme konu toplam 70.860,40 TL miktarında davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81/1-I bendi ile 2. fıkrasında öngörülen prim teşviklerinden 2015 Temmuz ayından itibaren yararlandırılmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemenin 30.01.2020 tarihli ve 2019/438 Esas, 2020/59 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 30.12.2020 tarihli ve 2020/1963 Esas, 2020/7919 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Mahkemece Kurumdan davacının yukarıda açıklanan Ek madde 17. hükmüne göre davacı tarafın temyiz dilekçesinde belirttiği başvurusu bulunup bulunmadığı sorularak anılan Yasa maddesi kapsamına göre değerlendirme yapmak, Kurumun başvuruyu kabul etmemiş olması halinde işin esasına girerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Bu hukuki olgu çerçevesinde, yeniden inceleme yapılmak üzere mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir..."
4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 30.09.2021 tarihli ve 2021/497 Esas, 2021/1142 Karar sayılı kararla ana dosya yönünden davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum tarafından davacı hakkında düzenlenen 19.06.2015 tarih ve 3236794 sayılı işlemin iptali ile, davacının söz konusu işleme konu toplam 70.860,40 TL miktarında davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81/1-I Bendi ile 2. Fıkrasında öngörülen prim teşviklerinden 2015 Temmuz ayından itibaren yararlandırılmasına yönelik talebin feragat nedeniyle reddine, birleşen dava yönünden davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından davacı hakkında düzenlenen 2019/..., 2019/.., 2019/..., 2019/..., 2019/... dönemlerine ait işsizlik sigorta prim borcu ve gecikme zammının iptaline karar verilmiştir.
5. Mahkemenin 30.09.2021 tarihli ve 2021/497 Esas, 2021/1142 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 16.03.2022 tarihli ve 2022/803 Esas, 2022/3698 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kurumca yapılan bütün teşvikleri bünyesinde topladığı anlaşılan Ek 17. maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması,
davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanakların irdelenmesi ile beraber, teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, Ek 17. maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvuru üzerine, işlem yapıp yapmadığı hususu ile teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir..."
6.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ana dosya yönünden davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum tarafından davacı hakkında düzenlenen 19.06.2015 tarih ve 3236794 sayılı işlemin iptali ile davacının söz konusu işleme konu toplam 70.860,40 TL miktarında davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun'un 81/1-I bendi ile 2. fıkrasında öngörülen prim teşviklerinden 2015 Temmuz ayından itibaren yararlandırılmasına yönelik talebin feragat nedeniyle reddine, birleşen dosya yönünden davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından davacı hakkında düzenlenen 2019/..., 2019/..., 2019/..., 2019/..., 2019/... takip numaralı ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, prim borçları nedeniyle Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti ve ödeme emirlerinin iptaline ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/1081, K. 2026/1471, 17 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama