KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/10902 E., 2024/14008 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1019 E., 2024/1179 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bursa 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/125 E., 2023/103 K.
Karar Metni
863 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 01.07.2008-31.12.2010 tarihleri arasında davalılara ait iş yerinde kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; 30.12.2011 tarihinde iş yerini diğer davalı ...'a devrettiğini, davacının, 15.01.2011 tarihinde işe girdiğini ve iş yerini devredene kadar çalıştığını ve tüm çalışmalarının Kuruma bildirildiğini, iş yeri devrinden sonra da diğer davalı ... nezdinde çalışmasına devam ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının iş yerini diğer davalıdan devraldığını, davalı ... nezdinde 15.01.2011 tarihinde işe girmiş olan davacının ...'ın iş yerini devralmasından sonra da çalışmasına devam ettiğini ve tüm çalışmalarının Kuruma bildirildiğini belirtmek sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil Kurum vekili, dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; ihtilaflı dönemin tamamını kapsar şekilde bordro tanıklarının beyanının alındığı, bordro tanıklarının tereddütten uzak beyanları ile anılan tarihlerde, davacının, davalı ...'a ait işyerinde çalışmadığının sabit olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1- Davacının istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, 2- Bursa 1. İş Mahkemesinin 03.03.2023 tarih, 2018/125 E. 2023/103 K. sayılı kararının kaldırılmasına, 3-a)Davalı ... aleyhine açılan davanın, hak düşürücü süre içerisinde açılmamasından dolayı usulden reddine, b) Davalı ... aleyhine açılan davanın, pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğunu olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe"
1.Dosya kapsamı incelendiğinde, davalı ...'ın, 15.01.2007-31.12.2011 tarihleri arasında kanun kapsamında bulunan iş yerini eşi olan diğer davalı ...'a devrettiği, iş yerinin 05.01.2012 tarihinden itibaren 1201702.016 sicil numarası ile davalı ... adına tescil edilerek kanun kapsamına alındığı, davacının aynı iş yerinde çalışmaya devam ettiği ve kesintisiz olarak 05.08.2016 tarihine kadar çalıştığı anlaşılmıştır. Davacının hizmet döküm cetveline göre 15.01.2011-30.12.2011 tarihlerinde davalı ... ünvanlı; 05.01.2012-05.08.2016 ve 19.08.2016-09.05.2017 tarihlerinde de iş yerini devralan ve 05.01.2012 tarihinden itibaren kanun kapsamına alınan diğer davalı ... ünvanlı iş yerinden bildirimlerinin bulunduğu görülmüştür.
3. Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre. Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır.
506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir.
Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde.
Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu, başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
4. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacının 15.01.2011 tarihinden 05.08.2016 tarihine kadar aynı iş yerinde kesintisiz olarak çalıştığı göz önüne alındığında, 15.01.2011 tarihinden önceki çalışmalarının tespiti talebiyle açmış olduğu iş bu davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesinde yanılgılı değerlendirme söz konusudur.
5. O halde yukarıda belirtilen re'sen araştırma gereğince var ise ödeme kayıtları, yazılı belgeler araştırılmalı; dinlenilmeyen bordro tanıkları var ise dinlenilmeli,uyuşmazlık konusu husus, hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10902, K. 2024/14008, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama