KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/10912 E., 2024/10063 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara 5. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/388 E., 2022/86 K.
Karar Metni
1.789 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalılar ... Genel Müdürlüğü, ... ve müteveffa davalı ... mirasçıları yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili ile davalı Makine ve ... Kurumu vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 22.11.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir.
Duruşma günü Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı Makine ... Kurumu adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... geldiler. Diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti.
Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle; meydana gelen iş kazası nedeniyle müvekkillerinin murisinin vefat ettiğini, kazanın davalıların kusurundan kaynaklandığını ileri sürerek, asıl dava dosyasında davacı eş için 66.326,86 TL maddi, birinci birleşen dava dosyasında eş için 100.000,00 TL manevi, çocuklar için 60.000,00’er TL manevi, kardeşler için 10.000,00’er TL manevi, bozma kararından sonra açılan ikinci birleşen dava dosyasında davacı eş için120.287,24 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.05.2013 tarihli ilk kararı ile kazanın meydana gelişinde davalı ...
İnşaatın % 59, sigortalı ...'ın %40 ve davalı ...'in % 1 oranında kusurlu oldukları, diğer davalılar ..., MKE, ... ve ... 'nun kusursuz olduğu kabulünden hareketle asıl dava dosyası yönünden davalılar ..., MKE ve ... yönünden kusurları bulunmadığından bahisle davanın reddine, aşamalarda vefat eden davalı ...’ın mirasçıları yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, davalı ... şirketi yönünden davacı eşin maddi tazminat isteminin kabulüne, birinci birleşen dava dosyası yönünden davalılar ..., MKE ve ... yönünden kusurları bulunmadığından bahisle davanın reddine,
aşamalarda vefat eden davalı ...’ın mirasçıları yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, davalı ... şirketi yönünden eş lehine 50.000,00 TL, çocuklar lehine 40.000,00’er TL, kardeşler lehine 4.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş, asıl dava dosyasında davalı olmamasına karşın birinci birleşen dava dosyasının davalılarından olan ... hakkında hüküm kurulmamıştır.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin bu ilk kararının davacılar vekili ve davalı ... şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 03.03.2014 tarihli kararı ile temyiz eden tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin öncelikle haklarında suç duyurusunda bulunulan gerçek kişiler bakımından açılan bir ceza davası olup olmadığının araştırılması, eğer böyle bir dava var ise bu davada kesinleşen maddi hakikatler ışığı altında yine iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konunun yeniden incelettirilmesi ve tüm deliller bir arada değerlendirilip neticesine göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmasından sonra verilen temyiz incelemesine konu 03.03.2022 tarihli son kararda iş kazasının meydana gelişinde MKE'nin %28,50, ... şirketinin %28,50, sigortalının %40, vinç operatörü ...'in %1, çekici şöförü dava dışı ...'ın %1, davalı ...
Şti. müdürü dava dışı ... 'in %1 oranında kusurlu oldukları, davalılar ... ve ... ve ayrıca davalı ...'nin kusursuz oldukları kabulünden hareketle asıl ve ikinci birleşen dava dosyasında davalılar ... ve ... hakkındaki davanın kusurları bulunmadığından bahisle reddine, davalı ...’ın mirasçıları yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, davalılar ... şirketi ve MKE yönünden davacı eş lehine toplamda 113.708,94 TL maddi tazminat ödenmesine,
birinci birleşen dava dosyasında davalılar ... ve ... hakkındaki davanın kusurları bulunmadığından bahisle reddine, davalı ...’ın mirasçıları yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, davalılar ... şirketi, ... ve MKE yönünden ise eş lehine 50.000,00 TL, çocuklar lehine 40.000,00’er TL, kardeşler lehine 4.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, birleşen Ankara 26. İş Mahkemesi dosyasının cismani zarara dayalı bir maddi tazminat davası olduğunu ve bu haliyle miktarı belirsiz alacak davası niteliği taşıdığını, ancak İlk Derece Mahkemesinin dosyada bu nitelendirmeyi yapmayarak davayı kısmi dava olarak kabul ettiğini, 27.01.2018 tarihli dilekçenin miktar artırım dilekçesi başlığı taşımasının onun ıslah dilekçesi olma niteliğini ortadan kaldırmayacağını, bu nedenle 04.11.2021 tarihli dilekçenin de geçerli bir ıslah dilekçesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
aynı davada iki kez ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle bu dilekçenin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira belirsiz alacak davalarında hem harç yatırılarak miktar artırımı yapılabileceğini hem de bundan bağımsız olarak ıslah yoluna başvurulabileceğini, nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/8286 K. sayılı kararının da bu yönde olduğunu, öte yandan Mahkemece ıslah dilekçesi yok sayılırken bu dilekçeye dayanılarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin açıkça çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu,
ayrıca müvekkillerin murisinin vefatı nedeniyle genç yaşta destekten yoksun kaldıkları gözetildiğinde kardeşler lehine hükmedilen 4.000,00 TL manevi tazminatın günümüz ekonomik koşullarına kıyasla hiçbir tatmin yaratmayacak düzeyde düşük olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı MKE vekili, Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, müvekkilinin ihale makamı olması nedeniyle sorumlu tutulamayacağını, kazanın müteveffanın kusurundan kaynaklanması nedeniyle illiyet bağının kesildiğini, hüküm altına alınan manevi tazminatların fazla olduğunu, diğer davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).
6461 sayılı Kanun’un “Devir Hükümleri” başlıklı geçici 1. Maddesinde:
“ (1) ... Taşımacılık A.Ş. ticaret siciline kayıtla tüzel kişilik kazanır.
(2) ... Taşımacılık A.Ş. tüzel kişilik kazandıktan sonraki bir yıl içinde:
a) ...’nin ilgili hizmet birimlerinden ... Taşımacılık A.Ş.’ye devredilecek personel ile cer, yük ve yolcu taşımalarıyla ilgili hizmetlerinde kullanılan çeken ve çekilen araçlar ve bunlarla ilgili her türlü diğer araç, gereç ve cihazlar ... Yönetim Kurulu tarafından belirlenir. Personel kadro ve pozisyonlarıyla, araç, gereç ve cihazlar ise hak, alacak, borç ve yükümlülükleriyle birlikte başka bir işleme gerek kalmaksızın ... Taşımacılık A.Ş.’ye devredilmiş sayılır.
b) (a) bendi kapsamında devredilen personel ile araç, gereç ve cihazlarla ilgili ...’ce taraf olunan işlem ve sözleşmelerde ... Taşımacılık A.Ş. taraf olur. Bu hususlara ilişkin olarak ... leh ve aleyhine açılmış olan davalar ile başlatılmış olan takiplerde ... Taşımacılık A.Ş. kendiliğinden taraf sıfatını kazanır. Söz konusu hususlarla ilgili olarak bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce ... tarafından yapılmış iş ve işlemler sebebiyle açılacak davalar ... Taşımacılık A.Ş.’ye yöneltilir.
c) Devredilen varlıklar, defter değeri üzerinden ...’nin bilançosunda, ... Taşımacılık A.Ş. bağlı ortaklık ödenmiş sermayesi olarak kaydedilir. ... Taşımacılık A.Ş. bilançosunda ise ...’nin payı ayni ödenmiş sermaye olarak kaydedilmiş sayılır.
ç) ...’nin taşınmazlarından ilgili olanlar ... Yönetim Kurulu tarafından belirlenir ve ... Taşımacılık A.Ş.’ye bedelsiz olarak on yıl süreyle tahsis edilir.
(3) Devir ve tahsis işlemleriyle ilgili olarak ... ile ... Taşımacılık A.Ş. arasında protokoller yapılabilir.
(4) Devir ve tahsis işlemleri konusunda ortaya çıkabilecek ihtilafları gidermeye Bakanlık yetkilidir.
(5) ... ve ... Taşımacılık A.Ş. arasındaki devir ve tahsise yönelik düzenlenecek her türlü kâğıtlar damga vergisinden ve yapılacak işlemler harçlardan müstesnadır. (6) ... ile ... Taşımacılık A.Ş. arasındaki devir işlemleri tamamlanıncaya kadar, ... Taşımacılık A.Ş.’ye verilen görevlerin ... tarafından yürütülmesine devam olunur.” Hükümleri mevcuttur.
Dosya kapsamından davacı kardeşler ...'ın 26.09.2020 ve ...'ın 31.07.2016 tarihinde vefat ettikleri, hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulup da kararı temyiz eden davalı MKE'nin dava açıldıktan sonra ve fakat temyiz incelemesine konu mahkeme kararından önce 03.07.2021 tarihli ve 31530 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7330 sayılı Makine ve ...
Anonim Şirketi Hakkında Kanun ile ortadan kaldırılarak sermayesinin tamamı Hazineye ait olan ve Millî Savunma Bakanlığının ilgili olduğu bir anonim şirkete dönüştürüldüğü, aynı Kanun'un geçici 2. maddesine göre MKE Kurumunun bütün aktif pasiflerinin Kanun'un yürürlüğe girdiği 03.07.2021 tarihinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın Makine ve ...
Anonim Şirketine devredilmiş sayılacağı, hakkındaki davanın reddine karar verilen davalı ... yönünden ise 6461 sayılı Yasa kapsamında bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, aşamalarda vefat eden davacı kardeşlerin mirasçıları davaya dahil edilmeden sonuca gidilmesi hatalı olduğu gibi tüzel kişiliği 7330 sayılı Makine ve ... Anonim Şirketi Hakkında Kanun ile ortadan kaldırılarak sermayesinin tamamı Hazineye ait olan ve Millî Savunma Bakanlığının ilgili olduğu bir anonim şirkete dönüştürüldüğü açık olan Makine ve ... Kurumu hakkında taraf teşkili sağlanmaksızın hüküm kurulması isabetsizdir.
Yine yargılama aşamasında, 6461 sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkındaki Kanun 01.05.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş ve Yasa’da gösterilen ... Taşımacılık A.Ş. 17.06.2016 tarih 9099 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanarak tüzel kişilik kazanmıştır. 6461 sayılı Kanun’un “Devir Hükümleri” başlıklı geçici 1. Maddesi uyarınca ... işletmesi Genel Müdürlüğü ile ...
Taşımacılık A.Ş. arasında 28.12.2016 tarihinde yapılan devir protokolünde; taraflar arasında devredilen taşınır ve taşınmaz mallar ve personellerin eğitim, sosyal hakları ve devre konu haklar üzerinde tasarruf yetkilerinin ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği anlaşılmakta olup, gerek bu protokolün 2. Maddesinde yer alan: a-Personelin cer, yük ve yolcu taşımalarıyla ilgili hizmetlerinde kullanılan çeken ve çekilen araçlar ve bunlarla ilgili diğer araç gereç ve cihazların; demirbaş niteliğindeki diğer araç gereç ve cihazların; sözleşmelerin; dava dosyalarının ve icra takiplerinin ...
Taşımacılık A.Ş.’ye devredileceğinin kararlaştırılması ve gerekse 6461 sayılı Yasa'nın yukarıda bahsedilen geçici 1. Maddesinin 2. Bendinin b alt bendi hükmünde yer alan “…b) (a) bendi kapsamında devredilen personel ile araç, gereç ve cihazlarla ilgili ...’ce taraf olunan işlem ve sözleşmelerde ... Taşımacılık A.Ş. taraf olur. Bu hususlara ilişkin olarak ... leh ve aleyhine açılmış olan davalar ile başlatılmış olan takiplerde ...
Taşımacılık A.Ş. kendiliğinden taraf sıfatını kazanır. Söz konusu hususlarla ilgili olarak bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce ... tarafından yapılmış iş ve işlemler sebebiyle açılacak davalar ... Taşımacılık A.Ş.’ye yöneltilir.“ hükümlerinin yer alması karşısında, husumetin ... Taşımacılık AŞ’ye mi yoksa ... işletmesi Genel Müdürlüğüne mi ait olduğu yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10912, K. 2024/10063, 22 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama