KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/11018 E., 2024/11256 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/28 E., 2024/222 K.
Karar Metni
1.648 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların yasal faiziyle tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 02.10.1989 - 27.02.2009 tarihleri arası Hava Kuvvetlerinde muvazzaf pilot olarak göre yaptığı, toplam 6983 gün hizmet süresi, 1395 gün fiili hizmet süresi zammı olduğu, emekli sandığı bünyesinde görevden ayrıldıktan sonra 4/a kapsamında özel bir havayolu şirketinde 29.07.2009 tarihinden itibaren çalışmasını sürdürdüğü, 15.10.2018 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebi için gerekli koşulların bildirilmesini Kurumdan istediği, Kurumca 13.04.2020 tarihinde emekli olabilceğinin bildirildiği, Kurum işleminin hatalı olduğu,
emeklilik için gerekli şartların tespitinde fiili hizmet zammına ilişkin sürelerin dikkate alınmayıp, 506 sayılı Kanun'un Geçici 81 ve Ek 39. maddesi hükümlerinin uygulanmadığı iddiasıyla davacının fiili hizmet zammı sürelerinin yaştan ve işe başlangıç tarihinden mahsubuyla başvuru tarihini takip eden aybaşı olan 01.11.2018 tarihi itibarıyla emekliliğe hak kazandığının, bu tarih itibarıyla aylık bağlanması, hak edilen aylıkların faiziyle ödenmesi, bu tarihten sonra işveren tarafından Kuruma bildirilen tüm sigorta kollarına tabi hizmetlerinin SGK destek primi olarak dönüştürülerek emekli aylığının kesilmeksizin ödenmesine devam edilmesi,
yaşlılık aylığının kesilmeksizin ödenmesine devam edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmetlerin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığı, yaş haddinden indirilecek bu sürenin yarısı olduğu ve dava tarihinden sonraki bir tarihin emeklilik tarihi olarak tespitinin mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından 24.02.2020 tarihli ve 2019/14 Esas, 2020/81 Karar sayılı kararla Davanın kabulü ile, davacının fiili hizmet zammı sürelerinin yaş ve işe başlangıç tarihinden indirilmesiyle 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının, davacıya 01.11.2018 tarihinden bağlanacak aylığın 01.02.2019 tarihinden toplu olarak ödeneceği tarihe kadar yasal faiz işletilerek ödenmesi gerektiğinin, davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gereken 01.11.2018 tarihinden itibaren bildirilen tüm sigorta kollarına tabi sigortalılık sürelerinin sosyal güvenlik destek primine tabi olarak kabul edilmesi gerektiğinin, davacıya 01.11.2018 tarihinden itibaren bağlanacak yaşlılık aylıklarının kesilmeksizin ödenmeye devam edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2020 tarihli ve 2019/14 Esas, 2020/81 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi tarafından 20.01.2022 tarihli ve 2020/1258 Esas, 2022/84 Karar sayılı kararla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 20.01.2022 tarihli ve 2020/1258 Esas, 2022/84 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 29.03.2022 tarihli ve 2022/3201 Esas, 2022/4543 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. Vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı “fiili hizmet zammının” tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı yasanın Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı yasada yer alan “fiili hizmet zammının”, iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği,
buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı yasanın 11. Kısmında 35 vd. Maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan “itibari hizmet” sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde,
toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32.vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 Sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir.
Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. Ve geçici 81. Maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli,
sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eldeki dava bakımından ise, 15.10.2018 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 5510 Sayılı Yasanın geçici 1. Maddesinin 2. Fıkrası gereği uygulanması gereken 2829 sayılı Yasa kapsamında uygulama yapılırken son 7 yıllık süre içerisinde en fazla 506 Sayılı Yasa kapsamındaki hizmetlerinin geçtiği anlaşılmakla, tahsis şartları bakımından 506 Sayılı Yasanın 60 ve geçici 81. Maddeleri hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakta olduğundan, 18 yaşından sonra ve ilk kez Emekli Sandığı kapsamına alındığı 15.10.1989 tarihine göre, tahsis talep tarihi itibari ile 29 yıl,
23.05.2002 tarihi itibari ile de 12 yıl 7 ay 8 gün sigortalılığına ve 11.625 gününün bulunmasına göre, geçici 81. maddenin ilk fıkrasının (B) bendinin (h) alt bendi gereğince 25 yıl sigortalılık süresi, 5450 gün ve 51 yaş şartlarına tabi olduğu belirgin olup, 13.04.1970 doğumlu davacının 51 yaşını doldurduğu 13.04.2021 tarihinden 3 yıl 10 ay 15 günlük fiili hizmet zammının geriye çekilmesi gerektiği dikkate alınmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir...."
2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak verilen 16.05.2023 tarihli ve 2022/163 Esas, 2023/166 Karar sayılı kararla davanın kabulü ile davacının fiili hizmet zammı sürelerinin yaş haddinden indirilmesiyle 15.10.2018 tarihli tahsis talebine istinaden 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının, davacıya 01.11.2018 tarihinden bağlanacak aylığın 01.02.2019 tarihinden toplu olarak ödeneceği tarihe kadar yasal faiz işletilerek ödenmesi gerektiğinin,
davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gereken 01.11.2018 tarihinden itibaren bildirilen tüm sigorta kollarına tabi sigortalılık sürelerinin sosyal güvenlik destek primine tabi olarak kabul edilmesi gerektiğinin, davacıya 01.11.2018 tarihinden itibaren bağlanacak yaşlılık aylıklarının kesilmeksizin ödenmeye devam edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2023 tarihli ve 2022/163 Esas, 2023/166 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 21.11.2023 tarihli ve 2023/11556 Esas, 2023/11587 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Eldeki davada, davacının, fiili hizmet süresi zammının sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ile birlikte, bulunacak yaş haddinden de düşülmesi gerektiği iddiası ile 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespiti istemine ilişkin olarak eldeki davasını açtığı, mahkemece davacı tarafından fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıcından da geri çekilmesi talep edilmiş ve bu kapsamda, yazılı şekilde karar verilmiş ise de,
davacının fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesine ilişkin talebinin mümkün olmadığı ve bu yönden talebinin reddi gerektiği ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, kısa kararı kendi içerisinde çelişkili kılmakta, ayrıca hükmün gerekçesinin karar ile uyumlu olmasına ilişkin emredici kuralı ihlal etmektedir..."
4.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacının fiili hizmet zammı sürelerinin yaş haddinden indirilmesiyle 01.11.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının, davacıya 01.11.2018 tarihinden bağlanacak aylığın 01.02.2019 tarihinden toplu olarak ödeneceği tarihe kadar yasal faiz işletilerek ödenmesi gerektiğinin, davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gereken 01.11.2018 tarihinden itibaren bildirilen tüm sigorta kollarına tabi sigortalılık sürelerinin sosyal güvenlik destek primine tabi olarak kabul edilmesi gerektiğinin,
davacıya 01.11.2018 tarihinden itibaren bağlanacak yaşlılık aylıklarının kesilmeksizin ödenmeye devam edilmesi gerektiğinin tespitine, davacının fiili hizmet zammı süresinin işe giriş tarihinden geriye çekilmesi talebinin reddine, karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap ve temyiz dilekçelerini tekrarla Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ile aylıkların yasal faiziyle tahsiline ilişkindir.
1.Vekâletnamesinde davadan feragat yetkisi bulunan davacı vekili 16.07.2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini açıkça, kayıtsız ve şartsız olarak bildirmiştir.
2.Feragat, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde düzenlenmiş olup, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat davayı sona erdiren taraf işlemlerindendir. Hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvakatine de bağlı olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un 311. maddesi uyarınca kesin hükmün hukuki sonuçlarını da doğurur.
3.Öte yandan 6100 sayılı Kanun'un 310. maddesine, 7251 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrasına göre feragatin, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılması hâlinde, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı, feragat hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren Mahkemeye gönderir. Buna göre temyiz incelemesi aşamasında ortaya çıkan feragat konusunda Mahkemece ek karar verilmesi gerekir.
4.Ne var ki bu hüküm davanın konuları arasında yer alan yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsili istemi açısından uygulama alanı bulur. Ancak sigorta başlangıç tarihinin belirlenmesi istemi açısından uygulanamaz. Zira sigorta başlangıç tarihinin belirlenmesi kamu düzenine ilişkindir ve re'sen araştırma ilkesi uygulanır. Tarafların dava konusu üzerinde tasarruf yetkileri yoktur. Bu nedenle feragat / kabul edilemez. Dolayısıyla sigorta başlangıç tarihinin belirlenmesi istemi açısından feragat beyanı 6100 sayılı Kanun'un 123. maddesindeki davanın geri alınması veya 150. maddesindeki davanın takipsiz bırakılması kapsamında değerlendirilebilir.
5. Bu nedenle davacı taraftan feragat beyanının 6100 sayılı Kanun'un anılan 123 veya 150. maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup olmadığı sorulmak suretiyle belirlenmeli, beyanın anılan anlamlarda kullanıldığının saptanması halinde duruma göre belirtilen maddelerde öngörülen prosedür işletilmeli, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
6. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11018, K. 2024/11256, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama