KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/11100 E., 2025/1614 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/852 E., 2024/1270 K.
- İlk derece mahkemesi
- Akçaabat 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/359 E., 2023/778 K.
Karar Metni
677 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ..., ... ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 02.09.2010 tarihinde geçirdiği trafik kazasının sonucunda malul kaldığının tespiti ile söz konusu olayın iş kazası olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalı ... vekili, davacı, 02.09.2010 tarihinde meydana gelen bu kazanın trafik iş kazası olduğunun tespiti amacıyla Trabzon Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğüne başvurmuş ise de bu taleplerinin Kurumlarınca reddolunduğunu, davacının haksız ve yersiz iddialarını kabul etmediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2- Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazazede ...’nun ... ile gittikleri Hıdırnebi Yayla kentindeki kirli çamaşırları alıp, işyerine dönerken geçirdikleri trafik kazası olayının, [5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 13/1. maddesinin (a) bendinde "Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelme" haline (b) bendinde "işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana gelme" haline ve (c) bendinde, “işveren, tarafından görev ile bir yere gönderilmesi dahil olmak üzere” (e) bendinde belirtildiği üzere,
“meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay” olarak,] işveren emrinde meydana gelmesi haline, uygun olay olması nedeniyle, iş kazası sayılması gerektiği değerlendirilmiş, davalı Kurumun 28.03.2017 tarih 18 karar numaralı 02.09.2010 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası sayılmamasına ilişkin kararının iptaline, davacı ...'nun 02.09.2010 tarihinde geçirdiği trafik kazasının iş kazası olduğunun tespitine,
Sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi talebi yönünden ise maluliyet oranı öncelikle Kurumca düzenlenen rapor akabinde itiraz olması halinde ATK'dan aldırılacak rapor üzerine belirleneceğinden, yani öncelikle iş kazası haricinde maluliyet için de davacının Kuruma başvurması gerekeceğinden, iş kazasının tespitine yönelik karar kesinleşmeden maluliyete ilişkin dava konusu ve muaraza bu aşamada doğmayacağından, yargılama aşamasında davacıya maluliyete ilişkin Kuruma başvurması için önel verilmesi durumunda ise, iş kazasının tespiti yönünden ihsas-ı rey niteliğinde olacağından bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ..., ... ve Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik davalıların istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, tanıkların ifadelerindeki aleyhe hususları kabul etmediklerini, olay 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi hükümler dahilinde meydana gelmediğinden iş kazası sayılmasının mümkün olmadığını, Kurum tarafından yapılan incelemede kazanın iş kazası olmadığının tespit edildiğini, davacının şahsın Pazarcık J.Krk.K.lığınca düzenlenen mağdur ifade tutanağında da ‘’… aracı ... isimli arkadaşım kullanıyordu. Ben sadece gezmek amacı ile arkadaşımın yanında bulunuyordum.’’ şeklinde beyanda bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Dahili davalılar ... ve ... vekili, kazanın 02.09.2010 tarihinde meydana geldiğini, davanın ise 27.07.2021 tarihinde açıldığını, davanın hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacının kaza sonrası ''Ben sadece gezmek amacıyla arkadaşımın yanında bulunuyordum.'' şeklinde beyanda bulunduğunu, sigortalı olmadığını, Kurum tarafından olayın iş kazası olmadığının tespit edildiğini, davanın reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 02.09.2010 tarihinde geçirdiği trafik kazası olayının iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ..., ... ve Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11100, K. 2025/1614, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama