KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/11198 E., 2024/12821 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/88 E., 2024/323 K.
Karar Metni
1.060 kelime·5 dk okuma·10 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 01.07.1987 tarihli işe giriş bildirgesi dikkate alınarak (1) gün çalıştığının tespiti ile ilk işe giriş ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01.07.1987 olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, işe giriş bildirgesinin fiili çalışmanın kanıtı olmadığını, çalışma olgusunun somut ve inandırıcı delillerle ispatlanması gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davacının, Kurumda ... sicil sayılı dosyada işlem gören ... adına tescilli iş yerinden verilen 01.07.1987 işe alınma tarihli ilk işe giriş bildirgesine göre anılan iş yerinde en azından 01.07.1987 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle bir (1) gün fiilen çalıştığının,davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.07.1987 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.09.2023 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.09.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 29.11.2023 tarihli kararı ile davacının dava şartı olan Kuruma başvuru şartını yerine getirmediğinden Kuruma başvuru yapması için davacıya kesin süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kuruma başvuru şartı yerine getirilerek "... Davada toplanan delillerle; davacının, ... adına tescilli, ...
Fırını isimli ... sicil numaralı iş yerinde 01.07.1987 tarihinde tarihinde işe girdiğini gösterir sigortalı ilk işe giriş bildirgesinin ve 01.09.1987 tarihinde işe girdiğini gösterir tekrar işe giriş bildirgesinin var olduğu ancak iş yerinden 1987 yılında Kuruma dönem bordrosu verilmediğinden/iş yerinin kapsamdan çıkmış olduğu görüldüğünden davalı Kurumun bu nedenlerle davacının iddia ettiği çalışmayı gerçek ve fiili bir çalışma olarak kabul etmediği, davacının işe giriş bildirgesinin verildiği tarihte işe giriş bildirgesine veren iş yerinde eylemli çalışmasının ... isimli tanığın anlatımları ile desteklendiği,
iş yeri işe giriş bildirgesi verildiği tarihte Kanun kapsamında değilse de davacının 14.03.1969 doğum tarihine göre işe giriş bildirgesinin verildiği 01.07.1987 tarihinde 18 yaşını ikmal etmiş olduğu, kaldı ki çalışmanın fiili olmaması halinde işverence Kuruma işe giriş bildirgesinin verilemeyeceği olguları birlikte değerlendirildiğinde davacının ilk işe giriş bildirgesine göre anılan iş yerinde en azından 01.07.1987 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle bir (1) gün fiilen çalışmış olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının,
Kurumda ... sicil sayılı dosyada işlem gören ... adına tescilli iş yerinden verilen 01.07.1987 işe alınma tarihli ilk işe giriş bildirgesine göre anılan iş yerinde en azından 01.07.1987 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle bir (1) gün fiilen çalıştığının, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 01.07.1987 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın reddinin gerektiğini beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve bu tarihin sigortalılığının başlangıç tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 6., 9., 79., 108. hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının iş yerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği iş yerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu iş yeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı ... ünvanlı işverenin ... sicil. nolu iş yerinden 01.07.1987 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, iş yeri fırın mahiyetinde olup 17.01.1986-31.10.1986 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, iş yerinden 1987 yılından bordro verilmediği belirtilerek 198671-3 arası dönem bordrolarının gönderildiği, 1986 dönem bordrosunda yer alan 3 sigortalının dinlendiği, ancak davacıyı hatırlamadıkları öte yandan dinlenen davacı tanıklarının ise dava konusu iş yerinden bildirimlerinin olmadığı,
komşu iş yeri araştırması yapılmadığı, Mahkemece davacı tanık beyanları ile dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre Mahkemece, iş yerinden verilmiş dava konusu dönem bordrosu olmadığından, iş yerine dava konusu dönemde komşu iş yeri ve kayda geçmiş çalışanları, emniyet, SGK, belediye ve vergi dairesi aracılığıyla yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak,
sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, komşu iş yeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde komşu iş yerinin tespit edilememesi halinde tarafların da beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, işverenin vergi kaydı ile iş yerinin belediyeden iş yeri açma ruhsatı getirtilmeli, bozma öncesi dinlenen davacı tanıklarının dava konusu iş yerinden verilmiş işe giriş bildirgelerinin olup olmadığı da araştırılmalı,
böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının iş yerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11198, K. 2024/12821, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama