KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/11222 E., 2025/8365 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1652 E., 2024/847 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/461 E., 2020/499 K.
Karar Metni
1.032 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacıların murisleri olan ...'nın 24.12.2016 tarihinde meydana gelen olay sonucu vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mevcut ifadeler ve iddiaların maddi gerçeklerle ve hukuk kuralları ile bağdaşmadığını, müteveffanın 2006-2015 yılları arasında müvekkilinin kardeşine ait ... ... İnşaat Turizm Taahhüt Tic. Ltd.
Şti.'de çalıştığını, bu süreçte müvekkili ... ...’ün işlerinin görülmesinde de yardımcı olduğunu, araç şoförlüğü, ailenin dışarıdaki işlerinin görülmesi konusunda hizmet verdiğini, müteveffanın şirkette çalıştığı sürece müvekkili ... ...'ün pek çok kez kendisine ve ailesine ayni ve nakdi yardımlarda bulunduğunu, müteveffanın şirketten emekli olduktan sonra (2015 -2016 yılları arasında) da ... ...'ün çeşitli işlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olduğunu, söz konusu olayın davasının İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/109 E. sayılı dosyası ile görülerek karara bağlandığını,
... ...’ün ...'yı kasden adam öldürme suçundan cezalandırılmasına, ... ...’ün bu suçu haksız tahrik altında işlemiş olduğundan cezada indirtmeye gidilmesine karar verildiğini, dava konusu olayın meydan geldiği yerin Beykoz'da bulunan, ...'e ait evlerden birinin müştemilatı olduğunu, müteveffanın olay günü olay yerinde bulunuyor olmasının müvekkiline ait herhangi bir işin görülmesi ya da müvekkili tarafından çağırılması,
müvekkilini bekliyor olması gibi bir sebebinin olmadığını, olay tarihinde müvekkili o evde bulunmadığı gibi, yılın o aylarında müvekkilinin hiç gitmediği bir ev olduğunu, Caddebostan'daki evinde ikamet ettiğini, o evde ve çevresinde yapılacak herhangi bir iş olmadığı gibi, müvekkilinin müteveffaya o evde olması,
oraya gitmesi yönünde verdiği bir talimatı, istek ya da talebinin de bulunmadığını, kaldı ki uzun yıllardan bu yana birbirini tanıyan ... ve ... ...'ün bazı zamanlarda bir araya gelip birlikte vakit geçirdiklerini, diğer taraftan, ölümle sonuçlanan tartışmada ...’nın ve filleri karşısında haksız tahrik altında ... ...’ün adam öldürme fiilini işlediğinin resmi kayıtlarda açıkça yer aldığını, müteveffanın kusurlu olduğu tespit edilerek, haksız tahrik maddelerinin uygulandığını, ceza mahkemesince belirlenen maddi ve hukuki olguların dikkate alınması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile meydana gelen zarar ile davalı işverenin eylemi arasında illiyet bağının bulunmadığı, illiyet bağının dava dışı 3. kişinin (......'ün) ağır kusuruyla kesildiği, davalı işverenin olayın meydana gelmesinde kusurunun olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığının 10.05.2019 tarihli raporunda; davalı ...'ün işveren olduğu, davacıların murisi ...'nın 24.12.2016 tarihinde, dava dışı ...... tarafından kasten öldürülmesi olayının bir iş kazası olduğu ve ......'ün %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği,
İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/559 Esas, 2018/267 Karar sayılı kararı ile sanık ......'ün 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğinin anlaşıldığı, tarafların iddia ve savunmaları ile tüm dosya içeriğine göre;
iş kazasına konu olayın 24.12.2016 tarihinde, davalıya ait villada şoför olarak çalışan ve olay esnasında işyerinde (villada) bulunan davacıların murisi ...'nın, davalının (villanın müştemilatında yaşayan) üvey oğlu ...... tarafından, siyasi sebeplerle tartışma yaşamaları sonrasında kulübedeki ekmek bıçağı ile yaralanarak öldürülmesi şeklinde olduğu, ... ile hükümlü ...... arasında önceye dayanan bir husumet bulunmayıp, karşılıklı tartışma sonucunda olayın başladığı, Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığının raporunda, olayın iş kazası olduğu ve ......'ün %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği,
kesinleşen ceza dosyası ile de ......'ün 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, olayın meydana gelmesinin, davacının yapmış olduğu iş (şoförlük) ile alakasının olmadığı, davalının evinden kaynaklanan bir tehlikenin veya etkenin olmadığının anlaşıldığı, olayda davalı işverenin alabileceği bir güvenlik tedbiri bulunmadığı gibi, illiyet bağının da 3. kişi konumunda olan dava dışı ......'ün ağır kusuru ile kesildiği, davalının, meydana gelen olayı öngörmesinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığı,
bu durumda davalı yönünden, davanın reddine dair verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1,b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. ...'nın davalıya yaklaşık olarak 20 yıl şoför olarak hizmet verdiğini, davalı ...'ün evinde, 24.12.2016 tarihinde, davalının üvey oğlu ...... tarafından öldürüldüğünü, ...'nın katledildiği tarihte davalının şoförlüğünü yapmaya devam ettiğini, işi gereği davalının evinde olduğunu, çalışanların beklemesine tahsis edilmiş alanda, kendisine herhangi bir iş veya talimat verilmesi ihtimaline binaen beklediğini, belli bir mesai saati bulunmadığını, hususi şoför olarak sürekli olarak davalının evinde bulunduğunu, talimatları yerine getirdiğini, çalışanların beklemesine tahsis edilen alanda davalının oğlu ......'ün,
maktül ... ile siyasi gerekçeyle tartıştığını, ardından maktulü bıçaklamak suretiyle öldürdüğünü, yani olayın müvekkillerinin eşi ve babası olan ...'nın davalıya ait evde (davalıya ait ev ...'nın iş yeridir) çalıştığı esnada, iş saatleri içinde meydana geldiğini,
b.Davalının üvey oğlu ......'ün olayla ilgili yargılamasının İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/109 E. numaralı dosyasında yapıldığını, neticeten 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırıldığını, kararın kesinleştiğini, söz konusu olayın iş kazası gerekçesiyle dava konusu edildiğini, Mahkemenin, davalının olayda kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddettiğini,
c.Alınacak tedbirlerle önlenebilir olan kazada işveren ve dava konusu olayın - iş kazasının geçtiği evin sahibi olan davalıdan başka kimin öngörebilir ve önleyebilir olduğunun ifade edilmediğini, işveren ve ev sahibi sıfatıyla öngörmesi ve önlemesi gereken davalının kusursuz bulunmasının abes olduğunu, ortada bir iş kazası bulunduğunu, gerek Mahkemenin, gerekse SGK ve bilirkişi heyetinin bunu ortaya koyduğunu ancak işverenin, iş yeri olan evin sahibinin kusursuz bulunduğunu, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11222, K. 2025/8365, 20 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama