KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/11550 E., 2024/12834 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/177 E., 2024/402 K.
Karar Metni
1.074 kelime·5 dk okuma·10 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı dava dilekçesinde özetle; iş yerinde çalıştığı sırada yapılan denetimler sonucu 09.02.1987 tarihinde işe girişinin yapıldığını ancak sonrasında işveren tarafından primlerinin yatırılmadığını belirterek 09.02.1987 tarihindeki sigorta girişinin çalıştığı günlerle beraber siciline işlenmesini istemiştir 2.Davacı 17.12.2020 tarihli celsede; 09.02.1987 tarihinde dava dışı ...'in yanında çalıştığına dair 1 günlük hizmetinin tespitini istediğini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, Kurum tarafından yapılan işlemlerde bir hata bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 09.02.1987 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 19.12.2022 tarihli kararı ile "...Mahkemece, davacı isticvap olunarak nerede hangi işte çalıştığı, bu dönemlerde ne iş yaptığı, birlikte çalıştığı kişiler, komşu işyeri çalışanları sorularak taleplerini açıklaması istenmeli, bildirdiği deliller toplanmalı, çalışmasının geçtiği iddia edilen işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinin sahipleri, kapsama alınış tarihleri ve bildirge tarihinde anılan iş yeri çalışanları, davalı Kurumdan ve davacıdan sorulmak suretiyle tespit edilerek,
bilgi ve görgülerine başvurulmalı, dinlenen tanıkların hizmet dökümleri, işe giriş bildirgeleri getirtilerek, belirtilen tarihte tanıklar için sigorta prim ödemesi yapan işyerlerinin kimlere ait oldukları, adresleri, mahiyetleri, kanun kapsamına alınış- çıkış tarihleri; komşu işyeri niteliğinde olup olmadıkları belirlenmeli, tanık beyanları arasında çelişki oluşursa giderilmeli, bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek,
varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidi..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kuruma başvuru şartı yerine getirilerek "...Tüm dosya kapsamı incelenip değerlendirildiğinde; kararın Yargıtay tarafından bozulması üzerine komşu iş yeri araştırılması yapılarak 2 tanığın tespit edildiği, ancak tanıkların vefat etmesi nedeniyle beyanlarına başvurulamamıştır.
Davacının 09.02.1987 tarihli işe giriş bildirgesinde bulunan imzası ile Mahkememizce davacıya ait olan Resmi Kurumlardan celbedilen imzalar ve Mahkememizce alınan imza örneklerinin yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda grafoloji bilirkişisi tarafından mukayesesi yaptırılmış bilirkişi tarafından hazırlanan 25.03.2022 tarihli raporda işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun belirtildiği bu nedenle işe giriş bildirgesinin davacı tarafından imzalandığı kabul edilmiştir.
Davacının sicil numarasının 1987 yılı serilerinden olması ve dinlenilen davacı tanıklarının davacının uyuşmazlık dönemindeki çalışmalarına ait bilgi ve görgüleri birlikte değerlendirildiğinde davacının dava dışı ... ünvanlı iş yerinde 09.02.1987 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı kanısına varılarak davanın kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir. .. " gerekçesiyle, davanın kabulüne,davacının, sigortalılık başlangıç tarihinin 09.02.1987 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın reddinin gerektiğini beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve bu tarihin sigortalılığının başlangıç tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 6., 9., 79. ve 108. hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanunun belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, bozma hükmüne uyularak yapılan yargılamada,bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Bozna sonrasında sadece emniyet aracılığıyla komşu araştırması yapıldığı ve bir tespit yapılamadığı, bozma öncesi SGK tarafından tespit edilen komşu işyeri olarak belirlenen ... ve çalışanı ... ile bir başka komşu işyeri ...'in vefat ettiği için dinlenemedikleri, bozma öncesinde vergi be belediye nezdinde de komşu işyeri tespit edilemediği bozma öncesi davacının arkadaşı olan ve kendisi ...'daki bir terzide çalıştığını beyan eden ...'ın dava konusu dönemde çalışması olup olmadığı hususunun araştırılmadığı,böylelikle eksik inceleme ve değerlendirme sonucu hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, ...'ın hizmet cetveli ile dava konusu dönemde çalıştığı işyeri tescil bilgileri celbedilerek beyanı denetlenmeli,davacının beyanı alınarak kimlerle birlikte çalıştığı hususu sorularak varsa bu kişilerin sigortalılık kayıtları celbedilerek dinlenmeli ayrıca tarafların da beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
4.Kabule göre de davacının; sigortalılığın başlangıcı, işverence yasal süresinde verilmekle zorunlu sigortalılık tescilinin dayanağını oluşturan bildirgede işe giriş günü olarak yazılı tarihin kabul edilmemesi yönündeki Kurum işleminin iptali ile anılan bir günlük çalışma süresinin geçerliliğinin tespiti niteliğinde olduğundan davacının dava dışı işyerinde sigorta başlangıcının yanı sıra aynı tarihte 1 gün süre ile çalıştığının da tespiti yönünde hüküm kurulması gerektiği ile işveren ünvanı ve işyeri sicil no.su belirtilerek infaza elverişli hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11550, K. 2024/12834, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama