İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/1163 K.2024/2192

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Esas2024/1163Karar2024/2192Tarih4 Mart 2024Okuma10 dk · 1.961 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2024/1163 E., 2024/2192 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
4 Mart 2024
Mahkemesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Sayısı
2021/1728 E., 2023/2778 K.
Karar
Esastan ret
İlk derece mahkemesi
İzmir 16. İş Mahkemesi
Sayısı
2019/445 E., 2021/157 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.961 kelime·10 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya babasından bağlanan ölüm aylığının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı gerekçesiyle 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesine göre kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile 149.811,48 TL (03.10.2019 tarihi itibariyle) borçlu olmadığının tespitine, kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kurumun denetim raporunda tarafların bir arada yaşadıklarına dair kesin olarak bilgi sahibi olan ve beyanı tespit edilen herhangi bir tanığın mevcut olmadığı yapılan denetimin somut herhangi bir veriye dayanmadığı, davacı tanıklarının davacı ve boşandığı eşinin bir arada yaşamadıklarını beyan ettiği, hatta tanıklardan ...'in alınan beyanında davacının boşandığı eşinin sevgilisiyle birlikte yaşadığını bildiğini beyan ettiği, kolluk tarafından yapılan tespitlerde davacının boşandığı eşinin Çınartepe Mah. 2622/1 Sok.

No:3B Konak İzmir'de bulunan adreste yaklaşık 10 yıldır yaşamadığının tespit edildiği, yine MEDULA kayıtlarında yapılan incelemede davacı ve boşandığı eşinin aynı sağlık kuruluşlarından sağlık hizmeti aldıklarına dair herhangi bir bilgi mevcut olmadığı,

davacı tanıklarının, davacının Manisa iline zaman zaman gitmesinin nedenini Manisa'da ikamet eden 2 kızı olmasından dolayı kaynaklandığına yönelik beyanın Nüfus Müdürlüğü tarafından gönderilen davacının çocuklarına ait nüfus kayıtları dikkate alındığında davacının çocuklarından Özlem Akdağ ve Evindar Akdağ'ın ikametlerinin Manisa ili olması nedeniyle örtüştüğü, davacının çocuklarını görmek ve hatta onların yanında tedavi olmak amacıyla sık sık Manisa iline gidip gelmesine hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacının 12.02.2010 tarihinde kesinleşen karar ile boşandığının sabit olduğu, davacının babası ...

02.04.2013 tarihinde vefat ettiği dikkate alındığında davacının babasının ölümünden hemen sonra hak sahibi taraf olarak kendisine babası üzerinden yetim aylığı bağlatabilecek iken böyle bir yola gitmediği, boşanmanın, davacının babasının vefatından yaklaşık 7 sene sonra gerçekleştiği, bu haliyle davacının amacının muvazaalı boşanma yapmak yönünde olmadığı,

somut verilere dayanmadan hazırlanılan denetmen raporu doğrultusunda gerçekleştirilen Kurum işleminin bu anlamda davacının mağduriyetine sebebiyet verdiği tüm dosya kapsamından davacının boşandığı eşiyle beraber boşandıktan sonra aynı yerde evlilik birliğini devam ettirme saikiyle hareket ettiğine dair somut herhangi bir delil mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne,

davacının mütevefa babası 2101005383560 sigorta sicil numaralı ...'dan dolayı 3/1427027 tahsis numaralı dosyada almakta olduğu aylıkların kesilmesine yönelik Kurum işleminin iptali ile aylığın davacıya yeniden bağlanmasına ve davacının davalı Kuruma 03.10.2019 tarihi itibari ile borç bildirim belgesinde belirtilen 149.811,48 TL miktarında borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı Kurum vekili; davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının denetim raporuyla yöntemince tespit edildiğini ve raporun aksinin kanıtlanamadığını beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama aşamasında beyanı alınan tanıkların, davacı ve eski eşinin fiilen birlikte yaşamadığına, davacının eski eşinin başka bir kadınla yaşadığı dönem olduğuna yönelik beyanları, davacı ve eski eşin 19.09.2008-02.03.2016 tarihleri arasında adres kayıt sisteminde aynı adreste oldukları görülmekle birlikte, eski eşin adresini değiştirmeye yönelik bir beyan vermemesinin fiilen birlikte yaşamaya karine oluşturmayacağı gibi, denetmenin çevresel araştırmasında, fiilen birlikte yaşama ilişkin beyan tespit edemediği,

diğer taraftan, davacı ve eski eşinin medula kayıtlarında, aynı tarihlerde aynı hastanelerde tedavi görmedikleri dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili; her ne kadar Manisa’da tedavi olduğu için kızlarının ikametinde kaldığı belirtilse de kızların ikamet adresinden farklı adres bildirdiği, hala eski eşine air evde ikamet ettiği, denetim raporunun aksinin ispatlanamadığı gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile ölüm aylığının iptaline ve borç çıkarılmasına dair Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 96 ncı madde hükümleridir.

3. Değerlendirme Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir.

Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak,

eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir.

Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı,

kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır.

Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden,

eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır.

İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

Sonuç olarak. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.

Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı,

davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli,

varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği,

toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

Eldeki dosyada; davacının babasının 2003 yılında, annesinin 28.11.2009 tarihinde vefat ettiği, davacının 09.12.2009 tarihinde boşanma davası açarak 12.02.2010 tarihinde kesinleşen kararla çekişmesiz olarak eşinden boşandığı, 14.12.2018 tarihli denetim raporunda, Mekiye'nin adresi İzmir olsa da Manisa'daki hastanelerde muayene olması, hastaneye Manisa'daki adresi ikamet adresi olarak vermesi, Hüseyin’in de hastaneye İzmir'deki adresi beyan etmesi nedeniyle birlikte yaşadıkları kanaatine varıldığı belirtilerek aylığın kesildiği ve 18.03.2010-17.08.2019 tarihleri arasında ödenen aylıklar nedeniyle 149.811,48 TL borç çıkarıldığı,

davacının 15.08.2018 tarihli imzalı beyanında boşandıktan sonra eşi ile hiç görüşmediğini, ara sıra torunlarını görmeye geldiğini, Çınartepe Mah.2622 Sok.

No 3 adresindeki 3 katlı binanın eski eşi üzerine olduğunu, giriş katında kızı Müjde’nin, 1.katta oğlu Reber’in ve 3.katta oğlu Kubat ile kendisinin oturduğunu beyan ettiği, adres bilgileri raporunda davacı ile eski eşinin 02.03.2016 tarihine kadar aynı adreste göründüğü, eski eşin 02.03.2016 tarihi sonrasında İstasyonaltı Mah.Yavuz Sok No: 11 Turgutlu Manisa adresinde ikamet ettiğinin belirtildiği, davacının kızlarının Manisa ilindeki adres kayıtlarının da Mahkemece araştırıldığı, ancak kayıtlara göre bu adreslerin davacının 02.08.2015 tarihinde MEDULA kayıtlarına geçen İstasyonaltı Mah. Evren Sok No: 4 adresinden farklı adres olduğu,

davacının boşandığı eşi ...'ın ise 29.05.2018 tarihinde İzmir ilindeki muayenesinde davacının ikamet adresini hasta adresi olarak beyan ettiği, Mahkemece elektrik, su, telefon aboneliklerinin araştırıldığı, davacı adına sabit telefon aboneliği bulunmadığı, eski eşi adına davacının adresinde 26.04.2010 ve 17.10.2012 de tesis edilen abonelik bulunduğu, kolluk araştırmasında adresin 3 katlı bina olduğu, 1.katın boş olduğu, 2. katta ... ve ailesinin, 3. katta davacı ve oğlunun ikamet ettiği, ...’ın bu adreste yaşamadığı İstasyon mah.

Yavuz Sok. No: 11 adresinde yaşadığının bildirildiği, davacı tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece, ihtilaf konusu 18.03.2010-17.08.2019 dönemi içerisinde davacının ve boşandığı eşin nüfusta kayıtlı tüm adreslerinde birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve her bir adreste kimlerin yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılmalı ve bu adreslerde dava konusu dönemde ikamet etmiş olan muhtar, komşu, kapıcı, yönetici gibi kişiler ayrıntılı olarak araştırılıp tespit edilerek Mahkemece tanık olarak dinlenilmeli, uyuşmazlık konusu dönemdeki seçmen kayıtları getirtilmeli, birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında araştırılarak elde edilecek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/1163, K. 2024/2192, 4 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1163
Karar No
2024/2192
Tarih
4 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/1164 K.2024/2809
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/1164 K.2024/2561
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1165 K.2024/1259
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/1165 K.2024/2562
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1165 K.2024/2242
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1166 K.2024/1323

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.