KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/11630 E., 2025/1355 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/772 E., 2024/716 K.
- İlk derece mahkemesi
- Erdemli 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/424 E., 2020/55 K.
Karar Metni
613 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.02.2017-16.08.2017 tarihleri arasında 5.000,00 TL aylık ücret ile çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Fer'i müdahil Kurum vekili özetle, davanın reddini talep etmiştir. Davalı işveren vekili aşamalarda özetle, davacının SGK'dan emekli olduğunu ve otel müdürü olması sebebiyle sigorta primlerini kendisinin yatırması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davacının davasının kısmen kabulüne; 2-17.02.2017 - 16.08.2017 tarihleri arasında aylık 2.500 TL ücretle davalı iş yerinde sürekli ve kesintisiz çalıştığının tespitine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil SGK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın gerekçesinde, "Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davalı iş yerinin yönetim kurulu başkanı yurt dışında yaşamaktadır ve şirketin işletmiş olduğu otel iş yerinin işleyişine her hangi bir müdahalesi bulunmamaktadır.
Dosyada mevcut vekaletnamelerin içeriğinden, davalı şirketin yönetim kurulu başkanının adli ve idari mercilerde ve özellikle bankalarda yapabileceği tüm iş ve işlemlerle ilgili, özellikle kambiyo taahhüdüne girme, her hangi bir sınır öngörülmeksizin para yatırma ve çekme işlerinde davacının yetkilendirildiği, yine işveren sıfatı ile hareket etme, işçi alma çıkarma yetkisinin verildiği görülmektedir.
Dosya arasında tarafların imzasını taşıyor olmasa da sözleşme başlıklı belgede davacının yıl sonu kârından %30 pay ve aylık 5.000,00 TL ücret alacağının yazılı olduğu görülmektedir.
Dosyanın özetlenen bu içeriğine, davacıya tanınan yetkilerin genişliğine göre, davalı şirketle davacı arasında işin yürütümü ile ilgili bir bağımlılık unsurunun buna göre de bir işçi - işveren ilişkisinin bulunmadığı, işin yürütümü ile ilgili tüm yetki ve idarenin her hangi bir sınırlama söz konusu olmaksızın davacının idaresine bırakıldığı, bu haliyle davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkinin işçi işveren ilişkisi olmayıp bir vekalet ilişkisi olduğu, davacının bu çalışmaları nedeniyle 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında sigortalı kabul edilemeyeceği kanaatine varıldığı, Mahkemece bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, farklı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olmasının kanuna ve olaya uygun olmadığı " belirtilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davacının aylık 5.000,00 TL ve yüzde 30 kârdan pay aldığına ilişkin sözleşmenin bulunduğunu, salt bu hususun dahi müvekkili ile davalı iş yeri arasında işçi-işveren ilişkisi olduğunu gösterdiğini, müvekkili davacının çalışma saatlerine uyarak salt davalı işveren için çalıştığını ve davalı işverenden düzenli olarak yapılan işlere ilişkin talimat aldığını ve bunları yerine getirdiğini, sonuç olarak davacı ile davalı işveren arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11630, K. 2025/1355, 3 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama