KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/11851 E., 2025/1797 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Ma
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 37. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/404 E., 2023/216 K.
Karar Metni
617 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalılardan ... Teks San ve Tic A.Ş.'nin emir ve talimatları altında diğer davalı ...'e ait ... İsimli yatta kaptan olarak 01.08.2013-22.03.2014 tarihleri arasında 7 ay 22 gün ve 01.07.2014-10.08.2014 tarihleri arasında 1 ay, 10 günlük kesintisiz olarak aylık net 5.000,00 TL ücret ile çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Fer’i müdahil Kurum vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece Liman Başkanlıklarına yazılan müzekkereler sonucunda aurora isimli yata ait kaydın bulunamadığının bildirildiği, gelen kayıtlarda davacının kaptan olarak çalıştığını gösterir bilgi belgelerin bulunmadığı, dosya arasında mevcut seyir izin belgeleri incelendiğinde davacının hizmet döküm cetvelinde bildirimi mevcut olan tarihlere dair evrakların bulunduğu, davacının talep ettiği tarihlerde yat kaptanı olarak çalıştığını gösterir evrakın mevcut olmadığı, seyir izin belgelerinde adı geçen tanıkların kimlik numaralarına ulaşılamadığı,
davacının denizci kütüğü incelendiğinde belge tarihinin 10.04.2018 olduğunun görüldüğü, Denizcilik Genel Müdürlüğünden gelen yazı cevabında her ne kadar gemi adamı sınavlarını başarmış olduğuna dair belgeler dosya arasında yer alsa da bu belgelerin tek başına dava konusu yatta fiilen çalıştığını ispat etmeye yeter mahiyette olmadığı, Emniyetten gelen yaz cevabında davacının yurda giriş çıkış tarihlerinin bildirildiği ve tarihlerin bir kısmının talep ettiği tarih öncesine ait olduğu bir kısmının talep tarihi sonrasına ait olduğu ve bir kısmının da zaten hizmet döküm cetvelinde ... isimli şirkette çalışmasının göründüğü tarihlere denk geldiği,
İzmir Bölge Liman Başkanlığından gelen yazı cevabında davacının katıldığı eğitimlere ilişkin belgelerin talep ettiği tarihler sonrasına ait olduğunun anlaşıldığı, dosyada tanık olarak dinlenen ... ve ...'ya ait sefer kayıtlarına ulaşılamadığı, beyanlarına bu sebeple itibar edilemediği, tanık ...'ya ait sefer kayıtlarının dava konusu talep tarihleri öncesinde bir döneme ait olduğu bu hali ile tanıklıklarına itibar edilmediği, dinlenen diğer tanıkların davacının yat kaptanı olarak çalıştığına şahit olmadıkları ve hizmet döküm cetvelinde bildirimi yapılmış döneme dair beyanda bulunduklarının anlaşıldığı,
bir kısmının ise davacıyı tanımadığı anlaşılmakla bu hali ile davacının dava konusu yatta kaptan olarak fiilen çalıştığının ispat edilemediği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık hizmet ve prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 77. maddesi ve 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesi ile 86/9. maddesi hükümleri ile tanık beyanları, seyir izin belgeleri, yurda giriş-çıkış kayıtları, ibraneme ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11851, K. 2025/1797, 12 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama