İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/11883 K.2024/10405

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge…

Esas2024/11883Karar2024/10405Tarih5 Kasım 2024Okuma12 dk · 2.450 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2024/11883 E., 2024/10405 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Kasım 2024
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/2770 E., 2024/55 K.
İlk derece mahkemesi
Ankara Batı 1. İş Mahkemesi
Sayısı
2019/160 E., 2023/119 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.450 kelime·12 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 25.06.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir.

Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... adına Av. ... ile davacı adına Av. ... ve davalı ITC İnvest Trading&Consulting AG adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesi ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili özetle; müvekkilinin meydana gelen iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davalıların kusurları bulunduğundan bahisle geçici işgöremezlikten kaynaklı 21.057,41 TL maddi, sürekli işgöremezlikten kaynaklı 1.357.871,47 TL maddi tazminat ile 250.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşladır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazası nedeniyle davacının %31,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının kusursuz olduğu, davalıların olayın meydana gelmesinde etkili davranışları bulunduğu kabulünden hareketle maddi tazminat istemlerinin kabulüne, davacı lehine 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A.Temyiz Sebepleri

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, olayın meydana geliş şekline göre davacının %100 oranında kusurlu olduğunu, müvekkiline kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, dosya kapsamında yer alan SGK raporu ve Mahkeme tarafından düzenlenen kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, dosya kapsmında yer alan gerek ek rapor gerekse kök rapor arasında çelişki bulunduğunu, Mahkeme tarafından bu çelişki giderilmeden karar verildiğini, gerekçeli karara konu edilen bilirkişi raporundaki hesaplamayı kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesi gerekirken bir takım hesaplamalar yapılmasına da itiraz ettiklerini,

davacının son ücretinin dosya kapsamındaki salt davacı tanık beyanları doğrultusunda tespit edilmesine itiraz ettiklerini, davacının vasıfsız bir işçi olduğunu, davacının asgari ücret üzerinden çalıştığının sabit olduğunu, davacının müvekkili şirkete karşı Ankara Batı 3. İş Mahkemesi 2020/281 E. sayılı dosyası üzerinden açmış olduğu işçilik alacağı davası bulunduğunu, iş bu davada davacının ücretinin 3.000,00 TL olmadığı hususunun karara bağlandığını, Mahkemenin davacının ücretini bordrolarda gösterildiği ücreti baz alması gerekirken;

davacının beyanı doğrultusunda hüküm kurulmasına itiraz ettiklerini, davacının müvekkili şirkete karşı açmış olduğu işçilik alacağı davasının da dikkate alınarak gerekli değerlendirmeler yapılması gerekirken, salt davacı talebi doğrultusunda değerlendirme yapılmasını kabul etmediklerini, hüküm altına alınan manevi tazminatın fazla olduğunu, hesap raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu, davacıda tespit edilen sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini, hatalı tespit edildiğini, davacının iş kazası geçirmesinden sonra;

davacıya yapılan ödemelerin mahsup edilmemesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle, diğer davalı ile müvekkili şirket arasında hizmet veya taşeronluk ilişkisi söz konusu olmadığından, müvekkilinin hukuken bir sorumluluğunun mevcut olmadığını, müvekkilinin Ankara Büyükşehir Belediyesinin gerçekleştirdiği ihale neticesinde idare ile yapılan sözleşme çerçevesinde tahsis edilen katı atık alanında "atık depolama sahalarının rehabilitasyonu, düzenli depolama alanlarının projelendirilmesi ve işletilmesi,

biyometanizasyon, gazlaştırma-yakma ile enerji üretimi, atıktan türetilmiş yakıt (ATY) üretimi, ambalaj ve hafriyat atıklarının geri kazanımı, tehlikeli ve tıbbi atıkların bertaraf edilmesi" gibi bir dizi faaliyet yürüttüğünü, diğer davalı ile müvekkili firma arasında taşeronluk veya hizmet ilişkisi bulunmadığını, diğer davalı ...'un müvekkili şirketin kiracısı olduğunu, meydana gelen olayın müvekkili şirket açısından iş kazası niteliğinde olmadığını, davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, müvekkiline karşı dava açılamayacağını,

diğer davalı ile müvekkili firma arasında cevap dilekçeleri ekinde sundukları tesis kira sözleşmesi ve bu kapsamda yapılan ödemelere bakıldığında diğer davalı ile müvekkili arasında bir taşeronluk sözleşmesi değil kira sözleşmesi mevcut olduğunun açıkça görülebileceğini, müvekkili şirkete ait kayıt ve belgeler incelendiğinde görüleceği üzere diğer davalı tarafın müvekkiline muhtelif tarihlerde kira ödemeleri yapmış olduğunu, kiralayan müvekkiline karşı açılan davanın husumetten reddi gerektiğini, müvekkili şirketin meydana gelen olayda herhangi bir kusuru bulunmadığını,

işverenin kusurlu eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet bağı yoksa işverenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, müvekkili şirketin kendi işlerini kendi personeli ile gördüğünü, diğer davalı ile müvekkili şirket arasında kira sözleşmesi haricinde mevcut başkaca hiçbir sözleşme ve belge sunulmadığını, diğer davalının hiçbir belgeye dayanılmaksızın kendi işçilerine müvekkili şirketin işini yaptırıyor olabilmesinin mümkün olmadığını,

kusur tespiti yapılan bilirkişi heyet raporunda tanık beyanlarına yer verildiğini ve bu beyanlar doğrultusunda bazı ifadelerde ITC'nin işi ya da ...'un işi diye bir ayrım olmadığının belirtildiğinden bahisle bakım işinde eğitimi ve tecrübesi olmayan kiracının sigortalı işçilerinin kiralayanın işlerinde de çalıştığı sonucuna varıldığını, tanık beyanlarına dayalı olarak değerlendirme yapılmaması gerektiğini, tanık beyanlarının takdiri delil niteliğinde olup kesin delil niteliğinde olan yazılı delillerin dosyaya sunulduğunu, müvekkili şirketin bakım işinde çalışan sigortalı işçileri bulunduğunu,

diğer davalının işçilerinin müvekkili şirketin işlerinde çalışmalarının söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin tüm işçilerine gerekli eğitimleri verdiğini, gerekli tüm önlemleri aldığını, tüm işçilerine gerekli ekipmanları sağladığını, olayın tamamen davacının kendi dikkatsizliği ve tedbirsizliğinden kaynaklandığını, bilirkişi hesap raporunda müvekkili şirkete de kusur atfedilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, dosya kapsamında düzenlenen maluliyet oranına ilişkin raporlar arasında çelişki bulunduğundan maluliyet oranının %31,00 olarak dikkate alınmasının mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Dosya kapsamından, Dairemizin geri çevirme kararı ile dosya kapsamına kazandırılan sözleşmeye göre dava dışı Ankara Büyükşehir Belediyesinin Ankara ili Mamak ilçesinde “Mamak Geri Kazanımlı Aktarma İstasyonu” nun yapımı, işletilmesi ve atıkların ...'ye nakli, Mamak eski katı atık alanının ıslahı, ... yeni geri kazanımlı katı atık bertaraf tesislerinin yapılması ve işletilmesi işlerinin adı geçen belediye tarafından davalı ITC İnvest Trading&Consulting AG şirketine verildiği, aynı iş kazasında ... ve ... isimli işçilerin de kazalandıkları, hükme dayanak kılınan bilirkişi kusur raporunda oran belirlenmeksizin davacının kusursuz olduğu,

davalıların olayın meydana gelmesinde etkili davranışları bulunduğu yönünde görüş bildirildiği, Mahkemece 29.11.2022 tarihli ek hesap raporunun asgari ücretin 1,9411 katına isabet eden ücret üzerinden yapılan hesaplama ihtimaline itibar edildiği, anılan ek hesap raporunda %31,00 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesaplama yapılmasına karşın tenzilatta dikkate alınan ilk peşin sermaye değerinin davacıya Kurum tarafından %11,30 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanman iş kazası sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri olduğu, Mahkemece TÜİK'den emsal ücret araştırması yapılmaksızın sonuca gidildiği,

davalı ... tarafından iş kazasından sonra davacıya değişik tarihlerde bir kısım ödemeler yapıldığı, Mahkemece bu ödemelerin niteliği ve hesaplanan maddi zarar tutarından tenzil edilmesinin gerekip gerekmediği yönünde bir değerlendirme yapılmadığı, yine hükme dayanak kılınan bilirkişi ek hesap raporunun itibar edilen hesaplama ihtimalinde davacının maddi zararı 1.378.928,88 TL olarak belirlenmesine, davacının maddi tazminat talebinin de bu tutarda olmasına karşın Mahkemece maddi tazminat isteminin taleple bağlı kalınarak hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.

İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin ve oransal olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır.

Zira maddi tazminat davalarında sigortalının veya hak sahiplerinin kazanç kaybının hesaplanmasında kazalı sigortalının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.

Bunun yanında meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi payına düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını etkilediği gibi müteselsil sorumlular arasında 5510 sayılı Kanun’un 21/4. maddesi anlamında üçüncü kişinin bulunması durumda hesaplanan maddi tazminat tutarından tenzil edilecek Kurum ödemelerinin miktarını da etkilemektedir.

Öte yandan zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde yakınlarının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.

Yine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesinde, “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; "(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır." şeklinde açıklanmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde de bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği "(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları,

çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır.

Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.

Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.

Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, .../ Arslan, .../ ..., Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’ya Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472).

Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.

Somut olayda, hükme dayanak kılınan bilirkişi kusur raporunda oran belirlenmeksizin davacının kusursuz olduğu, davalıların olayın meydana gelmesinde etkili davranışları bulunduğu yönünde görüş bildirildiği belirgin bulunmasına göre Mahkemece davanın taraflarının kusurları oransal olarak belirlenmeden sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.

Yine davalı gerçek kişi ...'ın ücret temyizi yönünden TÜİK'den davacının alabileceği emsal ücret araştırılmaksızın asgari ücretin 1,9411 katına isabet eden ücret üzerinden yapılan hesaplamaya itibar edilmesi de hatalıdır.

Ayrıca hükme esas alınan ek hesap raporunda %31,00 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden hesaplama yapılmasına karşın tenzilatta dikkate alınan ilk peşin sermaye değerinin davacıya Kurum tarafından %11,30 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanman iş kazası sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri olduğunun gözetilmemesi isabetsizdir.

Son olarak davalı gerçek kişi ... tarafından iş kazasından sonra davacıya değişik tarihlerde yapılan bir kısım ödemelerin niteliği ve hesaplanan maddi zarar tutarından tenzil edilmesinin gerekip gerekmediği yönünde bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.

Mahkemece yapılacak iş; iş güvenliği uzmanlarından oluşan farklı bir bilirkişi heyetinden Kurum tarafından düzenlenen iş kazası inceleme raporunun, açılmış ise aynı kazada yaralanan diğer iki işçi tarafından açılan dava dosyalarının, yine Kurum tarafından yargılamaya konu aynı iş kazası olayına ilişkin rücuan tazminat davası açılımış ise bu rücu dosyasının okunaklı ve onaylı birer fotokopisi celp edildikten sonra celp edilen bu kayıt ve belgeler ile Dairemizin geri çevirme kararı sonrasında dosya kapsamına alınan Ankara Büyükşehir Belediyesi ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin hep birlikte değerlendirildiği,

davalılar ve dava dışı kişi/kişilerin de durumlarının irdelendiği sorumluların kusurlarının oransal olarak belirlendiği yeni bir kusur raporu almak, Kurum'dan davacıya %31,00 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden iş kazası sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış olsaydı bunun ilk peşin sermaye değerini sormak, sonrasında hesaplamaya esas teşkil edecek ücret yönünden TÜİK’den bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları, ücretle ilgili sadece davalı gerçek kişi ... yönünden temyiz nedeni ileri sürülmesi,

davacı tarafından ise temyiz yoluna başvurulmamış olması nedeniyle oluşan usuli kazanılmış hakları göz önünde bulundurmak suretiyle dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, Kurum tarafından %31,00 sürekli iş göremezlik oranı yönünden ilk peşin sermaye değerinin bildirilmesinin teknik olarak mümkün olmadığının belirtilmesi halinde bilirkişiye bu oran üzerinden ilk peşin sermaye değerinin miktarını hesaplatmak, sonrasında bu ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilecek kısmının tenzil edilmesi gerektiğini göz önünde bulundurarak kazalının maddi zararını yeniden belirlemek,

davalı gerçek kişi ... tarafından iş kazasından sonra davacıya değişik tarihlerde yapılan bir kısım ödemelerin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi kapsamında ifaya yönelik ödemeler olup olmadığını değerlendirmek, ifaya yönelik olduklarının anlaşılması halinde bu ödemelerin de belirlenen maddi zarar tutarından indirilmesi gerektiğini gözetmek ve usuli kazanılmış hakları dikkate alarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.

Kabul ve uygulamaya göre de herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin davacının maddi tazminat istemi yönünden taleple bağlı karar verilmesi hatalı olmuştur.

VI. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Davalılar avukatları yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/11883, K. 2024/10405, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. VI. Karar
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11883
Karar No
2024/10405
Tarih
5 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/11891 K.2024/11803
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/11892 K.2024/11705
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/11894 K.2024/11952
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/11895 K.2024/10955
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/11896 K.2024/10953
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/11897 K.2024/11706

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.