KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/12261 E., 2024/13845 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/883 E., 2024/1396 K.
- İlk derece mahkemesi
- Artvin 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/377 E., 2023/222 K.
Karar Metni
1.291 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 24.05.2005 tarihinde boşandığını, 2003 yılı Haziran ayında vefat eden babası ... 'den dolayı 2005 yılı Eylül ayında kendisine ölüm aylığı bağlandığını, ölüm aylığını 2011 yılı Haziran ayına kadar kesintisiz alabildiğini, ancak bu tarihten sonra haksız ve mesnetsiz bir ihbar sonucu maaşının kesildiğini, müvekkilinin eski eşi ile boşandığı tarihten itibaren bir araya hiç gelmediğini, boşandığı eşi ile fiziken bir arada olmadığını, bu durumun her türlü ispat edilebilir durumda olduğunu,
öncelikle müvekkili tarafından Artvin Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/363 E. sayılı dosya ile ölüm aylığının kesilmesi ve ödenen ölüm aylıklarının iadesi yönündeki işlemin iptali için açılan davanın reddedilerek 26.09.2013 tarihinde kesinleştiğini, davalı Kurum tarafından müvekkil hakkında ...
Cumhuriyet Başsavcılığına 2011/387 soruşturma numaralı dosya ile dolandırıcılık iddiasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma neticesinde tarafların birlikte yaşamadıkları tespitle ve davalı Kurumun soyut iddiaları dışında somut delil olmadığı dikkate alınarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini,
akabinde yine müvekkili tarafından Artvin Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/499 E. sayılı dosyası ile dava açılmış ve müvekkilin Ankara'ya taşındığı tarih olan 19.09.2011 tarihinden itibaren aylığın tekrar bağlanmasına ve birikmiş olanların faizi ile ödenmesine bu kabul edilemez ise dava tarihi itibariyle araştırma yapılarak müvekkilin eski eşi ile birlikteliğinin olup olmadığının tespiti ile ölüm aylığının bağlanmasına karar verilmesi için başvuru yapıldığını, Mahkemece davanın kabul edildiğini,
ancak Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 2016/9292 E. ve 2017/6622 K. sayılı kararı ile önceki davanın kesinleştiği tarihten itibaren ayrı yaşadığı ispatlanamadığından dosyanın bozulduğu, 2017/589 E. numaralı dosya ile bozmaya uyularak davanın reddedildiğini, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi 2018/2298 E. ve 2018/6813 sayılı kararı ile bahse konu karar onanarak 27.09.2018 tarihinde kesinleştiğini, müvekkil eşinden ayrı yaşadığı halde bahse konu kararlar nedeniyle yıllardır mağdur durumda olduğunu, bu mağduriyetin giderilmesi amacıyla iş bu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu,
müvekkilinin 2011 yılı Eylül ayında Ankara'ya taşındığını, burada 2 sene kaldıktan sonra ablasına daha fazla yük olmamak adına ...'a geri döndüğünü, ...'ta yaşayan kardeşleri ... ve ... 'in yanında kızı ile birlikte yaşamakta olduğunu, herhangi bir gelirinin olmadığını, kızının üniversite eğitimi gördüğünü, müvekkil kardeşlerinin yardımı ile geçimini sürdürdüğünü, boşandığından itibaren eski eşiyle ayrı yaşadığı halde herkese tanınan haktan faydalanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından icra edilen sataşmanın önlenmesini,
müvekkilinin eski eşi olan 3 üncü kişi ile fiili hiçbir birlikteliğinin bulunmadığının tespiti ile en son kesinleşen dava tarihi olan 27.09.2018 tarihi itibariyle müvekkilinin babasından kalan ölüm aylığının bağlanmasını, biriken aylıkların faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, dava yasada öngörülen süre içerisinde açılmadığından zamanaşımı ve hak düşürücü süreler yönünden davanın reddi gerektiğini, aksi kanaat olursa Artvin Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 02.06.2011 tarih M.E.2011/163 sayılı raporuna istinaden davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadıklarının tespiti üzerine müvekkil Kurum Genel Müdürlüğünce 23.06.2011 tarihli ve 235122 sayılı işlemi ile davacı ...'in aylıklarının 01.11.2008 tarihinden itibaren kesildiğini,
davacı tarafından Artvin Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/363 Esas sayılı dosyası ile ölüm aylığının kesilmesi ve 01.11.2008-31.08.2011 tarihleri arasın ödenen aylıkların iadesi yönündeki işlemin iptali için açılan davanın reddine karar verilerek Yargıtay onama kararı ile kesinleştiğini,
davacı tarafından aynı Mahkemenin 2015/499 Esas sayılı dosyası ile bu sefer Ankara'ya taşındığı 19.09.2011 tarihi itibariyle ölüm aylığının yeniden bağlanılmasına ve birikmiş aylıklarının faizi ile ödenmesine bu mümkün olmaz ise dava tarihi itibari ile davacının eski eşi ile birlikte yaşamadığının tespiti ile ölüm aylığının bağlanmasını talep etmiş olduğu davada da ayrı yaşama olgusunun ispat edilemediği için davasının reddedilerek Yargıtay onama kararı sonucu kesinleştiğini, davacı tarafından eldeki dava ile en son açılan davanın kesinleşme tarihi olan 27.09.2018 tarihi itibari ile ölüm aylığının bağlanmasının talep edildiğini,
davacıya babasından bağlanan ölüm aylığının kesilmesine yönelik SGK işleminin iptali için davacı tarafından açılan davanın reddine dair kesinleşmiş Mahkeme hükmü mevcut iken eldeki davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın 'Kesin Hüküm' nedeniyle reddi gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2023 tarihli kararı ile davanın kabulüne, 27.09.2018 tarihi itibariyle davacıya ölüm aylığının yeniden bağlanmasına, davalı Kurumun davacıya karşı yapmış olduğu sataşmanın bu şekilde önlenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 21.03.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.09.2023 tarihli kararı ile Yerel Mahkemenin kararının, "kesinleşen Mahkeme kararları bir arada değerlendirildiğinde talep gözönüne alındığında kesin hükümden söz etmek mümkün değil ise de ayrı yaşama durumunun ispat külfetinin davacıya geçtiğini, davacının önceki Mahkeme kararının kesinleşme tarihinden sonra ayrı yaşadığını ispatlamak zorunda olduğunu, ancak davacı sunduğu delillerle, dinlenen tanık anlatımları ile ayrı yaşama olgusunu ispatlayamadığı" gerekçesi ile HMK'nın 353/1-b-2 nci maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına, esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.09.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... 2003 yılında eşinden boşanan davacı sigortalının ilk kez ölüm aylığı 2011 yılı Haziran ayında fiili birlikteliğin Kurumca denetim raporu ile tespit edilmesi üzerine kesilmiştir.
Davacı 2015 yılında birlikte yaşamadığını belirterek tekrar ölüm aylığı için Kuruma başvurmuş, fiili birlikteliği nedeni ile aylığın bağlanmaması üzerine Kurum işleminin iptali için tekrar dava açmış, bu davanın da 27.09.2018 tarihinde reddi ve ret kararının kesinleşmesinden sonra bu tarihte ayrı yaşadığını belirterek tekrar bağlanması için başvuruda bulunmuştur. Kurumca herhangi bir denetim yapılmadan önceki kararlara istinaden aylık bağlanmamıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere başvuru tarihi itibari ile önceki döneme ilişkin kararlar kesin hüküm oluşturmadığı gibi Kurumun başvuru tarihi itibari ile aksi sabit oluncaya kadar bir denetim raporu bulunmamaktadır. Bu durumda Kurum işleminin gerekçelendirilmesi gerekir. Kurumun denetim raporu olmadığına göre emsal Daire içtihatlarımız uyarınca Mahkemece resen fiili birliktelik olup olmadığının araştırılması gerekir.
Dosya içeriğine göre davacının başvurduğu tarihte boşandığı eş ile fiili birlikte yaşama olgusuna ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Aksine gelen MERNİS, adres, seçim kayıtları, adreslerdeki kolluk araştırmaları, dinlenen kamu tanıkları davacının boşandığı eşi ile ayrı yaşadığını göstermektedir. Tüm dosyadaki delillerle fiili birlikteliği gösteren bir delil bulunmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesinin özellikle başvuru tarihine ait olmayan denetim raporuna göre davacının ayrı yaşadığını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. .." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, ölüm aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen Kurum işleminin iptali ile, ölüm aylığının 27.09.2018 tarihi itibariyle yeniden bağlanmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Kuruma başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacının 27.09.2018 sonrasında eşiyle ayrı yaşadığını ispat edemediğini, davacıya babasından bağlanan ölüm aylığının kesilmesine yönelik Kurum işleminin iptali için davacı tarafından açılan davanın reddine dair kesinleşmiş mahkeme hükmü göz ardı edilerek hemen bir gün sonrasından itibaren ayrı yaşadığının kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın en azından dava tarihi itibariyle kabul edilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının yeniden bağlanması isteminin reddine ilişkin Kurum işlemin iptali ile yetim aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/12261, K. 2024/13845, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama