KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/12308 E., 2025/2964 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/437 E., 2024/1630 K.
- İlk derece mahkemesi
- Eskişehir 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/33 E., 2022/268 K.
Karar Metni
513 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bağ-Kur sigortalısı olan davalının 14.06.2012 - 31.07.2020 tarihleri arasındaki hizmet süreleri ile yurt dışı hizmet süreleri çakıştığından, bu sürelerde yersiz olarak ödenen aylıkların davalıya borç çıkarıldığını, adresine borç bildirim belgesi gönderildiğini, borcun yasal süre içerisinde ödenmediğini, borç miktarının 99.925,13 TL olduğunu belirterek, dava konusu alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya Mayıs/2011 tarih itibariyle ülkemizdeki hizmetleri dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının Haziran/2012 tarihi itibariyle Belçika ülkesinde çalışmaya başladığı, bunun üzerine Kurum tarafından davacıya bağlanan aylığın Temmuz/2012 itibariyle kesildiği, Belçika ülkesindeki çalışma bitimi olan Temmuz/2020 tarihine kadar ödenen aylıkların borç olarak çıkarıldığı,
Belçika ülkesindeki çalışma bitimi olan Temmuz/2020 tarihi tahsis talep tarihi kabul edilerek, Ağustos/2020 itibariyle davacının yaşlılık aylığının tekrar bağlandığı anlaşılan eldeki davada, davacıya Türkiye'deki hizmetleri üzerinden aylık bağlanmış olup bağlanan aylıkta 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılan süre bulunmamakta olduğu, dolayısıyla Türkiye'deki hizmetleri dikkate alınarak bağlanmış olan aylığın yurt dışında çalışmaya başlamasıyla kesilmesi mümkün olmadığı,
kaldı ki tahsis talep tarihi itibariyle yerleşim adresinin de yurt dışı olması aylığın bağlanmasına veya kesilmesine engel teşkil etmediği ve belirtilen nedenlerle davanın reddine ilişkin Mahkeme kararının yerinde olduğu görülmekle davacı Kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık alacak istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın yasal dayanaklarından olan 3201 sayılı Kanun 6. maddesi hükümleri ile bilirkişi raporu, tahsisi dosyası ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 26/01/2012 tarih 2011/16641 Esas ve 2012/966 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere tüm hizmetleri Türkiye'de olan yurt dışı borçlanması yapmayan kişilerin yurtdışında bulunmalarının tahsisi engel olmayacağı hususları ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/12308, K. 2025/2964, 26 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama