KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/12437 E., 2024/12832 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/122 E., 2023/463 K.
Karar Metni
1.175 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı iş yerinde 01.06.1987 tarihinde (1) gün süre ile çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2019 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davacının davalı ... İnşaat Tic. Ltd. Şti’ye ait iş yerinde 01.06.1987 tarihinde 1 gün süre ile asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli kararıyla başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 13.01.2022 tarihli kararı ile "... öncelikle Kurumdan davaya konu işe giriş bildirgesi istenmeli, davacının sunduğu işe giriş bildirgesi örneği ile karşılaştırılıp, ilgili belgenin sıhhati noktasında ve sigortalı işe giriş bildirgesinde varsa imza ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı hususunda bilirkişi marifetiyle araştırma yapılmalı, davacının talep ettiği tarihte davalı iş yerinin olup olmadığı araştırılmalı, yukarıda belirtilen ve hizmeti ortaya koyabilecek belgeler,
çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen iş yerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar, Kurum görevlileri tarafından düzenlenen rapor ve tutanaklar getirtilmeli, dinlenen tanık beyanlarının yetersizliği karşısında, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, gerektiğinde aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve bunların çalıştırdığı kimseler ile talep konusu çalışmayı bilebilecek kişiler yöntemince belirlenerek bu kişilerin bilgi ve görgülerine başvurulmalı,
böylelikle iddianın somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanıp kanıtlanmadığı değerlendirilmelidir. Bunun yanında dosya içindeki belgelere göre davalı şirketin ünvanında ve faaliyet durumunda da tereddütler bulunmakta, yine ... Ticaret Odasının yolladığı bir takım kayıtlara göre şirketin iflasının açıldığı da görülmektedir.
Bu sebeple öncelikle davalının sıfatı ve faaliyet durumu kapsamlı bir şekilde araştırılarak, gerektiği takdirde gelen kayıtlara göre usulüne uygun bir şekilde taraf teşkili sağlandıktan ve yukarıda belirtilen esaslar dahilinde yapılacak yargılama sonrasında karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. .." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Somut olayda, dava dilekçesi, SGK kayıtları ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinde; davacı taraf 01.06.1987 tarihinde davalı şirkette işçi olarak çalıştığını, davalı şirkette 01.06.1987 tarihindeki hizmetinin tespitine karar verilmesi talepli eldeki davayı açtığı, 01.06.1987 işe başlama tarihli ... adına atılı sigortalı imzası ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği hususlarının bildirildiği,
dosya kapsamındaki bilgiler ile hazır edilebilen ve dinlenen tanık beyan doğrultusunda davacının davalının yanında bağımlı olarak, işçi-işveren ilişkisi nezdinde fiilen çalıştığı hususunun her türlü şüpheden uzak, açık bir şekilde ispat edilemediği anlaşıldığından..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın kabulünün gerektiğini beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 6., 9., 79.,108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının iş yerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği iş yerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu iş yeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, bozma ilamı gereği yapılan araştırmada ve dosyaya kazandırılan bilgi ve belgelere göre davalı şirketin 30.12.2008 tarihinde Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin E. 2005/575 sayılı kararı ile iflası açıldığı, buna göre iflasın basit ya da adi tasfiyeden hangi yöntemle gerçekleştirildiği tespit edilerek buna uygun şekilde tebligat yapılması gerekirken Mahkemece gıyabi hükmün davalı şirketin adresine usulsüz şekilde Tebligat Kanunu 35. maddesi kapsamında tebliğ edildiği, öte yandan davacı adına davalı müflis ...
Ltd.Şti.-kanalizasyon işi-Kırşehir ünvanlı işverenin ... sicil no.lu iş yerinden 01.06.1987 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, iş yerinden 1987/2. dönem bordrosundan 27 kişinin bildirilmiş olduğunun görüldüğü, bozma sonrası yapılan imza incelemesinde imzanın davacıya ait olduğuna dair bir irtibatın tespit edilemediği kanaatine varıldığı, bozma öncesi 10 bordro tanığının dinlendiği, hiç birinin davacıyı tanımadığı, bozma sonrası ise dönem bordrosunda adına rastlanmayan davacının teyzesinin oğlunun dinlendiği, davacıya sorularak dönem bordrosunda yer alan ve dinlenmemiş olan bordrolu çalışanlarının dinlenmediği,
böylelikle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde, dava konusu tarihteki fiili çalışma olgusu tespit edilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre Mahkemece, iş yerinin 1987/2. dönem bordrosunda yer alıp da dinlenmemiş olan çalışanlardan davacıya da kimlerle birlikte çalıştığı da sorulmak suretiyle belirlenecek olanları dinlenilmeli, çalışma olgusu böylece açık ve net şekilde ispatlandığı takdirde davanın kabulüne aksi takdirde davanın reddine karar verilmelidir.
5.Öte yandan, davanın niteliği esasen Kurum işleminin iptali niteliğinde olduğundan bu tür davalarda SGK yasal hasım olarak davalı komununda bulunmakta olup işverene husumet yöneltilmesi zorunlu olmamakla birlikte ne var ki, hükmüne uyulan bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
İflasının açıldığı anlaşılan davalı işveren şirketin dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflas idaresine ait olup adi tasfiyede İİK'nın 226-229 maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK. Md.218) usulü benimsenmişse de bu temsil yetkisi İflas Müdürlüğüne (İflas Dairesine) ait olması nedeniyle, iflas müdürlüğünce tebligat yapılması gerektiği açıktır.
Buna göre iflas yönteminin tespit edilerek davanın müflis şirketi temsilen ilgili iflas müdürlüğü yada iflas idare memurluğuna yöneltilmesi gerekmektedir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/12437, K. 2024/12832, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama