KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/12651 E., 2024/13823 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/745 E., 2024/123 K.
- Karar
- Ret
Karar Metni
707 kelime·4 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl dava dilekçesinde; iş yerini Beykoz Vergi Dairesi Müdürlüğüne bildirdiğini, vergi sicil numarasının [TCKN]/4350112940 olduğunu, iş yerini adına açtırdığını ve 31.12.2000 tarihine kadar çalıştırdığını, vergi dairesine bildirimli olarak iki yıl bir ay altı gün iş yeri çalıştırdığını, bu dönemdeki çalışmalarını Bağ-Kur yetkili ilçe birimine bildirdiğini, bu dönem içinde kendisini Bağ-Kur'lu kabul ettiğini, emekli işlemlerinin icrası için SGK Sigorta Primleri Genel Müdürlüğüne yaptığı müracaat neticesinde 26.06.2015 tarihli sigortalılık tescil ve hizmet kaydı tespitinde 25.11.1998 ile 31.12.2000 tarihleri arasında faaliyetinin olmadığını gördüğünü, 5510 sayılı Kanun hükümlerince 25.11.1998 tarihi ile 31.12.2000 tarihi arasına Bağ-Kur'lu olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; geriye dönük tescil imkanı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli kararı ile 1479 sayılı Kanun'un Geçici 18 inci maddesi kapsamında davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2017 tarihli kararı ile 5510 sayılı Kanun'un Geçici 8 ve 1479 sayılı Kanun'un Geçici 18 inci maddelerinin yürürlüğe girdiği tarihine kadar Kurumca tescili gerçekleştirilmediği gibi Kuruma yönelik tescil başvurusu veya prim ödemesi de bulunmayan davacının sigortalı kabul edilemeyeceği belirgin bulunmakla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2017 tarihli kararının süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...davacı tarafından 5521 sayılı Kanunun 7/3 maddesine uygun bir şekilde, davaya konu istem hakkında, Sosyal Güvenlik Kurumu'na müracaat ve Kurum tarafından bu müracaata konu istemin reddine ilişkin bir işlem veya eylem bulunmadığı görülmekle, mahkemece, davacı tarafa 6100 sayılı HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca, 6552 sayılı Kanunun 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanunun 7. maddesine üçüncü fıkra olarak eklenen düzenleme doğrultusunda,
davaya konu istemi hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'na müracaat etmesi ve bu müracaat hakkında anılan yasal düzenleme uyarınca Kurum'un red iradesini gösterir işlem veya eyleminin olduğunun belgelenmesi için kesin süre ihtaratlı önel verilmeli, bu süre içerisinde dava şartı eksikliğinin tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmeli, Kurum'a müracaat ve müracaatın reddine dair Kurum işlem veya eylemine ilişkin dava şartının tamamlanması halinde ise davanın esasına girilerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir..."gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 25.11.1998-31.12.2000 tarihleri arasında vergi kaydı bulunan ve 1479 sayılı Kanun kapsamında tescil kaydı bulunmayan davacının, bu tarihler arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalı sayılması gerektiğinin tespitini talep ettiği, yapılan incelemede davacının kurumda 4/b tescil kaydının bulunmadığı, kuruma ilk başvurusunun 09.01.2020 tarihinde yapıldığı, davacının 02.08.2003 tarihi öncesi prim ödemesinin bulunmadığı,
25.11.1998-31.12.2000 tarihleri arası Bağ-Kur tespiti talebi yönünden 1479 sayılı Kanun'un geçici 18 inci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi gereğince, davacının 1479 sayılı Kanun'un 24 ve 25. maddelerinden yararlanması mümkün bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının İstanbul Beykoz İlçesi Paşabahçe semtinde bulunan Ticari İşletmesinde (züccaciye dükkanında) 25.11.1998- 31.12.2000 tarihleri arasında ticaret yaptığını, vergiye kayıtlı olduğunu, dinlenen tanık beyanları ile çalışma olgusunun ortaya konulduğunu, davacının vergide kayıtlı olduğu sürelerde Bağ-Kur sigortalılığının tespiti gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 25.11.1998- 31.12.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/12651, K. 2024/13823, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama