KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/13498 E., 2025/11572 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/745 E., 2024/1740 K.
- İlk derece mahkemesi
- Eskişehir 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/235 E., 2022/277 K.
Karar Metni
576 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 06.08.2019-06.09.2020 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yapılan yargılamada tüm dosya kapsamından her ne kadar davacı taraf sigortalı sayılacak şekilde işçi - işveren ilişkisi olduğu iddiası ile işbu davayı açmış ise de dosya kapsamında bulunan davalı tarafından davacıya verilen vekaletname içeriğinin incelenmesinde verilen yetkilerin kapsamı dikkate alındığında davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere araçta çalışmak üzere değil aracı işletmek ve kar-zarar ortaklığı olmak üzere taraflar arasında anlaşmaya varıldığı (bir işçiye bu denli geniş yetki verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu),
dinlenen davalı tanıklarının beyanlarının da bu hususu teyit ettiği, davacı tanığın beyanlarının davacının aracı kullandığını doğrulamakta ise de taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi olduğunu göstermediği, davacının dava dilekçesinde 06.09.2020 tarihine kadar çalıştığını beyan etmesi karşısında aracın bu tarihten daha önceki bir tarihte satıldığının görülmesi üzerine 21.02.2022 tarihli beyanı ile araç satıldıktan sonra 06.09.2022 tarihine kadar yeni araç alınacağını düşünerek beklediğini, geri dönüş olmayınca kendisinin kandırıldığını o gün anladığını ve işten çıkarıldığının farkına vardığını,
davacının 06.09.2020 tarihine kadar çalıştığını beyan etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, zira dosya kapsamındaki tanık beyanlarından aracın satış nedeni dikkate alındığında sonradan tekrar araç alınmasına kadar davacıya beklenmesinin söylenmesinin ve bu nedenle de 06.09.2020 tarihine kadar çalışmasının olduğu yönündeki iddianın dosya kapsamı ile bağdaşmadığı, davacı tarafın iddialarını ispat edemediği gibi Mahkemece de yapılan resen araştırma ile davacının sigortalı sayılacak şekilde çalışmasının sabit görülmediği,
söz konusu aracın fiili işletmesinin davacı ... tarafından yürütüleceği konusunda taraflar arasında anlaşma olduğu ve davacı ile davalı arasında işçi - işveren ilişkisi bulunmayarak söz konusu iş ilişkisinin ortaklığa dayalı olduğuna kanaat getirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/8. maddeleri, vekaletname, araç devir bilgileri, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/13498, K. 2025/11572, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama