KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/13731 E., 2025/5066 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
1.261 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde 05.07.2009-31.12.2011 tarihleri arasında 700 TL ücretle, bekçi olarak çalıştığını 30.11.2009-14.04.2010 tarihleri arasında 135 gün, 19.03.2011-04.05.2011 tarihleri arasında 45 gün, 30.09.2011'den çıkışına kadar 92 gün çalıştığını, çalıştığı diğer sürelerin ...'ya bildirildiğini, bu sürelerin bildirilmediğini belirterek eksik bildirimin tespitini, tescilini, eksik primlerin ilgili ... Müdürlüğünce davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunarak davacının tüm çalışmalarının giriş çıkışları ile birlikte ...'ya bildirildiğini, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini savunmuştur.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; iş yerinin 11.04.2008 tarihinde kapsama alındığı, 19.03.2011 tarihinde kanun kapsamından çıkarılmış iz olduğunu, çalışma iddia edilen dönemlerde düzenlenmiş rapor ve tutanak olmadığını, davanın kurum kayıtlarına eş değer belgelerle kanıtlanması gerektiğini, salt tanık anlatımına dayalı kanıtlama muvafakatları olmadığını, iş yerinin 5510 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğinin araştırılmasını, davalı işveren kayıtlarının incelenmesini, fiilen çalışmasının ve devamlılık gösterip göstermediğinin ispatlanması gerektiği, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.01.2015 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne
... ... sicil nolu davacının davalı işyerinde,
01.12.2009-14.04.2010 tarihleri arasında 134 gün, günlük 32,57 TL
19.03.2011-04.05.2011 tarihleri arasında 45 gün, günlük 32,57 TL ücretle hizmet akdi ile 506 sayılı Kanun kapsamında çalıştığının tespitine,
Davacının ...'ya eksik bildirilen süre ve prim farklarının bütün dönem için günlük primlerinin 32,57 TL olduğu kabul edilerek;
07.07.2009-30.11.2009 tarihleri arasında 143 gün, günlük 9,74 TL eksik
14.04.2010-30.06.2010 tarihleri arasında 76 gün, günlük 8,27 TL eksik
01.07.2010-31.12.2010 tarihleri arasında 180 gün, günlük 7,22 TL eksik
01.01.2011-19.03.2011 tarihleri arasında 79 gün, günlük 6,02 TL eksik
04.05.2011-30.06.2011 tarihleri arasında 56 gün, günlük 6,02 TL eksik
01.07.2011-30.09.2011 tarihleri arasında 90 gün, günlük 4,67 TL eksik prim ödendiğnin tespitine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2016 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21.Hukuk Dairesince (kapatılan) 29.02.2016 tarihli karar ile ".. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine, 2-Dava, davacının 05.07.2009-30.09.2011 tarihleri arası eksik bildirilen sürelerin tespiti ile 700 TL ücret üzerinden sigorta primine esas kazancın belirlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı olduğu şekilde istemin istemen kısmen kabulü ile davacının 01.12.2009-14.04.2010 ve 19.03.2011-30.09.2011 tarihleri arası çalıştığının tespitine ve sigorta primine esas ücret yönünden 07.07.2009-30.09.2011 tarihleri arası net 700,00 TL olarak belirlenmesine karar verilmiş ise de, bu sonuca hizmet tespiti yönünden eksik araştırma ve inceleme sonucu varılmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinin davalı işveren tarafından belediye yapılan kültür merkezi inşaatı olduğu, 2009-2011/3. aylar arası dönem bordrolarının getirtildiği, davacı adına 07.07.2009, 14.04.2010 ve 04.05.2011 tarihli işe giriş bildirgelerinin internet yoluyla Kuruma verildiği, 2010/6, 7 ve 9. aylara ilişkin para makbuzlarında davacıya ödenen ücretin 700,00 TL olduğu,
davacı tarafından gösterilen tanıklarla, bildirimleri kısmi olan bordro tanıkları beyanlarında davacının şantiyede gece bekçisi olarak çalıştığını, bazıları aldığı ücreti bilmediklerini bazıları ise 700,00 TL ücret aldığını belirttikleri, davacıya ait hizmet döküm cetvelinin dosyada bulunmadığı ancak bilirkişi raporuna göre davalı işveren tarafından kısmi bildirim yapıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, verilen karar sigorta primine esas ücret yönünden yerinde ise de, hüküm altına alınan ve reddedilen süreler yönünden hatalı olmuştur. Çünkü davacıya ait hizmet döküm cetvelinin getirtilmediği, uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde bordro tanıklarının resen tespit edilip dinlenmediği, davacının bekçilik yaptığını iddia ettiği işyeri davalı işveren tarafından bir kamu kurumu olan belediyeye yapılan kültür merkezi inşaatı olup, ilgili belediye başkanlığından inşaata başlama ve teslim etme tarihlerinin araştırılmadığı böylece davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmeden sonuca gidildiği görülmektedir.
Yapılacak iş; Kurumdan davacıya ait hizmet döküm cetvelini istemek, dosyadaki dönem bordrolarından bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, gerekirse Kurum, vergi idaresi, belediye ve emniyet müdürlüğü gibi kamu kurumları aracılığıyla tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, ilgili belediye başkanlığından davalı işverenin inşaata başlama ve inşaatı tamamlayıp teslim etme tarihlerini sormak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama neticesinde yargılama esnasında dinlenilen tanıkların beyanları, dosyaya ibraz edilen delillerle Yargıtay bozma ilamında aranan nitelikte tanık tespit edilemediği, dinlenilen tanıkların davacının iddiasını tam olarak doğrulamadıkları anlaşıldığından önceki kararda bozma dışı bırakılan ve bilirkişi ... tarafından sunulan raporunun A seçeneği ile tespit edilen tarihler arasında eksik bildirim yapıldığı, maaş ödeme makbuzlarından en son net 700,00 TL ücretle çalıştığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne;
... ... sicil nolu davacının davalı iş yerinde ...'ya eksik bildirilen süre ve prim farklarının bütün dönem için günlük 32,57 TL olduğu tespit edilerek
7.07.2009 30.11.2009 tarihleri arasında 143 gün, günlük ₺9,74 eksik bildirim
14.04.2010 30.06.2010 tarihleri arasında 76 gün, günlük ₺8,27 eksik bildirim
01.07.2010 31.12.2010 tarihleri arasında 180 gün, günlük ₺7,22 eksik bildirim
01.01.2011 19.03.2011 tarihleri arasında 79 gün, günlük ₺6,02 eksik bildirim
04.05.2011 30.06.2011 tarihleri arasında 56 gün, günlük ₺6,02 eksik bildirim
01.07.2011 30.09.2011 tarihleri arasında 90 gün, günlük ₺4,67 eksik bildirim ile
Eksik prim ödendiğinin tespitine davacının hizmet tespiti ile fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1-Davacı vekili; eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini belirterek reddedilen kısımları temyiz etmiştir. 2-Davalı Kurum vekili; eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının 05.07.2009-30.09.2011 tarihleri arası eksik bildirilen sürelerin tespiti ile 700 TL ücret üzerinden sigorta primine esas kazancın belirlenmesi istemine ilişkindir.
1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr...., Usuli ... Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. , ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
2-Eldeki davada ise Mahkemece verilen önceki karar, bozma içeriğinde belirtilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapılması gereği belirtilerek Dairemizce bozulmuştur. Mahkeme tarafından bozmaya uyulmuştur. Ancak bozmanın gereği yerine getirilmemiştir.
Mahkemece bozma davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Mahkemece davacının bildirimi olan ve davalıya ait hem ... hem de ... sicil no.lu işyerlerine ilişkin dönem bordrolarının eksiksiz şekilde dosyaya celbi sağlanıp dönem bordrolarından bordro tanıklarını resen tespit edip dinlemek, gerekirse Kurum, vergi idaresi, belediye ve emniyet müdürlüğü gibi kamu kurumları aracılığıyla tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurmak, anılan sigortalıların gösterdiği deliller de toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/13731, K. 2025/5066, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama