KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15096 E., 2024/13279 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2349 E., 2024/1542 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 20. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/177 E., 2022/456 K.
Karar Metni
1.188 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının ilk defa 01.03.1983 tarihinde dava dışı ... Makina - ... ve Ortakları ünvanlı iş yeri nezdinde işe başladığını, yıllar sonra Kuruma yaptığı başvuruda işe giriş bildirgesinin kuruma verildiğini, fakat primleri yatırılmadığından bu çalışmasının Kurum kayıtlarında gözükmediğini tespit ettiğini belirterek, müvekkilinin sigorta başlangıç tarihinin 01.03.1983 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, çalışma olgusunun somut ve inandırıcı belgelerle ispatlanması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne davacının ilk defa sigortalı olarak işe başlama tarihinin 01.03.1983 olduğunun tespitine, davacının 26.11.1989 tarihinde 18 yaşını ikmali nedeniyle kabulüne karar verilen süre için ödenecek ... sigortaları primlerinin prim ödeme gün sayısına eklenmesine, sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 26.11.1989 tarihi olduğunun hükmün infazında gözetilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, kararın eksik ve hatalı incelemeye dayandığını ve davacının davalı nezdinde kesintisiz ve fiili olarak çalıştığını duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ispat edemediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 3/II-B, 6., 60. maddenin (G) bendi, 108., 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5., 16. maddesi hükümleridir.
506 sayılı Kanunu'nun 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunu'nun 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır.
506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir.
05.07.1977 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Yasasının 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir iş yeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanun'un 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir.
Kanun'un 16. maddesinde ise iş yeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20. maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür.
Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130).
2.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının 26.11.1971 doğumlu olduğu, dava dışı ...-... unvanlı işverenin ... sicil numaralı iş yerinden 01.03.1983 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, işe giriş bildirge tarihinde 12 yaşında olduğu, işyerinin döküm makina imalatı ve demir işleri mahiyetli olduğu ve 11.09.1981-30.11.1993 tarihleri arasında olduğunun bildirildiği, iş yerine ait dava konusu 1983/1.
Dönem bordrosu ile 2 ve 3. dönem bordrolarının dosyaya celbedildiği, dava konusu 1. dönemde bildirimi yapılan tek sigortalı olan ...'ın İsveç'te ikamet ettiği gerekçesiyle dinlenemediği diğer 2. ve 3. dönem bordrolarında bildirimi yapılan teksigortalı olan ...'ın ise beyanında davacının kendileri ile birlikte çalıştığı sırada çocuk olduğu, çırak olarak çalıştığını,getir-götür işleri yaptığını, iş yerinde yaklaşık 3-4 kişinin çalıştığını beyan ettiği, yapılan işin ne olduğu, davacının tam olarak hangi işleri yaptığını kimlerin iş yerinde çalıştığıuna dair bir beyanı olmadığı,
öte yandan kapsamlı komşu işyeri araştırmasında komşu iş yeri ve çalışanının tespit edilemediği, yapılan imza ve fotoğraf incelemesinde işe giriş bildirgesindeki fotoğrafın davacıya ait olduğu, imzanın da davacıya ait olduğu yönünde tespitte bulunulduğu, davacının çıraklık sözleşmesinin olup olmadığının araştırılmadığı, böylelikle davacının dava konusu dönemde çırak olarak çalışıp çalışmadığı hususu tam olarak açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
3.Buna göre, Mahkemece, davacının bir çıraklık sözleşmesinin olup olmadığı ilgili meslek eğitim merkezi ile Kurumdan sorulmak sutretiyle araştırılmalı,varsa çıraklık sözleşmesi celbedilmeli, dava konusu dönemde iş yerinden verilen bordroda bildirimi yapılan ...'ın beyanı alınmalı, bordro tanığına ulaşılamaması halinde dava dışı iş yerine dava konusu dönemde komşu iş yerleri sahipleri ile kayıtlı çalışanları SGK, vergi dairesi, belediye nezdinde araştırılarak belirlenmeli, bu kişilerin sigortalık ve vegi kayıtları da getirtilerek davacının işyerindeki çalışma ilişkisi aydınlatılarak,
iş yerinde davacının tam olarak hangi işleri yaptığı, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, iş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı,
bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği belirlenmeli, komşu iş yerinin tespit edilememesi halinde işyerinde dava konusu dönem sonrası çalışanı olan ... yukarıdaki hususları aydınlatacak şekilde yeniden dinlenmeli, dinlenen tanık beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler giderilmeli, böylelikle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15096, K. 2024/13279, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama