KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15330 E., 2025/3483 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2469 E., 2024/2340 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. İş Mahkemesi
Karar Metni
1.706 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili davacının 1987 yılında çıraklık okuluna girdiğini ve bu çıraklık döneminin 1988 tarihinde sona erdiğini, çıraklık dönemini müteakip davalı Kuruma ait ... Fabrikasında sonrasında ise ...
Fabrikasında çalıştığını, sigorta kayıtlarının incelenmesinde davalı işverenin kuruma bildirisinde müvekkilinin çırak olarak kısa vadeli sigorta kollarına tabi işçi olarak bildirildiğini, müvekkilinin daha önce çıraklık okulunda eğitim ve öğretim almış olduğu dikkate alındığında, sonraki akdi ilişkisinin çıraklık sözleşmesi değil iş akdi olduğunun netlik kazanacağını, ... ve Meslek Okullarındaki yapım ve üretim işlerinde çalıştırılan öğrencilerin okul içindeki tatbiki mahiyette yapım ve üretim işinde çalışıyorlarsa bu çalışma süresi,
sigortalı sayılmayacağını ancak okul dışında üretime yönelik olarak bir işte çalıştırıldıkları zaman sigortalı sayılacağını, bu iddialarla ... İş Mahkemesinde ikame edilen yüzlerce davanın kabul ile sonuçlandığını ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin onama ilamları ile yerel Mahkeme kararlarının kesinleşmiş olduğunu belirterek, davacının dava konusu çalışmalarının uzun vadeli sigorta kollarına tabii olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 10.06.2022 tarihli dilekçesinde ise, müvekkilinin 18 yaşını ikmal ettiği 10.05.1988 tarihinden itibaren çırak statüsünden bildirilen çalışmalarının uzun vadeye tabi olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle süre yönünden reddine karar verilmesini, davacının müvekkil kurumda herhangi bir dönemde çalışmadığını, gerekli incelemeler neticesinde davacıya ait bir kayda rastlanmadığını, davacının müvekkil kurumda bir çalışmasının bulunmaması nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinde 1987-1988 döneminde ... Çıraklık Okulu eğitiminin ardından ...
Fabrikası’nda sonra ...
Fanrikasında çalıştığını iddia ettiğini, fakat bu fabrikalarda ne kadar süreyle ve hangi zaman aralıklarında çalıştığına dair bir açıklamada bulunmadan iddiasını temelledirme zahmetine girmeden bir takım haksız taleplerde bulunduğunu, davacının mesnetsiz iddialarını araştırmak amacı ile kurumun ...’deki ... ve ... fabrikalarında gerekli kayıt incelemelerinin yapıldığını ancak bu fanrikalarda ne kadrolu ne de muvakkat işçi olarak çalıştığına dair herhangi bir kayıt ve belgeye rastlanmadığını, davacı hakkında ne genel Müdürlükte ne de mezkûr fabrikalarda tek bir kayıt ve belgenin bulunmadığını,
davacıya ait şahsi sicil dosyasının bünyelerinde mevcut olmadığını, davacının dayandığı vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırmamış olduğunu, davacının 1987 yılına ait çıraklık dönemine ilişkin bir davayı üzerinden 32 yıl geçtikten sonra açmasının Medeni Kanun’un iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu beyanla, davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davanın kabulüne 1-Davacının davalı ...'nin 18 yaşını ikmal ettiği tarihten sonrası olan 10.05.1988 tarihinden sonra kuruma çırak statüsünde kısa vadeli sigorta kollarına tabii olarak bildirilen hizmet süresini uzun vadeli sigorta kollarına tabii olacak şekilde çalıştığının tespitine, 2-Davacının ... Genel Müdürlüğünde 01.10.1987– 10.05.1988 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalışmalarının 506 sayılı Kanun'un 60/g hükmü ve 5510 sayılı Kanun'un 38/2. Maddesi hükmü uyarınca prim gününe ilavesinin gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
3. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli,
aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli,
bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
4. 506 sayılı Kanun’un 2'nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6'ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35'inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nun 3. maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun'un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10'uncu maddesine göre çırak olabilmek için, a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan "onüç yaşını" ibaresi, 16/8/1997 tarih ve 4306 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle "ondört yaşını" olarak değiştirilmiştir.)
b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak.
c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir.
Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun'un 13'ncü maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu'nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.”
5. Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır.
Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (..., Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; ..., 1977 Baskı, s;130).
506 sayılı Kanun'un 3/II-B maddesinde yazılı olduğu üzere çıraklar hakkında çıraklık devresi süresi içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35. maddesi hükümleri uygulanmaz. Ancak Dairemiz içtihatlarına göre çırakların bu süre içinde diğer çalışanlar gibi üretime katılmaları, meslek ve sanat öğrenimleri geri planda kalıyorsa artık çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceği kabul edilmiştir.
Bir işyerinde üretim- imalat, malzemelerin veya bileşenlerin fiziksel olarak bir araya getirilip bir ürünün oluşturulduğu süreci ifade eder.İmalat, genellikle seri üretim veya kitlesel üretim süreçlerini içerir. İmalat, belirli makinelerin, proseslerin ve işçilerin kullanımını gerektirebilir.
Genellikle ürünün kalitesi, maliyeti ve üretim hızı gibi faktörler önemlidir. ..., nitelikli askeri malzemeler üreten bir kamu kurumu olup, işyerinde üretimde çalışan işçilerde bu üretimi yapabilecek yeterli bilgi birikimi ve tecrübeye sahip kişiler olması gerektiği kuşkusuzdur. ... işçi alımınında önceleri kendi bünyesinde kurduğu çıraklık okulunu bitirenler arasından sınavla almakta iken bunların kapanması üzerine Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki Eğitim Merkezlerinde eğitim alanlardan başarılı olanlar arasından sağlamaktadır.
6. İnceleme konusu eldeki davada, davacı çırak olarak gösterildiği çalışmalarının uzun vadeli sigorta kollarına tabi geçtiğinin tespitini, 10.06.2022 tarihli dilekçesinde ise, 18 yaşını ikmal ettiği 10.05.1988 tarihinden itibaren çırak statüsünden bildirilen çalışmalarının uzun vadeye tabi olduğunun tespitini talep etmiş olup Mahkemece, davacının çalışmalarının üretime dayalı olduğu, meslek öğrenmeye yönelik olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
7. Somut olayda, davacının ilk defa davalı iş yerinde 1992 yılı 3. döneminde 44 gün sigorta kaydı olduğu, 01.10.1987 tarihli Çıraklık Eğitim Merkezi'nden verilen işe giriş bildirgesi ve 05.10.1989 tarihli çıraklık sözleşmesinin bulunduğu, anılan sözleşme ile hassas ve ağır işler yapan kamu kurumu niteliğindeki davalı iş yerinde çırak olarak işe başladığı, 1988-1990 dönemine ait devam föylerinin dosyada yer aldığı,
davacının yaptığı işte ne şekilde üretime katıldığı hususu açıklığa kavuşturulmadan soyut tanık beyanlarına itibar edilerek karar verildiği anlaşılmakla Mahkemece, işle ilgili herhangi bir deneyimi olmayan davacının nitelik gerektiren bir işte üretime ne şekilde katıldığı hususu tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmamış, iş yerindeki faaliyetlerinin çıraklık eğitimindeki teorik eğitimin tamamlatılmasına yönelik pratik eğitime yönelik olup olmadığı tartışılıp değerlendirilmemiştir.
Böyle bir işyerinde işe yeni başlayan henüz 17 yaşında olan, çıraklık sözleşmesi bulunan ve o güne kadar herhangi bir işte çalışmayan, işi öğrenmek için çıraklık okulunda teorik ve pratik eğitim alan davacının üretime nasıl katıldığı, hangi işleri nasıl yaptığı, bu yeterliliğe nasıl sahip olduğu titizlikle araştırılmalı, somut olarak ortaya konulmalıdır. Yetersiz soyut tanık beyanlarına dayanarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup; bozmayı gerektirmiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15330, K. 2025/3483, 6 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama