KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15360 E., 2025/15672 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2566 E., 2024/2973 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/93 E., 2023/224 K.
Karar Metni
831 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 11.01.2017 tarihinde emekli olmak için davalı Kuruma başvurduğu ve 01.02.2017 tarihi itibari ile Kurumdan yaşlılık aylığı almaya başladığı, davacının çalışmalarının eksik kayda alınması nedeniyle davacının özlük haklarında ve dolayısı ile emeklilik şart ve koşullarında hak kaybı yaşadığı, davacının hak kayıplarına karşı Kurum nezdinde ilgili sürelerin tekrar hesaplanarak hizmet çizelgesine eklenerek yeniden hesap yapılmasını talep ettiği, ancak yaşlılık aylığına 16,00 TL cüzi bir zam düzenlemesi yapıldığı,
davacıya emekli olduğunda toplam 781 gün (57 gün yer altı maden işçiliği) eksik hesap edildiği, bu eksik gün sayıları ve prim üzerinden davacının emekli olduğu, davacının haklı olduğu halde 2016 yılı içerisinde emekli olmaya hak kazanamadığı,
eksik yaşlılık aylığı maaş farkının bilirkişi marifeti ile tekrar hesaplanarak davacının yaşlılık aylığında iyileştirme yapılmasına karar verilmesine ve eksik süreler ile 01.08.1986 işe başlangıç tarihinin sağlandığı özlük haklarının davacıya iadesine, davacının 2016 yılı ve öncesinde emekli olanlara verilen 100 TL seyyanen zamdan faydalandırılmasına ve emekli olduğu 01.02.2017 tarihinden dava tarihine geçen süre zarfındaki aylıkları için 100’er TL seyyanen zammın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tahsis talebinin 11.01.2017 tarihi olduğu için takip eden ay başı 01.02.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının hizmet cetvelinde görünmeyen hizmetlerinin yüklenmesi yapıldıktan sonra emeklilik aylığı 01.02.2017 tarihi itibari ile yeniden güncellendiği aradaki farkın kendisine ödendiği, davacının tahsis talebinin 11.01.2017 tarihi olduğu için kamu oyunda 2016 seyyanen zammı olarak bilinen zamdan yararlanma imkanı olmadığı, davacının 14.12.2016 tarihli dilekçesi tahsis talep dilekçesi olarak değerlendirilse dahi davacının gün sayısının 3993 gün olduğu,
davacının iddiaları gibi hizmet süresinde görünmeyen günler daha önceden güncellenmiş olsa davacıya ancak 01.01.2017 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlanabileceği, davacının herhangi bir kaybının söz konusu olmadığı, davacının maaşının eksik olduğu yönündeki iddialarının soyut nitelikte olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla 5510 sayılı Kanun'un geçici 67. maddesine göre, 2016 yılı başından önce bağlanmış gelir ve aylıkları ile 2016 yılında bağlanacak aylıkların 100,00 TL tutarında artırılarak ödeneceği düzenlendiği somut olayda, davacının 11.01.2017 tarihli tahsis talebine istinaden davalı Kurum tarafından 01.02.2017 tarihi itibarıyla 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı görülmekle, yukarıda belirtilen geçici 67. maddeden yararlanmasının mümkün olmadığı,
davacıya bağlanan yaşlılık aylığının eksik ödenip ödenmediği yönünden ise alınan 04.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davalı Kurum tarafından davacının güncellenen prim gün sayısı üzerinden aylık tutarının düzeltilmesi sonucunda dava tarihi itibarıyla davacının aylığında bir eksikliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek davacının ilk işe giriş tarihinin emeklilik başvurusu sırasında 01.10.1989 olduğu, emeklilik sonrası 01.08.1986 olarak alınmasının davacıyı seyyanen zam konusunda mağdur ettiği, işe giriş tarihi 01.08.1986 iken Kurumun yanlış kayıt sonucu davacının işe giriş tarihini 01.10.1989 olarak değerlendirerek çalışma süresini 3936 olarak hesapladığı, 781 günlük çalışmasının yok sayıldığı, davacının maden işçisi olup, bu vasfından ve sosyal haklarından Kurumun eksik kayıtları nedeniyle faydalanamadığı, eksik günlerinin zamanında emeklilik hesabında göz önünde bulundurulmaması,
davacının hem 2006 yılında emekli olmamasına ve seyyanen zamdan yararlanamamasına, 8100 gün prim ödemiş sigortalılar gibi yaşlılık aylığı bağlanması hakkından faydalanamamasına neden olduğu, söz konusu sürelerin emeklilik hesabına dahil edilerek 2016 yılındaki mevcut şartlar ve 25 yıl maden yer altı işyerlerinde münavebeli çalışan 4000 gün prim ödeyen sigortalılara tanınan yaş şartı aranmaksızın 8100 gün prim ödemiş sigortalılar gibi yaşlılık aylığı bağlanması hakkından faydalandırılmadığı, bu hususların değerlendirilmediği, işçi lehine yorum ilkesinin uygulanmadığı, Kurum kayıtlarının eksik ve hatalı olduğu,
dava değerinin 31.01.2022 tarihli dilekçelerinde belirttikleri 3.349,67 TL olduğu, Kurum lehine 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kesinleşen karara göre yaşlılık aylığı yeniden hesaplanarak fark aylıkların ödenmesine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15360, K. 2025/15672, 18 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama