KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15462 E., 2025/1867 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1552 E., 2024/3253 K.
- İlk derece mahkemesi
- Aksaray 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/149 E., 2022/175 K.
Karar Metni
860 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının ...'e ait iş yerinde hizmet akdine dayalı, günün asgari ücretiyle 1 (bir) gün çalıştığının tespitine ve sigortalılık başlangıcının da 01.01.1991 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemlerde kanun ve mevzuata aykırılık bulunmadığını, müvekkili Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının ...'e ait iş yerinde hizmet akdine dayalı asgari ücretle 01.01.1991 tarihinde çalıştığının tespiti ile davacının sigortalılık başlangıcının 01.01.1991 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, Mahkemece dava konusu işe giriş bildirgesinin davacıya aidiyeti yönünden imza incelemesi dahi yaptırılmadığını, davacının öğrenim durumunun ve çalıştığı iddia edilen tarihte öğrenci olup olmadığı, yine çalışma iddiasına konu dönemde askerlik çağında olduğu anlaşılan davacının, askerliğini hangi dönemde yapmış olduğu hususlarının Mahkemece araştırılmadığını, salt tanık anlatımlarına istinaden hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2, 6, 9, 6, 79, 108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanunun belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada,mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı ... ünvanlı işverenin (işe giriş bildirgesinde tescilde denmiş) sicil nolu işyerinden 01.01.1991 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, mahkemece işyerinin tescil bilgileri ve bordrolarının istenmediği, davacı vekilinin işyerinin berber dükkanı olduğunu beyan ettiği, emniyet vasıtasıyla yapılan komşu araştırmasında ... (vergi kaydına göre,dava konusu dönemden sonraya ait olmak üzere,13.06.2003 tarihinden itibaren marketçilik alanında faal) ile ...'nın (17.01.1986-faal deri giyim eşyaları onarım işi) bildirildiği,
ayrıca davacı tanığı olarak davacının arkadaş....(dava konusu dönemde herhangi bir vergi kaydı yok) ile komşu işyeri niteliği olup olmadığı, dava konusu işyerine uzaklığı vs. tespit edilmemiş bakkal konusunda 23.08.1990-25.11.1991 tarihleri arasında faal olan ...'ın dinlendiği, böylelikle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde, hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre, Mahkemece öncelikle ... ünvanlı işverenin işyeri sicil no.sunu da Kurumdan sorarak bu işverenin berber konulu işyerinin işyeri tescil bilgileri ile varsa dava konusu döneme ilişkin dönem bordroları celbedilmeli, varsa dönem bordrosu tanıkları dinlenmeli, bordro tanığı olmaması yada beyanlarının yeretsiz olması halinde bozma öncesi dinlenen .... ile ...'ın işyerlerinin dava konusu çalışma iddasının olduğu işyerine uzaklıkları belediye marifetiyle belirlenmeli, bu işyerlerinin komşu işyeri olmadıklarının tespiti halinde ise dava konusu dönemde işyerine komşu işyeri ve sigorta çalışanlarının SGK,
vergi dairesi ve belediye vasıtasıyla da tespit edilerek çalışma ve vergi kayıtları getirtilerek beyanlarına başvurulmalı, bu yöntemle de komşu işyerinin tespit edilememesi halinde davacının çalışmasını bilebilecek olan kişilerin kimler olabileceği taraflardan sorularak bu kişiler de sigortalılık kayıtları getirtilerek dinlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle, davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15462, K. 2025/1867, 12 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama