KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15502 E., 2025/4937 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Karar Metni
2.266 kelime·11 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki prime esas kazanç tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde 02.08.2016 - 15.12.2018 tarihleri arasında tekniker/ekip lideri olarak çalıştığı, 2016 yılında net 3.400,00 TL, 2017 yılında net 3.700,00 TL, 2018 yılında net 4.200,00 TL ücret ve 205,00 TL AGİ, yol ve yemek yardımı alarak çalışmış olmasına rağmen, prime esas kazancının davalı işveren tarafından asgari ücret üzerinden yatırıldığı, maaşlarını ... Avcılar şubesinden aldığı, elden ödeme yapıldığı, çalıştırıldığı süre boyunca prime esas ücretinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarında davacıya ait kayda rastlanmadığı, 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığı, zamanaşımı itirazlarının olduğu, davanın tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığı, yazılı belge ile ispatlanabileceği, davanın açılmasına Kurumun sebebiyet vermediği, bundan dolayı Kurum aleyhine yargılama giderinin hükmedilmemesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 02.08.2016 - 15.11.2018 tarihleri arasında çalıştığı, 02.08.2016 tarihinden 2017 sonuna kadar asgari ücretle çalıştığı, 2018 başından itibaren deneyim kazanması ve alınan siparişlerde kendisine yetki verilmesi ile maaşında düzenleme yapıldığı ve yeni ücret üzerinden ....lerin bildirildiği, işyerinde yol ve yemek ücreti uygulamasının olmadığı, maaşların ...hesaba ödendiğin elden ödeme yapılmadığı, iş akdinin haklı nedenle işverence feshedildiği,
15.11.2018 tarihli iş akdi fesih tutanağına göre 12.340,59 TL net kıdem tazminatı ve 5.941,69 TL net ihbar tazminatı ödemelerinin davacı işçinin borçlu olduğu icra dosyalarına ödendiği, bakiye kısmının davacı işçinin ... hesabına ödenmesinin kararlaştırıldığı, şirketten aldığı borçlar nedeniyle 6.128,14 TL nin borçlara mahsup edildiği, davacının Gebze 4. İş Mahkemesinin 2019/26 Esas sayılı dosyasıyla işe iade davası açtığı, Aralık 2017 tarihi 3700 TL bilgilerini içeren belgede işverene ait imza ve kaşenin olmadığı, belgenin gerçek olmadığı, huzurdaki davanın kötü niyetle açıldığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; gerek davacı tarafça iddiasında 2017, 2018 dönemleri için daha yüksek meblağ
kazançlar beyan edilmesi, gerekse de bankaya yatan ve kuruma
beyan edilen kazançlarından daha fazla oluşu nedeniyle e-posta mesajında beyan edilen AGİ dahil
3.400,00TL. net ücret nispetindeki kazanç, sadece 2016 yılı çalışmaları bakımından
uygulanabilir kabul edilerek ek raporda yapılan hesaplama tablosu hükme esas alınmış olup sunulan belgeler, işyeri dosyası ve SGK kayıtlarına göre davacının 2018/1 döneminde fiili çalışmasının istirahatli olmasından dolayı olmadığı ve bu
döneme ilişkin kurum kayıtları ve aylık prim ve hizmet belgesinin aksini ortaya koyan delil olmaması nedeniyle ve
2018/2,3,4,5,6,7,8,9 ve 10 dönemlerinde davacının elde ettiğini iddia ettiği kazancından daha
fazla ...’in kuruma bildirilmiş olması - taleple bağlılık ilkesi - nedeniyle davacının 2018 dönemine ilişkin iddiasını ispatlayamadığından reddine; 2016/8,9,10,11,12 dönemlerinde davacı iddiası ile örtüşen, davalı işveren uzantılı e-
posta adreslerinden gelen e-posta mesajları, kök raporda detaylı tetkik edilen hesap pusuları
nazara alınarak davacının e-posta mesajında beyan edilen ... kazancı ile 2016/8 döneminde
4.221,14TL, 2016/9, 10,11,12 dönemlerinde aylık 4.522,65TL ... elde ettiği; 2017/1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12 dönemlerinde davacı iddiası ile örtüşen, kök raporda
detaylı tetkik edilen hesap pusuları nazara alınarak davacının beyan ettiği kazanç ile sınırlı
olarak 2017/1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11 dönemlerinde aylık 5.175,55TL. 2017/12 döneminde ise
4.485,48TL ... elde ettiği; 2018/11 döneminde ise ... hesabına yatan 1.054,15TL.nin brütü olan
1.474,54TL. nispetinde ... elde ettiği kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2016/8,9,10,11,12 dönemleri için. 2016/8 döneminde 4.221,14TL, 2016/9,10,11,12 dönemlerinde aylık 4.522,65 TL Nispetinde Prime Esas Kazanç elde ettiğinin tespitine, 2017/1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12 dönemleri için.
2017/1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11 dönemlerinde aylık 5.175,55 TL, 2017/12 döneminde ise 4.485,48 TL Nispetinde Prime Esas Kazanç elde ettiğinin tespitine, 2018/11 döneminde ise 1.474,54 TL nispetinde Prime Esas Kazanç elde ettiğinin tespitine, tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile bildirilen prime esas kazançların iş bu tespit edilen miktarlar üzerinden hesaplanacak prime esas kazançlardan mahsubu ile eksik bildirilen prime esas kazançların belirlenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesine göre tespit talebinin sadece 2016 ve 2017 yılları için olduğu, 2018 yılında davalı şirket ödemeleri gerçek ücret üzerinden yatırdığından bu yıl için herhangi bir taleplerinin olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinin tekrarla davanın sadece tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığı, tanıkların bordroda ismi geçen aynı veya komşu işyeri çalışanları olması gerektiği, davacının işyerinde tespiti istenen dönemlerde çalışmalarına delil olabilecek yazılı belgelerin aranması gerektiği, davacı şahsın çalıştığını iddia ettiği dönemlere ilişkin talepleri zamanaşımına uğradığı, işe giriş bildirgesi dahi olmayan çalışmaların fiili olup olmadığı, ücret karşılığı ve işverenin emir ve gözetimde yapılan bir iş olup olmadığı hususun re'sen araştırılması gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesinin tekrarla davacının ücret iddiasının gerçek olmadığının dosya kapsamında belli olduğu, davacı işçinin SGK prim ödemeleri, diğer tüm işçiler gibi, gerçek maaşı ne ise o tutar üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumu' na bildirildiği ve primlerinin de bu şekilde ödendiği, kök raporda, davacı iddialarının ispat edilemediği ve emsal ücret araştırmasında tespit edilen ücretlerin sigortaya bildirilen rakamların dahi altında olduğu da tespit edildiği,
bu nedenle de davacı lehine tespit ve hesaplama yapılması ve buna göre davanın kısmen kabulü şeklinde hüküm tesis edilmesinin hukuken hatalı olduğu, tanıklar da iş yerinde elden ödeme olmadığını, sigortaların gerçek maaş üzerinden yatırıldığını mahkeme huzurunda açıkça beyan ettikleri, ücret konusunda taraflarınca internet üzerinden yapılan araştırmada da; kalıpçılık teknikerlerinin maaşları hakkında bilgi verilirken, kalıpçılık teknikerlerinin işe ilk girdiklerinde asgari ücret aldıklarının tespit edildiğini, bu konudaki beyanları ve araştırma belgesini 09.05.2019 tarihli dilekçe ekinde yerel mahkeme dosyasına ibraz edildiği,
Ticaret Odası cevabının da savunmalarını doğruladığı, imzasız, kaşesiz bu belgelere de zaten taraflarınca itiraz edildiği, belgelerin gerçek olmadığı, şirketin kaşesini ve yetkilisinin imzasını taşımayan belgelerin hukuken değerinin olmadığı, bu tarz belgelerin herkes tarafından her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğunun ifade edildiği, kök raporda da bu durumun dikkate alındığı, davanın ispat edilemediği ve aksine savunmanın sabit olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, prime esas kazanç tespitine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanağı, sigortalı ve işverenin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına ödeyecekleri primlerin matrahını teşkil eden sigortalı kazançlarının nelerden ibaret olduğu ve istisnalarını gösteren 5510 sayılı Kanun'un 80 nci maddesidir.
3.5510 sayılı Kanun'un 80/1 inci maddesinde de;
“4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.
a) Prime esas kazançların hesabında;
1) Hak edilen ücretlerin,
2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,
3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.
b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.
c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz.
d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir.
Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir.
Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102 nci madde hükümleri uygulanmaz."
4.Öte yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü maddesinde bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı ancak senetle ispatı gereken hususlarda anılan düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebileceği bildirilmiştir.
Aynı Kanunun 202 nci maddesinde ise senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olduğu belirtilmiştir.
5.Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
6.Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, sigorta primine esas kazanç tutarı konusunda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 199. maddesi kapsamında elektronik posta kayıtları ait olduğu dönem açısından yazılı delil kabul edilebilmektedir.
Ancak bunun için içeriğinin inkar edilmemesi veya kişinin kendisi tarafından gönderildiğinin teknik yöntemlerle (örneğin, e-imza, ... sistemi, log kayıtları, IP kayıtları, bilirkişi incelemesi) ispatlanması gerekir. Dosyada hükme esas elektronik posta gönderilerinin kaynağı ve davalıya aidiyeti anlaşılamamaktadır.
Bu çerçevede ait olduğu dönemler itibariyle elektronik postaların davalıya aidiyetinin bilirkişi marifetiyle teknik olarak araştırılmasıyla prime esas kazancın tespitine ilişkin olarak yazılı delil arandığı, şayet delil başlangıcı sayılabilecek belge ya da belgeler bulunması halinde tanıkla da ispatın mümkün olabileceği gözetilerek yukarıda açıklanan ispat kuralları çerçevesinde yeterli araştırma yapılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekir.
7.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın mualefetine karşı; Başkan ..., üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oyçokluğuyla, 25.03.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GERKEÇESİ
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık prime esas kazanç tespiti için, aylık ücret tutarının 6100 sayılı HMK.’nın 200 ve 202. maddelerinde belirtilen sınırları aştığı veya bordroların işçinin imzasını taşıdığı takdirde yazılı delille kanıtlanması gerekip gerekmediği” noktasında toplanmaktadır.
2.Daha önce Dairemizin 2020/11683 Esas, 2021/10353 Karar sayılı kararında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere;
Sigortalının prime esas kazancının tespitinde, Mahkemece resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında her türlü delil toplanmalı, tarafların vazgeçmesi ve kabulü ile bağlı olunmadığı gibi salt tanık beyanları ile de yetinilmemeli, yukarda belirtilen 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uygulanarak sigortalının yaptığı işin özellikleri (vasıflı olup olmadığı), işyerindeki ve meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde veya başka işyerlerinde ödenen ücretler,
örf ve adetler dikkate alındığında kayıtlarda görünen ücretle çalışmasının hayatının olağan akışına uygun bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, sendikalardan, meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmalı, bu konuda açılmış işçilik alacakları davası var ve kesinleşmiş ise delil kabul edilmeli, dolayısı ile inandırıcı, ciddi deliller doğrultusunda ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmeli, ücretin işçinin yazılı onayı olmadan düşürüldüğü durumda ise yazılı muvafakati yoksa önceki yüksek ücreti esas alınarak prime esas kazanç saptanmalıdır.
3.Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir.
4.Somut uyuşmazlıkta davacı işyerinde tekniker ekip lideri olarak çalıştığını iddia etmiştir. Ücret ilgili sözleşme yoktur. Davacı vasıflı bir işçidir. Kamu düzeni ve resen araştırma ilkesine göre vasıflı işçi olan davacının prime esas kazancının emsal ücret araştırması ve her türlü delille kanıtlanması esastır. Bordronun senet vasfı yoktur. Prime esas kazancın tespiti yönünde yukarıda belirtilen esaslar ve Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca araştırma yapılmalıdır. Kaldı ki yazılı delil, belge niteliğinde emailler de vardır. Çoğunluğun resen araştırma ilkesi ve kamu düzeni ilkesine aykırı olacak şekilde salt yazılı belge ile sınırlandırılma gerekçesine ve kararın onanması görüşüne katılınmamıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15502, K. 2025/4937, 25 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama