KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15757 E., 2025/5064 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/315 E., 2024/2153 K.
- İlk derece mahkemesi
- Amasya İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/406 E., 2022/732 K.
Karar Metni
1.636 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı, davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacının 10.10.2013 tarihinden 06.08.2020 tarihine kadar son aylık ücreti net 3.000,00 TL olmak üzere çalıştığının tespitiyle tüm hizmet dönemi bakımından sigorta kayıtlarının gerçek ücretine göre düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davacının işyerinde yardımcı şef olarak çalıştığı, dinlenen tanıkların da bu konuda davacının görev tanımını doğruladığı, davacının yapmış olduğu işte bulunan kıdemi de göz önünde bulundurularak yapılan emsal ücret araştırmaları ile davacının iddia ettiği ücretinin uyumlu olduğu anlaşılmış, davacının bir kısım ücret bordroları imzalı olup bu bordrolardaki ücret tahakkuklarının aynı miktarda prime esas kazanç ile yapıldığı,
bu imzalı ücret bordroları bildirilen dönemler yönünden eksik bildirilen prime esas kazanç tespit edilememiş, bu nedenle bu alacak kalemlerinin reddi gerekmiş, dinlenen tanıklarının bir kısmının işyerinde asgari ücret miktarındaki maaş ödemesinin bankadan kalan miktarın elden ödendiğini bildirdiği, 2017/9. ay bordrosunda davacının asgari ücretin 1,73 katı ücret aldığı anlaşılmış, davacının en son net maaşına ilişkin beyanının dosya arasında alınan emsal ücret miktarlarının altında olduğu, asgari ücretin 1,42 katına denk geldiği,
belirtilen artış oranının 2020 yılına kadar belirlenen senetle ispat oranının üzerinde olmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile
1-Davacının; davalı ... bünyesinde çalıştığı;
-2013 yılı 10, 11 ve 12. aylarda
-2014 yılının tamamında
-2015 yılı 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11. aylarda
-2017 yılı 7. Ve 12. aylarda
-2018 yılı 12. ayda
-2019 yılı 6. ve 8. aylarda
-2020 yılı 1,2,3,6,7, ve 8. aylarda
Dönemin asgari ücretinin 1,42 katı olacak brüt prime esas kazançlar dahilinde çalıştığının ayrıca 2017 yılı 9. ayına ait prime esas kazanç miktarının 3077,31 TL olduğunun tespiti ile sigorta kayıtlarının bu dönemler yönünde belirtilen gerçek ücret miktarlarına göre düzeltilmesine,
2-Davacının; davalı nezdindeki 10.10.2013-06.08.2020 tarihleri arasındaki çalışmalarının yukarıda tek tek belirtilen dönemler dışında kalan sürelerine yönelik dönemler yönünden talebinin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, ücret bordrolarına göre hüküm kurulmadığını, asgari ücret ile çalıştığının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, imzalı ücret bordrosu bulunan dönemler için talepleri gibi davacının gerçek prime esas kazancının hüküm altına alınması gerekirken aksi yöndeki kararın hatalı olduğunu belirterek bozulmasını istemiştir.
2.Davalı şirket vekili, husumetli çelişkili tanık beyanlarına göre karar verildiğini, davacının iddialarının geçersiz olduğunu, imzalı bordrolar ve banka kayıtları ile sabit olan ödemelerin, aksinin tanık beyanları ile ispat edilemeyeceğini, beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı Kurum vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 5 yıllık sürenin dışında kalan taleplerin hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, fer'i müdahil konumunda olan Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, prime esas kazançların tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun.
200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği,
292. maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 tarihli ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 tarihli ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Somut dosyada; davacı prime esas kazancının tespitini talep etmiş, Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki düzenlemeler kapsamında prime esas kazanç yönünden inceleme yapılarak, davacıya yapılan ödemelere ilişkin yazılı belgeler, banka kayıtları celp edilmeli, banka kaydı olması halinde banka kayıtlarında yapılan ödemeler Kuruma yapılan bildirimlerle karşılaştırma yapılarak incelenmeli, eksik bildirim yapılıp yapılmadığı tespit edilmeli, elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı Başkan ..., Üyeler ..., ..., ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 27.03.2025 tarihinde karar verildi. K.Şefi:S. ŞEKER
KARŞI OY GERKEÇESİ
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık prime esas kazanç tespiti için, aylık ücret tutarının 6100 sayılı HMK.’un 200 ve 202. Maddelerinde belirtilen sınırları aştığı veya bordroların işçinin imzasını taşıdığı takdirde yazılı delille kanıtlanması gerekip gerekmediği” noktasında toplanmaktadır. 2. Daha önce Dairemizin 2020/11683 Esas, 2021/10353 Karar sayılı kararında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere;
Sigortalının prime esas kazancının tespitinde, mahkemece resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında her türlü delil toplanmalı, tarafların vazgeçmesi ve kabulü ile bağlı olunmadığı gibi salt tanık beyanları ile de yetinilmemeli, yukarda belirtilen 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uygulanarak sigortalının yaptığı işin özellikleri(vasıflı olup olmadığı), işyerindeki ve meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde veya başka işyerlerinde ödenen ücretler,
örf ve adetler dikkate alındığında kayıtlarda görünen ücretle çalışmasının hayatının olağan akışına uygun bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, sendikalardan, meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmalı, bu konuda açılmış işçilik alacakları davası var ve kesinleşmiş ise delil kabul edilmeli, dolayısı ile inandırıcı, ciddi deliller doğrultusunda ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmeli, ücretin işçinin yazılı onayı olmadan düşürüldüğü durumda ise yazılı muvafakati yoksa önceki yüksek ücreti esas alınarak prime esas kazanç saptanmalıdır.
3. Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve : 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir.
4. Diğer taraftan Belirtmek gerekir ki 4857 sayılı İş Kanunu’nun 62. maddesi uyarınca “Her türlü işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz”. Ücretten indirim iş şartlarından esaslı değişiklik olup, aynı kanunun 22. maddesi uyarınca işçinin yazılı onayına bağlıdır. Bu hükümler emredici hükümlerdir. Dolayısı ile bazı aylar ücret yüksek bildirilmiş, daha sonra bordro da düşürülmüş ise sigortalının yazılı muvafakati olmadığı sürece kuruma bildirilen prime esas kazancı teşkil eden ücret sigortalıyı bağlamayacaktır.
4. Somut uyuşmazlıkta davacı yardımcı (soğuk) şef olarak çalıştığını iddia etmiştir. Ücret ilgili sözleşme yoktur. Davacı vasıflı bir işçidir. Kamu düzeni ve resen araştırma ilkesine göre vasıflı işçi olan davacının prime esas kazancının emsal ücret araştırması ve her türlü delille kanıtlanması esastır. Bordronun senet vasfı yoktur. Prime esas kazancın tespiti yönünde yukarıda belirtilen esaslar ve Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca araştırma yapılmalıdır.
Kaldı ki mahkemece imzalı bordrolar ile bildirilen ile senetle ispat kuralının miktar itibari ile uygulandığı dönemler dışında 2017 yılı 9 ay dışında diğer 2013/10,11,12 2014 yılının tüm aylarında, 2015 yılı 12 ay hariç tüm aylarda, 2017 yılı 9 ve 12, 2018 yılı 12, 2019 yılı 8 ve 9, 2020 yılı 1,2,3,6,7 ve 8 aylar bakımından asgari ücretin 1,42 katı tutarında ücretle ve 2017 yılı maaş ödeme belgesine göre ise asgari ücretin 1,73 katı oranına ücretle çalıştığı kabul edilmiştir.
Bu kabule göre kabul edilmeyen aylar için davacının ücretinin asgari ücretin 1,42 ve 1,73 katı ücretin altında kabul edildiği anlaşılmaktadır. Davacının ücretin düşüklüğüne açık yazılı onayı olmadığına göre 10.10.2013-Ağosuoa 2017 arası asgari ücretin 1,42 katı ücret, Eylük 2017 sonrası ise asgari ücretin 1,73 katı ücretle çalıştığı kabul edilerek prime esas kazancın tespiti gerekir. Bu yönde davacının temyizi yerindedir.
Çoğunluğun resen araştırma ilkesi ve kamu düzeni ilkesine aykırı olacak şekilde ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun emredici düzenlemesi olan kurallarını görmezden gelerek salt yazılı belge ile sınırlandırılma gerekçesine ve kararın bu şekilde bozulması görüşüne katılınmamıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15757, K. 2025/5064, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama