KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/215 E., 2024/1474 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2024
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2421 E., 2023/2694 K..
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Denizli 6. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/173 E., 2023/179 K.
Karar Metni
1.946 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın fer'i müdahil Kurum vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, fer'i müdahil Kurum ve davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 20.12.2016 tarihinde davalı ........'a ait ....
Genetik Hayvancılık Teknolojileri işyerinde çalışmaya başladığı, çalışmasının daha sonra yani 07.12.2017 tarihinden itibaren aynı adreste diğer davalı ...Ş. üzerinden 26.06.2019 tarihine kadar sürdüğü, her iki şirketin sorumlusunun yetkilisinin ... olduğu, ...., ...'ın babası olduğu, şirket faaliyetlerinin sürekli olarak ... tarafından yürütüldüğü, çalışma süresince davacıya asgari ücret baz alınmak suretiyle ödemeler yapıldığı,
davacının son altı ay için almadığı maaşı ve diğer hakları söz konusu olup bunlarla ilgili talep haklarını saklı tuttukları, davacının çalışmasında davalı işverenlere ait banka ödemelerini yaptığı, kargo ile gelen şirketlerin faaliyeti kapsamında malları teslim almak vb. şekillerde işverenlerin emir ve talimatları doğrultusunda çalıştığı, çalışma esnasında davalı işverenler tarafından sigortalılık kaydının yapıldığı kanısında olduğu,
bilgi edinmek amacıyla sigortalılık süresini hesaplamak için muhasebeye gittiğinde davalı şirketler nezdinde sigortalılık kaydının bulunmadığını öğrendiği iddiasıyla davacının 26.12.2016 - 07.12.2017 tarihleri arasında davalı ... .... yanında, 07.12.2017 - 26.06.2019 tarihleri arasında davalı ...Ş. yanında çalıştığının tespitine, sigortalılık başlangıç tarihinin 20.12.2016 olarak tespitine, bu süreler arasında ödenmeyen sigorta primlerinin davalı şirketler tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı / hakdüşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini talep ettikleri, davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde görüleceği üzere davacının iş bu davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığı, davacıya ait işe giriş bildirgesinin incelendiğinde davacının dava dilekçesinde belirttiği tarihte işe giriş bildirgesine de rastlanmadığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği tarihte 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesine göre tescil ve çalışma kaydına rastlanmadığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği iş yerinden verilmiş dönem bordrosuna da rastlanmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalılar nezdinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen herhangi bir çalışmasının olmadığı, davacının, davalılar nezdinde fiili bir çalışmasının da bulunmadığı, çalışma olgusunun varlığının titizlikle araştırılması gerektiği, taraflar arasında hiç bir zaman hizmet ilişkisi olmadığı, davacının davalıların emir ve talimatları doğrultusunda gerçek bir çalışma yapmadığı, davacının davalılar nezdinden iş öğrenirken kendi adına da iş yaptığı, davacı, 2018 yılında, ....
Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.'ni kurduğu, davalı ....'ın sigortacılık eğitim merkezinin verdiği sigorta acentelerinde çalışabilecek teknik personel belgesi (SEGEM) bulunduğu için davalı sigortalı çalışan olarak göstermiş ve şirket faaliyetlerini bu şekilde yürüttüğü, taraflar arasında gerçek bir işçi-işveren ilişkisi söz konusu olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının davalılara ait iş yerlerde anılan tarihlerde çalışmış olduğu hususunun ispat edilmiş olduğu, davacının iddia edilen tarihlerde 18 yaşından büyük olduğu, başka iş yerinden sigorta bildiriminin bulunmadığı, davalılara ait iş yerlerinin faal ve Kanun kapsamında olduğu, bu bağlamda tespite engel bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı ...'a ait iş yerinde 26.12.2016 - 07.12.2017 tarihleri arasında Kurum taban ücretiyle 5510 sayılı Kanun madde 4/1-a hükmü kapsamında çalışmış olduğunun tespitine, davacının davalı ... Şirketine ait iş yerinde 07.12.2017 - 26.06.2019 tarihleri arasında Kurum taban ücretiyle 5510 sayılı Kanun madde 4/1-a hükmü kapsamında çalışmış olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili ile davalılar vekili istinaf yoluna başvurmuşlardır.
B.İstinaf Sebepleri: Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı / hakdüşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, hizmet döküm cetveli incelendiğinde iş bu davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığı, Kuruma başvuru dava şartının yerine getirilmediği, Kurum işleminin yasal mevzuata, mevcut Yargıtay kararlarına ve hukuka uygun olduğu iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dinlenen tanıklardan beyanları aleyhe olanlara itibar edildiği, davacının amcası vasıtasıyla geldiği, işi ve işleyişi öğrenmek amacıyla iş yerinde bulunduğunun ifade edildiği ve dinlenen tanık beyanlarıyla bu hususun sabit hale geldiği, aktif çalışması olmadığı, eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığı, çalışma olgusunun varlığının belirlenebilmesi için özel bir duyarlılıkla araştırma yapılması gerektiği, ispatlanamadığı, şirketler nezdinde işi öğrenirken aynı zamanda kendi işlerini de yürüttüğü, bu hususun detaylı araştırılmadığı, davacının 2018 yılında, ....
Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.'ni kurduğu, 30.07.2018 - 08.03.2020 tarihleri arasında ortaklığına istinaden 4/b sigortalılık tescilinin yapıldığı, banka hareketlerinin davacının şirket bünyesinde maaşlı bir çalışan olduğu şeklinde yorumlanarak esaslı bir hataya düşüldüğü, taraflar arasında gerçek bir işçi-işveren ilişkisi olmadığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile banka kayıtları bulunmakla davalı şirket yetkili olduğu anlaşılan ....'ın 13.09.2017 sonrası dönemde yine davalı şirket çalışanının dönem dönem davacıya borç açıklaması ile en son 24.05.2019 tarihinde bu banka hareketliliğinin son bulduğu anlaşılmakla, dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden Kanun'a aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili ile davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili ile davalılar vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuşlardır.
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının davalılar nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 26.12.2016 - 26.06.2019 tarihleri arasındaki tam ve kesintisiz çalıştığının tespiti davasıdır.
2.İlgili Hukuk 1. Anayasa'nın 60 ıncı maddesi şöyledir: "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. / Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar."
2.31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlı Sigortası Kanunu'nun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: "(1) Bu Kanun'un kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından; a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar... sigortalı sayılırlar."
3. 5510 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Sigorta hak ve yükümlülükleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya, meslekî ve teknik eğitime, meslekî ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimine, staja veya bursiyer olarak göreve başladıkları tarihten... itibaren başlar."
4. 5510 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık; a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, hizmet akdinin sona erdiği tarihten... itibaren sona erer. "
5. 5510 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ilgili 9 uncu fıkrası şöyledir: "Aylık prim ve hizmet belgesi (veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi) işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurum'ca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır."
6. 22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8 inci maddesinin ilgili 1 inci fıkrası şöyledir: " İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. 7. 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 393 üncü maddesinin ilgili 1 inci fıkrası şöyledir:
"Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir."
3. Değerlendirme 1. Anayasa'nın 60 ıncı maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2.5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği ise anılan Kanun'un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmakla ve 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca çalışmaya başladıkları tarihten ibaren edinilir. Söz konusu sigortalılık niteliği anılan Kanun'un 9 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendi uyarınca hizmet akdinin sonlandığı tarihte sona erer.
3. Söz konusu Kanunda “hizmet akdi” tarifine yer verilmemiş, yalnızca Borçlar Kanunu'nda tanımlanan hizmet akdi ve iş mevzuatında tanımlanan iş sözleşmesine atıfla yetinilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8 inci maddesinde iş sözleşmesi (hizmet akdi) tanımlanmış, olay tarihinde yürürlükte bulunan yürürlükte olan ve uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda bu konuda düzenlemeler yapmıştır.
4. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 393 üncü maddesi ile hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmış, aksine hüküm bulunmadıkça, hizmet akdinin özel şekle tabi olmadığı belirtilmiş, ücretin, zaman itibarıyla olmayıp yapılan işe göre verilmesi durumunda da işçinin belirli veya belirsiz bir zaman için alınmış veya çalışmış olduğu sürece akdin parça üzerine hizmet veya götürü hizmet altında varlığını koruduğu açıklanmıştır.
Belirtilmelidir ki, ücret unsuruna her ne kadar tanımda ve iş sahibinin borçları belirtilirken yer verilmiş ise de 5510 sayılı Kanun'un 82/2 nci maddesindeki “...ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden” ibaresi nazara alındığında bu unsurun sigortalı niteliğini kazanabilmek için zorunlu olmadığının kabulü gerekir.
Baskın olan bilimsel ve yargısal görüşlere göre, hizmet akdinin ayırt edici ve belirleyici özelliği, “zaman” ile"bağımlılık" unsurlarıdır. Zaman unsuru, çalışanın iş gücünü belirli veya belirsiz bir süre içinde işveren veya vekilinin buyruğunda bulundurmasını kapsamaktadır ve anılan sürede buyruk ve denetim altında (bağımlılık) edim yerine getirilmektedir.
Bağımlılık ise, her an ve durumda çalışanı denetleme veya buyruğuna göre edimini yaptırma olanağını işverene tanıyan, çalışanın edimi ile ilgili buyruklar dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte bir bağımlılıktır.
5. Somut olayda; davalılara ait "veteriner hekim ve çiftçiler için suni tohumlama perakende ticareti ile hayvansal ilaç ve medikal ürünlerin perakende satışı" işyerinden herhangi bir sigortalı bildirimi bulunmayan davacı, söz konusu işyerinde 26.12.2016 - 26.06.2019 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki; davacının davaya konu dönemle çakışır biçimde 07.08.2018 - 08.03.2020 tarihleri arasında şirket ortaklığı bulunduğu anlaşılmaktadır. Üstelik hükme esas alınan ve davalı işveren gerçek kişi ve işveren şirket ortak ve yöneticilerinin davacının banka hesabına pek çok kez aylık toplamda asgari ücretin on katını aşacak tutarlarda para yatırdığı görülmektedir. Söz konusu para hareketlerinin hizmet akdinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı anlaşılamamaktadır.
6. Mahkemece, davacıdan davalılara ait işyerinde aldığı ücret sorularak davacının ortağı olduğu şirketin faaliyet alanı ile davalılarla ticari ilişkisi yöntemince araştırılıp davalılarla aralarında ticari bir ilişkin bulunup bulunmadığı, davacıya yapılan ödemelerin hizmet akdinden mi, ticari bir ilişkiden mi kaynakladığı belirlenmelidir.
Davalı iş yerinin kapsamı, kapasitesi, yapılan işlerin niteliği, bildirilen kaç işçi olduğu, kimlerin hangi tarih aralığında çalıştığı, yaptıkları işlerin niteliği araştırılmalıdır.
Davalı işverenlere ait iş yerinde yürütülen işin belirlenecek niteliği gereği iş ilişkisi içinde olduğu kamu kurumları ile komşu işyerlerinin bordrolara geçmiş davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte çalışanları yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenmeli, davacının, kabule konu dönemde fiili çalışma olgusu ile özellikle bağımlılık olmak üzere hizmet akdinin unsurlarının bulunup bulunmadığı araştırılıp; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
7. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/215, K. 2024/1474, 19 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama