KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/2198 E., 2024/2981 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mart 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2081 E., 2023/889 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ordu 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/192 E., 2021/522 K.
Karar Metni
1.372 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.12.2007 ile 30.09.2009 tarihleri arası davalı Kurumda hizmet akdi ile çalıştığın tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dosyayı yetkisiz Mahkemede açtığını, yetki itirazlarının olduğunu, davalı şirketin ikametinin ve kaydının Samsun'da olduğunu bu nedenle davanın orada açılmasını gerektiğini, dava dilekçesinde tespiti istenilen zaman dilimlerine ait hizmetlere ilişkin 5 yıllık hak düşürücü sürenin işlemiş olduğunu, dilekçede birden fazla tarih olmakla birlikte en son ifade edilen 2011 yılı esas alınsa dahi 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, Kurum kayıtlarında davacının talep ettiği sürelere ilişkin fiili ve gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgelerin,
işe giriş bildirgesi ile birlikte sigortalının gün sayısını sosyal sigorta işlemleri hizmet kayıtlarının açıkça yer aldığını, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunu ve eksik gösterilen primlerin şüpheden uzak bir şekilde ispatlanmasının gerektiğini, davacının bunu ispatlayamadığını, bu nedenlerle müvekkili Kuruma açılmış bulunan iş bu davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kabulü ile davacının 01.12.2007 ile 30.05.2009 tarihleri arası davalı firmada hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taleplerle ilgili hak düşürücü süre geçtiği, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiği, davacı tarafın, müvekkil şirket tarafından davacıya keşide edilen, Ladik Noterliğinin 04.12.2015 tarih ve 1881 yevmiye nolu ihtarnamesinde, müvekkil şirketin, davacının 2008 yılında işe başladığı hususunu ikrar ettiği yönündeki beyanı hukuki mesnetten yoksun olduğu,
zira, bahsi geçen beyanda geçen ibaresi maddi bir hatadan ibaret olup, zaten bu durum yazı bütünlüğü çerçevesinde belli olduğu davacı, davalı şirkette 30.05.2009 tarihinde işe başlamış, 21.12.2010 yılında kendi isteği ile ve tüm haklarını aldığına ilişkin yazılı ve imzalı beyanı ile işten ayrımış, başka bir işte çalışmaya başladığı, davacı, işten ayrılmasından uzun bir süre sonra tekrar müvekkil şirkette çalışmak üzere başvuruda bulunmuş, başvurusunun kabul edilmesi üzerine, şirkette 27 Kasım 2011 tarihinden itibaren yeniden çalışmaya başladığı, davacının davasını ispat edemediği beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile diğer davalı arasında hizmet akdinin 5510 sayılı Kanun'un aradığı fiilen çalışma olgusunun olup olmadığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde araştırılması gerektiği, tanıkların, hizmet tespiti istenen tarihte, aynı işyeri, komşu işyeri sigortalısı yada işvereni olup olmadıkları araştırılmalı, davalı Kurumdan, bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu da sorularak,
elde edilen bilgilerin ifadelerde belirtilen olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenmeli, işyerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, davacı işçinin sicil numarasında bir karışlık yada mükerrerlik varsa bunların nedenleri araştırılmalı, davacıya ait bordroda başka işçilerin isimleri geçiyorsa bunların da davaya yöntemince katılımı sağlandıktan sonra delillerin hep birlikte değerlendirilmesi gerektiği, tanık beyanları ve dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerden, davacının o işyerinde çalışıp çalışmadığı ve ya çalıştığı dönemle alakalı kesin ve doğru sonuca ulaştırmaya yeterli bilgiler olmadığı,
Mahkemece davacının hizmet tespitini talep ettiği tarihler arasında sosyal yardımlaşma vakıflarından yardım alıp almadığının araştırılmadığından verilen karar eksik incelemeyle tahsis edildiği, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, bu nedenle de davanın reddi gerektiği beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap ve istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre. Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde. Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir.
Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez.
Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
3. Değerlendirme Davacının davalı şirkette dağıtım ve pazarlama görevlisi olarak bildirim öncesi dönem olan 01.12.2007-30.05.2009 tarihleri arasında, hizmet akdine tabi, aralıksız çalışmalarının tespitini talep ettiği eldeki davada, Mahkemece dinlenen tanık beyanlarına itibarla davanın kabulüne karar verilmişse de hükmün eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; davacının uyuşmazlık konusu dönem dışında davalı iş yerinden 30.05.2009-21.12.2010 tarihleri arasında sigortalı çalışmalarının bildirildiği, 27.12.2010-06.12.2012 tarihleri arasında ise dava dışı .... sicil nolu ...-Demir ...Ltd.
Şti'de çalıştığı, 27.12.2011-20.01.2012 tarihleri arasında yine davalı firmaya ait 1033340 sicil nolu iş yerinde çalıştığı, 05.01.2012-29.12.2015 tarihleri arasında 1039635 sicil nolu davalı iş yerinde çalışmalarının devam ettiği görülmekle, davacının davasını 08/06/2018 tarihinde açmış olmasına göre, davacının talebine konu bildirim öncesi dönem yönünden 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır.
Ancak davacı vekilinin dava dilekçesinde davalı şirketin 21.12.2010 tarihinde Ordu'daki işyerini bayii sıfatıyla ...-Demir Gıda Nakliye Turizm Tic. ve San. Ltd. Şti.'ne devrettiğini, işyerinde adres ve faaliyet değişikliği olmadığını aynı işçilerin 1 yıl sonra tekrar davalı işverene kayıtlı olarak çalışmaya devam ettiğini, dava dışı şirketin bu devirle birlikte faaliyetine son verdiğini ileri sürmesi karşısında, Mahkemece davalı şirket ile dava dışı ...-Demir Ltd.
Şti. arasında devir ilişkisi olup olmadığı, Ticaret Sicil Müdürlüğünden ve Kurumdan celp edilen kayıtlar nazarında irdelenmeli, bu kapsamda davacı yanın çalışmasının kesintiye uğrayıp uğramadığı tespit edilmeli, buna göre hak düşürücü sürenin geçip geçmediği değerlendirilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/2198, K. 2024/2981, 20 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama