KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/2733 E., 2024/13634 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2229 E., 2023/2798 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 16. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/423 E., 2022/570 K.
Karar Metni
1.052 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı ... şirketi yönünden davanın reddine, diğer davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 24.12.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile davalı ...
İç ve Dış Tic. A.Ş. adına Av. ... geldiler. Davalı ... Deri ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığından bahisle 946.606,64 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde davacının %10, davalı ... Deri şirketinin işveren olarak %90 oranında kusurlu olduğu, davalı ... şirketinin anahtar teslimi iş verdiği için kusuru bulunmadığı, davacının kaza nedeniyle %42,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle davalı ... şirketi yönünden anahtar teslimi iş verdiği, bu nedenle kusur ve sorumluluğu bulunmadığından bahisle reddine, davalı ... Deri şirketi yönünden davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 80.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, davalı ... şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı şirketin faaliyet alanının inşaat işleri dışında kaldığı belirtilmiş olsa da İstanbul Ticaret Odası kayıtlarında şirketin arazi ve arsalar iktisap ederek üzerlerine inşaat yapmak veya yaptırmak faaliyet konusunun açıkça yer aldığını, dolayısıyla davalı ... şirketinin asıl işveren sıfatıyla davacının geçirdiği iş kazasından doğan maddi ve manevi tüm zararları tazmin etmekle yükümlü olduğunu,
davalı tarafından dosyaya sunulan sözleşmenin incelenmesinden şirketin çalışanlar üzerinde olağan denetimin ötesinde bir denetim yetkisine sahip olduğunun anlaşıldığını, ayrıca müvekkiline %10 oranında kusur izafe edilmesine ilişkin karara da itiraz ettiklerini, müvekkilinin kazada kusursuz olduğunun kabul edilerek kararın bozulması gerektiğini, müvekkili lehine hükmedilen 80.000,00 TL manevi tazminatın maluliyet durumu dikkate alındığında yetersiz olduğunu, ayrıca yargılamanın uzaması halinde bilinen dönem ücretlerinin değişmesi,
kusur veya maluliyet oranının farklılaşması gibi nedenlerle doğabilecek fark tazminatlar bakımından fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı tutulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davalı ... şirketine ait olan İstanbul İli ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan ... isimli tarihi bir bina bulunduğu, adı geçen davalının bu binada talidat ve güçlendirme yaptırmak istediği, bunun için diğer davalı şirket ile dosya kapsamındaki sözleşmeyi imzalayarak yıkım ve molozların taşınması işlerini davacının işvereni olan ... şirketine verdiği, sözleşmenin içeriğine göre yıkım işinin diğer davalı ... Deri şirketine verildiği açıklandıktan sonra devamında projede gerekli olacak iksa, güçlendirme ve yalıtım işlerinin sözleşme kapsamı dışında bırakıldığı, bu işlerin ... tarafından seçilip yazılı olarak bildirilecek uzman firmalar tarafından yapılacağı, ... şirketinin bu frmalarla koordinasyonlu çalışmak zorunda olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan Kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İş Kanunu'nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kurtulmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.
Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6. fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.
Öte yandan asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması; bu sözleşmenin tarafı olmayan işçi veya mirasçıları bağlamaz.
Somut olayda, davalı ... şirketinin ana sözleşmesine göre faaliyet konusu belirlenmeksizin asıl işveren olmadığı kabulünden hareketle sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; davalı ... İç ve Dış Tic. A.Ş. Şirketinin kaza tarihinde geçerli olan şirket ana sözleşmesi Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp etmek, faaliyet konularını tespit ederek asıl işveren sayılıp sayılmayacağını değerlendirmek, asıl işveren olduğu sonucuna varıldığı takdirde farklı bir heyetten bu hususu gözeten yeni kusur raporu almak, usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/2733, K. 2024/13634, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama