KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/2997 E., 2024/5412 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/449 E., 2024/93 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Çorlu 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/162 E., 2021/233 K.
Karar Metni
1.776 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta primine esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin Vakıflar Organize Sanayi Bölgesi Mahallesi D-100 Cad.No:33/2 Ergene /Tekirdağ adresinde bulunan kumaş boyama ile baskı işleri yapılan işyerinde planlama müdürü olarak fiilen ve kesintisiz çalıştığını, çalıştığı süre boyunca ücretinin bir kısmının elden bir kısmının bankadan ödendiğini, sigorta primine esas kazancının SGK'ya eksik bildirildiğini ve eksik ödendiğini, müvekkilinin asgari geçim indirimi hariç, 1998 yılında 200,00 TL 1999 yılında 400,00 TL, 2000 yılında 550,00 TL, 2001 yılında 700,00 TL, 2001 yılında 950,00 TL, 2003 yılında 1.250,00 TL, 2004 yılında 1.950,00 TL,
2005 yılında 2.250,00 TL, 2006 yılında 2.500,00 TL net ücretle çalıştığını, 2007 yılına kadar her yıl ücretine zam yapıldığını, 2007 -2010 yılları arasında asgari geçim indirimi hariç net kazancının 2.800,00 TL, 2010-2013 yılları arasında asgari geçim indirimi hariç net kazancının 3.100,00 TL, 2013-2017 yılları arasında asgari geçim indirimi hariç net kazancının 3.950,00 TL olduğunu, davalı işvereninin müvekkilinin prime esas kazancını fahiş miktarda eksik bildirdiğini, nitelikli çalışan olan müvekkilinin asgari ücret veya asgari ücretin bir miktar üzerinde bir ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
müvekkilinin bu hususun düzeltilmesi için davalı ile defalarca görüşmesine rağmen olumlu sonuç elde edemediğini, bu konu ile ilgili işyerinde çalışan işçiler tarafından SGK'ya şikâyette bunulduğunu, şikâyet sonucu 2016 yılı Kasım ayından sonraki aylarda ücretinin banka kanalıyla ve sigorta primlerinin de almış olduğu fiili ücret üzerinden yatırılmaya başlanıldığını, 2016 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları için verilen ek prim bildirgesi ve ödemelerinin işverence yapıldığının incelenecek olan hizmet dökümünde ve banka maaş hesabı kayıtlarında açıkça görüleceğini,
müvekkilinin 15.12.1997 -19.01.2017 tarihleri arasında kesintisiz ve fiilen çalışmasına rağmen, işçilerin zam taleplerine karşı tazminatlarını eksik ödemek gayesiyle 2013 yılı Şubat ayında işten ayrılış bildirgelerinin SGK'ya verildiğini, yaklaşık 1 ay sigortasız çalıştırıldığını beyanla müvekkilinin işveren nezdinde 15.12.1997 -19.01.2017 döneminde eksik bildirilen prime esas kazançlarının tespiti ile işverence tamamlanmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, iddialarının hiçbirisini kabul etmediklerini, davacının 15.12.1997 tarihinden 19.01.2017 tarihine kadar fiilen ve kesintisiz çalışmasının olmadığını, sigortalı işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerinin incelenmesinde çalışmasının dönem dönem olduğunun ortaya çıkacağını, davacının işyerinde planlama müdürü olarak değil tekstil terbiye işçisi olarak çalıştığını, ücretinin tamamının banka kanalıyla ödendiğini, işyerinde elden ödeme uygulamasının bulunmadığını,
emsal ücret araştırması sonucu terbiye işçisi olarak çalışan davacının hangi dönem ne kadar ücret alabileceğinin ortaya çıkacağını, prime esas kazancının eksik bildirildiğine ilişkin iddiasını kabul etmediklerini, iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, davacının 01.04.2013 -19.01.2019 döneminde ibraname vererek,
05.06.2006 -28.02.2013 döneminde hem ibraname hem de ikale sözleşmesi ile İş Kanunu'ndan doğan tüm hak ve alacakları ile sosyal yardımlarını aldığını beyan ettiğini, prime esas kazancın eksik bildirilmesinin söz konusu olmadığını, haksız taleplerde bulunmasının iyi niyetle ve dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, davacının sigortasız çalıştırıldığı dönemin de bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dosya kapsamından, davacı dilekçesinde ve delilleri arasında bulunan ALO 170 ihbar hattı yazısında davalı işverenin çalışanlar tarafından şikayet edildiğini iddia etmiş ise de. Ergene SGM ‘nin 22.11.2019 tarihli 18176717 sayılı yazılarında; davalı ... Tekstil San. ve Tic.
A.Ş. unvanlı işyerinde 2016 yılı içerisinde Tekirdağ Sosyal Güvenlik Denetmenler Servisi tarafından düzenlenen denetmen raporu bulunmadığının bildirildiği, dosyaya celp edilen, davalı ... Tekstil San Tic.
A.Ş. tarafından SGK'ya bildirilen 2004/5 ay ile 2017/1 ay arası APHB ile davalı işveren tarafından sunulan ücret bordrolarının uyumlu olduğu, davalı işveren tarafından; davacının 01.04.2013 tarihinde 8154.36 kodu ile Tekstil Terbiye İşçisi sıfatıyla 1009451 işyeri sicil sayılı davalı işyerinde çalışmaya başladığına dair sigortalı işe giriş bildirgesi verildiği, davacının imzasının bulunduğu el yazısı ile yazılmış 16.01.2017 tarihli ve "Firmanızda 01.04.2013 tarihinden itibaren çalışmaktayım.
Söz konusu çalışma sürem içerisinde kanuni tüm haklarımı aldım. Firmanızdan hiçbir alacağım kalmamıştır. İşyerinizden 19.01.2017 tarihinde şahsi gerekçelerim ve ailevi sebeplerimden dolayı kendi istek ve rızamla ayrılmak istiyorum." içerikli işyerinden ayrılış dilekçesi verdiği, 19.01.2017 tarihinde işten ayrıldığına dair sigortalı işten ayrılış bildirgesi ve 19.01.2017 tarihli imzasının bulunduğu İbraname ile Sulh ve İbranamenin sunulduğu, davacının imzasının bulunduğu,
02.01.2013 tarihli Fesih Bildirimi Tebligatı (Söz konusu tebliğ davacının 05.06.2006 -28.02.2013 dönemi çalışmasının 56 günlük ihbar öneli bitimi olan 28.02.2013 tarihinde sona ereceğine ilişkindir.), 01.03.2013 tarihli ve İkale Sözleşmesi (İş Sözleşmesini Sona Erdirme) başlıklı ikale sözleşmesi ile 28.02.2013 tarihinde işten ayrıldığına dair Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesi ve 01.03.2013 tarihli imzasının bulunduğu İbranamenin sunulduğu, 2013 yılı Şubat ayı ücret bordrosu, kıdem tazminatı bordrosu, senetler, para makbuzu ve ücret bordroları icmali sunulduğu,
dosyaya celp edilen banka kayıtları ile davalı tarafından sunulan imzasız bordro icmalleri ile APHB/hizmet cetvelinin karşılaştırılmasında, bordro icmallerinin banka kayıtları ve APHB ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Davacının tüm çalışma dönemine ilişkin bordrolar davalı işyerinden istenilmiş, ücret ödemesine ilişkin banka kayıtları getirtilmiş, uzman bilirkişi tarafından 22.03.2021 tarihli rapor hazırlanmış olup, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava dilekçesinde her yıl için ayrı ayrı prime esas kazanç olarak bildirdiği miktarların senetle ispat sınırının üstünde olduğu, bu nedenle yazılı delille ispat edilmesinin gerektiği, ancak dosyada bu yönde herhangi bir yazılı delil bulunmadığı dikkate alındığında ispat edilemeyen davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; prime esas kazancın tespiti davasında tanıkla ispat sınırının bulunmadığını, dinlenen tanıkların beyanlarında elden ödeme iddialarını doğruladıklarını, aynı iş yerinde çalışan başka bir işçi tarafından açılan emsal nitelikli davada Mahkemenin Hukuk Genel Kurul kararına istinaden prime esas kazancın tespiti talebini kabul ettiğini beyan ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda; uyuşmazlık konusunun prime esas kazancın tespiti talebi olduğu, dava dilekçesinde talep edilen davacının aylık ücretlerinin, dönem tanıkla ispat sınırının üzerinde oldukları, davacı tarafça iddialarının ispatı amacıyla tanık deliline dayanıldığı, yazılı delil veyahut yazılı delil başlangıcı niteliğinde delil dosyaya sunulmadığı, işçilik alacakları davası bulunduğu veyahut işçilik alacaklarına istinaden ödeme yapıldığına dair iddianın bulunmadığı,
davalı iş yeri hakkında Kurum veyahut Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş bir denetim raporu bulunmadığı, yazılı delil başlangıcı bulunmadığı sürece iddianın tanıkla ispat edilemeyeceği göz önünde bulundurularak davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında, istinaf yoluna başvuran taraf ve HMK'nın 355 inci maddesine göre istinaf sebepleri dikkate alınarak yapılan istinaf incelemesine göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü gerekçelerle kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
506 sayılı Kanunun “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun.
288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği,
292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme 1)Eldeki dava, prime esas kazancının tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de verilen kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacıya ücret ödemeleri banka aracılığıyla yapılmış 2009-2016 tarihleri arasındaki bazı aylarda Kuruma bildirilen prime esas kazanç üzerinde ödeme yapıldığı anlaşıldığından, Mahkemece prime esas kazanca dahil ödemelerden olup olmadığı araştırılmadan ödemelerin yapıldığı ay itibariyle prime esas kazanç tespiti yapılmaması hatalıdır. Mahkemece her ay için yapılan değerlendirmede Kuruma bildirilen ücret üzerinde ödemeler yapılması halinde bu durum değerlendirilerek karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/2997, K. 2024/5412, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama