KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/3373 E., 2025/5126 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Karar Metni
1.751 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz, davacılar vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmek ve de davalı ...
Şirketi vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 04.03.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden davalı ... İnşaat Tic. ve San. Ltd. Şti. adına Av. ... ile davacılar adına Av. ... geldiler.
Davalı ...Ş. adına gelen olmadı.. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle, müvekkillerinin murisinin iş kazasında vefat ettiği, kazanın davalıların kusurlarından ileri geldiğinden bahisle, asıl dava dosyasında eş için 250.572,87 TL maddi, 300.000,00 TL manevi, çocuk için 133.285,42 TL maddi, 300.000,00 TL manevi, baba için 250.000,00 TL manevi tazminat, birinci birleşen dava dosyasında davacı baba için 73.681,75 TL maddi tazminat, ikinci birleşen dava dosyasında eş için 319.484,71 TL, çocuk ... için 201.000,08 TL maddi, davacı baba için 55.171,75 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle asıl dava dosyası yönünden davacılar eş ve çocuğun maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş ve çocuk lehine 100.000,00’er TL manevi, davacı baba lehine 70.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, birinci birleşen dava dosyasında davacı babanın maddi tazminat isteminin kabulüne, ikinci birleşen dava dosyasının kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, Bölge Adliye Mahkemesi’nin güncel veriler üzerinden yeniden hesaplama yaptırarak buna göre maddi zararları belirlemesi gerekirken bu yönde işlem yapmadığını, 26.12.2023 tarihli kararın taraflara 14.01.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen kararın kesinlik sınırları gözetilmeksizin temyiz yolu açık olarak yazılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin asıl işveren olmayıp yalnızca ihale makamı olduğunu, bu nedenle müteselsil sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca müvekkiline kusur verilmediği hâlde hakkında davanın reddine karar verilmesi gerekirken sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, diğer davalı ile müvekkili arasında imzalanan sözleşme gereği sorumluluğun diğer davalıya ait olduğunu, ayrıca bilirkişi raporunda müteveffaya izafe edilen kusur oranının düşük belirlenmiş olmasına rağmen gerçekte müteveffanın kendi kusurlu davranışıyla iş kazasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle hükmedilen maddi ve manevi tazminat oranlarının yüksek olduğunu, özellikle maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hatalı yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ...
Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, ceza dosyası, rücu davası ve eldeki davada alınan kusur raporları arasında çelişki bulunmasına rağmen bu çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, ceza davasında murisin asli kusurlu bulunduğunu, kazanın murisin ağır kusurundan kaynaklandığını ve illiyet bağının kesildiğini, ... belgesinin eksikliği nedeniyle müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, somut olayda şartname gereği bu belgeye sahip olmayan kişinin çalıştırılabileceğini, müteveffanın hem eğitim aldığı hem de görevine ilişkin yeterli tecrübeye sahip olduğu,
olay günü sergilediği davranışların riski bildiğini ve kabul ettiğini gösterdiğini, güvenli çalışma için gereken malzemelerin ... tarafından kullanılmadığını, müvekkilinin gerekli tüm eğitimleri verdiğini ve müteveffanın aşırı özgüven kaynaklı hareketlerinin eğitimle giderilemeyeceğini, bu nedenle müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte %75 gibi yüksek bir oranın hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, kusur dağılımının iş sağlığı ve güvenliği belgeleri dikkate alınmaksızın yapıldığını, bu belgelerin bilirkişilere sunulmasına rağmen hiç değerlendirilmediğini,
olay günü görevlendirmenin müvekkiline bilgi verilmeden ... tarafından doğrudan yapıldığını, çalışanların müvekkilden değil ...’ emir ve talimat aldığını, pazar günü olan olay tarihinde arızaya çağıran kişilerin ... personeli olduğunu, bu hususun dosyada tanık ve beyanlarla sabit olduğunu, müvekkilinden ...’ın olağan işleyişine aykırı davranacağını öngörmesinin beklenemeyeceğini, görevlendirme ve denetim ... tarafından yapıldığından müvekkiline sorumluluk yüklenemeyeceğini, işin mühendis gözetimi olmaksızın yapılmasının sorumluluğunun yalnızca ...’a ait olduğunu, aktüerya hesaplarında çelişkiler ve hatalar bulunduğunu,
destek payı ve indirim oranlarının hatalı belirlendiğini, davacı babanın desteğe muhtaçlığının kanıtlanmadığını, SGK ödemelerinin mahsup edilmediğini, kaldırma kararına rağmen tarafların ekonomik durumu araştırılmadan karar verildiğini, müteveffanın ücretinin SGK ve bordro kayıtlarına aykırı şekilde yüksek kabul edildiğini, 2022 verilerinin esas alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, manevi tazminatın fazla olduğunu, derdestlik itirazlarının dikkate alınmadan davaların birleştirilip hüküm kurulduğunu, zaman aşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin itirazlarının göz ardı edildiğini, davacı babanın maddi talebinin yersiz olduğunu,
yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin hükmün açık olmadığını, bu yönüyle hem İlk Derece Mahkemesinin hem de istinaf kararının hatalı olduğunu, ayrıca usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlal edildiğini, davacının yargılama sırasında süresinde ileri sürmediği iddia ve savunmalarına dayanmasına muvafakat etmediklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, kaza tarihi olan 2016 yılında 31 yaşında olup davalılardan ... Şirketinde elektrik hat bakım ve işletme işçisi olarak çalıştığı, davalı ...’ın enerji nakil hattının sahibi ve işleticisi olduğu, anılan hattın bakım, onarım ve arıza giderme işlerinin, dosya kapsamında yer alan sözleşme uyarınca üç yıllığına murisin işvereni olan diğer davalı ... Şirketine verildiği, İlk Derece Mahkemesince davalı ...
Şirketinin alt işveren, ...’ın ise asıl işveren olarak kabul edildiği, olay günü murisin, davalı ...’a ait yüksek gerilim enerji nakil hattındaki koruma iletkeninde meydana gelen lifleme nedeniyle yapılan bakım işini tamamladıktan sonra, malzemelerin yukarıya çıkarılıp indirilmesi amacıyla kullanılan ve "tekdilli" olarak tabir edilen makaralı halat sistemini kullanarak direkten inmeye çalıştığı esnada halatın kopması sonucu yüksekten düşerek ağır yaralandığı,
kaldırıldığı hastanede yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamayarak vefat ettiği, arıza için gittiği ekipteki diğer üç işçinin beyanlarında, murisin direkteki bakım işini tamamladıktan sonra inişi de doğrudan direk üzerinden yapması yönünde uyarılmasına rağmen halatla inmekte ısrar ettiğini söyledikleri, ceza yargılamasında bu hususun sabit kabul edildiği ve hükmün Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesinleştirildiği,
ceza dava dosyasında hükme dayanak alınan bilirkişi kusur raporunda murisin uyarılara rağmen halatla inmekte ısrar ederek dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı kabulüyle asli kusurlu sayıldığı ve ceza dosyasında yer alan bu oluşa dokunulmaksızın kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından olayın iş kazası olarak kabul edildiği, düzenlenen tahkikat raporunda sigortalıya %20, işveren ...
Şirketine %80 oranında kusur izafe edildiği, İlk Derece Mahkemesince biri 14.03.2020 tarihli olmak üzere iki kök ve bir ek kusur raporu alındığı, alınan tüm raporlarda murise %25, davalı ...
Şirketine %75 oranında kusur izafe edildiği, davalı ...’ın ihale makamı olması nedeniyle kusursuz olduğu yönünde görüş bildirildiği, Mahkemenin her üç rapora da itibar ettiği ancak davalı ...’ı asıl işveren kabul etmesi nedeniyle hüküm altına aldığı tazminatlardan ...'ı da sorumlu tuttuğu, murise kusur verilmesinin gerekçesi olarak düz lise mezunu olduğu ve ... belgesinin bulunmadığı da gözetilerek yüksekte çalışmayı tamamladıktan sonra güvenli iniş yolunu kullanmayarak halatla inmeye çalışmak suretiyle dikkatsiz ve tedbirsiz davranmasının gösterildiği, ...
Şirketine kusur verilme nedenlerinin ise olayın meydana geldiği çalışmalarda yeterli fenni denetimin bulunmaması, elektrik mühendisi gözetimi sağlanmaması, yüksekte çalışmaya dair tatbiki eğitimin verilmemesi, risk değerlendirmesi yapılmaması, sağlık ve güvenlik planı hazırlanmayıp uygulanmaması ve gözetim-denetim sorumluluklarının yerine getirilmemesi olduğu, ikinci kök kusur raporu alınırken bilirkişi heyetinden Kurum tahkikat raporu ve ceza dosyasının birlikte değerlendirilmesi istenmişse de, rapor düzenlendiği tarihte ceza dosyasında henüz kusur raporu bulunmadığı için yalnızca hazırlık aşamasındaki raporun değerlendirildiği,
oysa ceza dosyasında daha sonradan alınan kusur raporunun eldeki dosyadaki raporlardan farklı olduğu, Kurumun aynı davalılara karşı açtığı rücu davasında Mahkemenin kusur raporu almaksızın hak sahibi dosyasındaki oranlara itibar ettiği, ancak taraflar arasında alt-asıl işveren ilişkisi bulunmadığı kabulünden hareketle yalnızca davalı ...
Şirketine rücu alacaklarının yüklenip ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın Kurum vekili tarafından istinaf edildiği, istinaf incelemesini yapan Gaziantep BAM 10. Hukuk Dairesinin 2023/948 esas sayılı dosyada çelişkilerin giderilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosyayı İlk Derece Mahkemesine gönderdiği, ceza dosyasının ise Gaziantep BAM 16. Ceza Dairesi’nin 2021/1363 esas sayılı ilamıyla kesinleştiği, ceza dosyasında;
murisin bakım işi bittikten sonra ekip arkadaşlarının uyarılarını dikkate almayarak halatla inmeye çalışmak suretiyle dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı gerekçesiyle asli kusurlu bulunduğu, dava dışı ... İş Güvenliği Şirketi çalışanı ... ile ... işçisi ...’ın kusursuz oldukları gerekçesiyle beraat ettikleri, davalı ... çalışanları hat bakım şefi ... ile elektrik mühendisi ...’ın birinci derecede tali kusurlu sayılarak mahkûm edildikleri, davalı ...
Şirketi personeli grup mühendisi ... ... ile ekip şefi ...’nun ikinci derece tali kusurlu sayılarak haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, ceza yargılaması sırasında vefat eden ... ...’in dosyasının düşürüldüğü, davalı şirket ortağı ... hakkında İlk Derece Mahkemesince mahkûmiyet kararı verilmişse de, Gaziantep BAM 16. Ceza Dairesince bu kişinin yalnızca şirket ortağı sıfatı bulunduğu ve kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle kararın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle İlk Derece Ceza Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır. Bunun yanında meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu olanların kendi aralarındaki kusur dağılımı, kendi payına düşenden fazla ödeme yapan müteselsil borçlunun diğer müteselsil borçlu veya borçlulara karşı yönelteceği rücu alacağının miktarını da etkilemektedir.
Somut olayda eldeki dava dosyasında itibar edilen kusur oranları ile ceza dava dosyasında itibar edilen kusur durumu arasındaki açık çelişki giderilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş.
Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak Mahkemesine iade edilen rücuan tazminat dava dosyasında kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi kusur raporlarını eldeki dava dosyasına celp etmek, farklı bir bilirkişi kurulundan ceza dava dosyasında kesinleşen maddi vakıa ve bu kapsamda ceza dava dosyasında itibar edilen kusur durumunu ve rücuan tazminat dava dosyasında alınan kusur raporlarını değerlendiren, çelişkileri gideren, kusurun oran ve aidiyetini buna göre tespit eden yeni bir kusur raporu almak, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde 03.08.2022 tarihli hesap raporunun bilinen (iskontosuz),
bilinmeyen (iskontolu) dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini dikkate alan yeni bir bilirkişi hesap raporu almak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,
Davacılar avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL. duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, davalı ... avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL. duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/3373, K. 2025/5126, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama