KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/4036 E., 2025/4374 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Karar Metni
897 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 18.03.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı asil ... ve adına Av. ... ile davalı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazasında sürekli işgöremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelişinde davalının kusurlu olduğundan bahisle 1.000,00 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi, 2.000,00 TL iktisadi geleceğin sarsılmasından kaynaklanan maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettikten sonra 17.10.2016 tarihinde maddi tazminat istemini 20.06.2016 tarihli hesap raporuna göre 87.234,89 TL’ye ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; iş kazasının meydana gelişinde davacının %100 oranında kusurlu olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kararın gerekçesiz olduğunu, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep etmelerine rağmen duruşma yapılmaksızın karar verildiğini, kusur oranı ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, işverenin kepçenin anayolda kullanımıyla ilgili gerekli izin ve bildirimleri yapmadığını, trafik polisi veya karayolları ile hiçbir iletişime geçilmediğini, kepçenin özel kamyona yüklenmeyip doğrudan trafiğe çıkarıldığını, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığını, yol güvenliğinin sağlanmadığını, dinlenme sürelerine uyulmadığını, işverenin gerekli yasal düzenlemelere aykırı davrandığını,
işçiye emirle uygunsuz çalışma koşulları dayatıldığını, kepçenin bakım ve kontrollerinin işverenin sorumluluğunda olduğunu, kaza konusu aracın bakımsız veya arızalı olup olmadığının araştırılmadığını, bu nedenle illiyet bağının mevcut olduğunu, buna rağmen işverenin tam kusurlu sayılması gerekirken aksine kusur değerlendirmesi yapıldığını, ayrıca bilirkişi heyetinin trafik alanında uzman olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davacının kaza tarihinde 35 yaşında olduğu ve davalı şirkete ait işyerinde şoför olarak çalıştığı, olay günü davalı işverene ait kamyonla ... Mevkii’ne ... götürdüğü, ... teslim ettiği ihbar olunan ...’ün, yine ihbar olunan ...’dan aldığı tomrukların taşınmasını davacıdan talep etmesi üzerine, işverenin bilgisi dâhilinde ...
Mevkii’ne gittiği, burada davalı işverenin şirket müdürü ...’nin de kamyonu teslim almak üzere geldiği, temin edilen ve tomruk taşımaya yarayan, kepçe olarak adlandırılan traktör ile davacının; kamyonla da şirket müdürünün yola çıktığı, ancak davacının ... girişine 11,5 km kala, ...’den Antalya istikametine doğru seyrederken aracın direksiyon hâkimiyetini kaybederek yan yattığı ve orta bariyerlere çarptığı, 07.03.2008 tarihli trafik kaza tespit tutanağında kazanın oluşumunda davacının, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca “47/1-d trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili diğer kural,
yasak ve zorunluluklara uymama” hükmünü ihlal ettiği ve kazada tam kusurlu olduğunun belirtildiği, kazaya karışan traktörün 1977 model olduğu, davacının 29.08.1995 tarih ve 137226 sayılı E sınıfı sürücü belgesine sahip bulunduğu, bu ehliyetin kazaya konu aracı kullanmaya yeterli olduğu, aynı iş kazası nedeniyle Kurum’un işveren aleyhine 2010 yılında rücuan tazminat davası açtığı, mahkemenin 07.05.2013 tarihli ilk kararında, sigortalının %50, davalı işverenin ise %50 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek bu doğrultuda Kurum alacaklarının davalı işverene yüklendiği,
karara karşı rücu dava dosyasının taraflarınca temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 29.05.2014 tarih, 2013/18410 Esas ve 2014/13346 Karar sayılı ilamıyla; trafik-iş kazasının gerçekleştiği iş kolunda uzman trafik kusur uzmanları ile işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan yeniden kusur raporu alınması, oluşan kazaya karşı hangi önlemlerin alınması gerektiği, işverence alınması gerekli önlemlerin neler olduğu, bu önlemlerin alınıp alınmadığı ve alınan önlemlere sigortalı ile diğer ilgililerin uyup uymadığının ortaya konulması,
maddi oluşa ve kanuna uygun şekilde kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi ve buna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, rücu davasında verilen ilk kararın bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası rücu davasına bakan mahkemece, trafik ve iş güvenliği uzmanlarından oluşan bir heyetten kusur raporu alındığı, bu raporda, temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyasında da itibar edilen şekilde, %100 oranındaki kusurun sigortalıya ait olduğu yönünde görüş bildirilmesi üzerine rücu davasının reddine karar verildiği,
bu hükmün davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.03.2015 tarih, 2015/4860 Esas ve 2015/4854 Karar sayılı kararıyla onandığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/4036, K. 2025/4374, 18 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama