KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/4342 E., 2024/13640 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2630 E., 2024/212 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/502 E., 2022/428 K.
Karar Metni
984 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 24.12.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin davalı iş yerindeki çalışmaları nedeniyle meslek hastalığına tutulduğundan bahisle 740.269,51 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacının meslek hastalığı nedeniyle 22.06.2017 tarihine kadar Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulun belirlediği gibi %32,20, bu tarihten sonra artarak %53,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, meslek hastalığının oluşumunda %100 oranında davalı işverenin kusurlu olduğu kabulünden hareketle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; pnömokonyoz hastalığının sürekli ilerleyen bir hastalık olması nedeniyle, davacının dava tarihindeki maluliyet oranının belirlenebilmesi için dosyanın yeniden tıbbi tespite gönderilmesi gerektiğini, davacıya kusur izafe edilmemesinin hatalı olduğunu, hem kusur oranının hem de maluliyet oranının kabul edilemeyeceğini, hesaba esas alınan ücretin hatalı tespit edildiğini, davacının yaşadığı ... ilindeki hava kirliliği oranının ve bu kirliliğe katkı sağlayan unsurların (kalitesiz kömür kullanımı, yeterli denetim yapmayan idari birimler, çok sayıdaki tuğla fabrikası ve özellikle ...
Çimento Fabrikası) hastalığın oluşumuna etkisinin araştırılması gerektiğini, bu kurum ve kuruluşların da kusurunun bulunduğunu ve kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, davacının çalıştığı tüm resmi ve gayri resmi iş yerlerinin kayıtlarının dosyaya getirtilerek kusur oranlarının buna göre belirlenmesi gerektiğini, davalı iş yerinde periyodik muayenelerin yasa gereği düzenli olarak yapıldığını ve bu muayenelerde herhangi bir bulguya rastlanmadığını, kaçınılmazlık ilkesinin değerlendirme dışı bırakıldığını, benzer davalarda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının davalı gösterildiğini,
bu sebeple anılan Bakanlığın davaya dâhil edilmesi ya da en azından ihbar edilmesi yönünde süre verilmesi gerektiğini, sürekli iş göremezlik oranı tespitinin hatalı olduğunu, öte yandan davacının meslek hastalığına yakalanmış olduğu kabul edilse dahi müvekkili şirketin İş Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı çerçevesinde üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiş olması nedeniyle müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, meslek hastalığından kaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davacının davalı işyerinde çalışmaya başlamadan önceki benzer nitelikli, pnömokonyoz meslek hastalığına neden olabilecek çalışma şartları barındıran iş yerlerinde çalışması bulunup bulunmadığı hususunun araştırılmadan sonuca gidildiği, hesaplamaya esas teşkil eden ücretin tanık beyanına göre tespit edildiği anlaşılmaktadır.
İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında davacının kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu Mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davalarında kusurun oran ve aidiyetinin tespitinde sigortalının farklı dönemlerde benzer nitelikte çalışma koşullarına sahip farklı iş yerlerinde çalışmalarının bulunması durumunda davalı işveren ile dava harici işverenlerin sorumlulukları teselsül hükümlerine dayanmaz. Bu durumda her bir işverenin kusurunun diğer işverenlerden bağımsız ayrı ayrı tespit edilmesi gerekir.
Bunun yanında zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde yakınlarının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacının davalı işyerinde çalışmaya başlamadan önceki benzer nitelikli, pnömokonyoz meslek hastalığına neden olabilecek çalışma şartları barındıran iş yerlerinde çalışması bulunup bulunmadığı hususunun araştırılmadan sonuca gidilmesi hatalı olduğu gibi maddi zarar hesabına esas teşkil eden ücretin emsal ücret araştırması yapılmaksızın tanık beyanına göre tespit edilmesi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, davacının davalı işverene ait iş yerinde çalışmaya başlamadan önce benzer nitelikteki iş ve iş yerlerinde çalışmasının bulunup bulunmadığını araştırdıktan sonra, iş yeri şartları ve çalışılan süreler dikkate alınmak suretiyle her bir işveren yönünden kusurun oran ve aidiyetini ayrı ayrı tespit etmek, sonrasında sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle TÜİK’den, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından ve varsa meslek odasından bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak,
elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip sigortalının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde bilinen (iskontosuz) ve bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmeden, hükme esas 13.01.2022 tarihli hesap raporunda kabul edildiği şekliyle esas alınması gerektiğini ve usuli kazanılmış haklarla meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davalarında işverenler arasında müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanmayacağını gözeterek oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/4342, K. 2024/13640, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama