KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/5334 E., 2024/6701 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1211 E., 2023/2546 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 33. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/156 E., 2021/374 K.
Karar Metni
2.077 kelime·10 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalıya ait 06 ... ... plakalı ticari taksi iş yerinde şoför olarak 01.01.2008-28.12.2016 tarihleri arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi ile aralıksız çalıştığını, ticari taksinin durağının Ulus Rüzgarlı durağı olduğunu, ticari takside davacı ile birlikte sürekli iki şoförün vardiyalı olarak çalıştığını, davalının söz konusu takside hiç çalışmadığını müvekkilinin en son ücretinin, günlük net 60,00 TL'den aylık net 1.800,00 TL olduğunu, aldığı ücretin dönemsel net asgari ücretin (Agi'siz) 1,52 katına tekabül etiğini,
davalıya ait 06T ... plakalı ticari taksi işyerinde hizmet akdine tabi olarak 01.01.2008-28.12.2016 tarihleri arasında aralıksız çalışmasına rağmen Kuruma sigortalı olarak bildirilmediğini ve primlerinin yatırılmadığını belirtmek suretiyle davacının davalı ...'a ait 06 ... ... plakalı ticari takside 01.01.2008-28.12.2016 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak kesintisiz net asgari ücretin 1.52 katı ücretle çalıştığının tespitine ve dönemler arasında sigortalı sayılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre itirazında bulunduğu, davacının başka iş veya işlerde çalıştığını, ara sıra çoğunlukla 2 ya da 3 ayda bir veya iki kez müvekkiline ait 06 ... ... plakalı takside çalışmak ve harçlığını çıkarmak istediğini, müvekkilinin yanında sürekli ve düzenli olarak çalışmadığını, taraflar arasında geçerli bir iş sözleşmesi ve iş ilişkisi bulunmadığını, 2016 yılı içinde bir kaç kez aracı kullandığını, 2016 yılından öncesinde ise araçta bir gün bile çalışmadığını, en son 2016 yılı Aralık ayında taksi durağına geldiğini, iş bulduğunu söyleyerek ayrıldığını o günden sonra da aracı kullanmayı talep etmediğini beyan etmek suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " ... somut olayda; davacı davalıya ait 06 ... ... plakalı ticari takside 01/01/2008 - 28/12/2016 tarihleri arasında asgari ücretin 1,52 katı üzerinden çalıştığının tespitini talep etmiştir. Davacının şahsi sicil dosyası içeriğine göre tespitini istediği dönemde davalı tarafından hürriyet bildiriminin yapılmadığı ve yine tespitini istediği dönemde başka iş verenlikten hizmet bildiriminin olmadığı anlaşılmıştır.
Ankara Umum Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'na davacının kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir. Ticari Taksi Kullanma Kayıt Formunda davacının 06 ... ... plakalı araç ile çalışacağı durağın Halk Taksi, durak temsilcisinin ... olduğu ve hafta içi kursa gideceği tarihin 31.05.2012 olarak yazılı olduğu görülmüştür.
Ankara İl Emniyet Müdürlüğü kayıtlarına göre davacı adına 11.04.2008 ve 26.12.2008 tarihlerinde 06 ... 0021 plakalı araç için trafik cezası bulunduğu 06 ... ... plakalı davalıya ait araç içinde davacı adına 14.02.2012-22.12.2012 ve 13.01.2013 tarihli trafik ceza tutanaklarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacının 06 ... ... plakalı araçla da 02/11/2009 tarihinde kazaya karıştığına dair tutanak mevcuttur. 06 ... ... plakalı araç ... ... adına kayıtlıdır.
Ankara Umum Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'nda davalının 26.08.1994 tarihi itibariyle kaydının bulunduğu, davacının da yine 02/04/1997 tarihinde oda kaydı olmaksızın ticari taşıt kullanma belgesi almaya hak kazandığı oda kayıtları ile sabit olmuştur.
Davalı adına kayıtlı 06 ... ... plakalı aracın 03.08.2006 tarihinde 1996 model Tofaş Fiat marka araç üzerinden tescilinin yapıldığı daha sonra plakanın Ford marka araca 08.08.2006 tarihinde aktarıldığı tespit edilmiştir.
Mahkememizce Ankara 12. İş Mahkemesinin 2017/313 sayılı dosyası getirtilmiş, incelenmiştir. Davacı tarafından davalı aleyhine açılan işçilik alacakları davasındaki tanık anlatımları da değerlendirilmiştir. ...
Ankara 4. İş Mahkemesi'nin 2013/2414 sayılı dosyası incelenmiş, ... tarafından 2003 yılı Mart Ayından 21.12.2012 tarihine kadar davalıya ait araçta çalışması nedeniyle kıdem ihbar tazminatı ve işçilik alacaklarına ilişkin dava açtığı, ...'in 07.09.2006-25.12.2012 tarihleri arasında davalıya ait araçta çalışması nedeniyle kıdem ihbar tazminatı ve işçilik alacaklarının hüküm altına alındığı ve verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 26.11.2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Dinlenen tanıklar 06 ... ... ve 06 ... ... plakalı davalı ...'a ait araçlarda ...'in gece 03:00'ten 16:00'ya kadar çalıştığı şeklinde beyanda bulundukları anlaşılmıştır.
Tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıya ait araçta çalıştığı kanaati oluşmuştur. Hemen hemen tanıkların tamamı davacının davalıya ait araçta şoför olarak çalıştığını söylemişler ancak beyanlar arasında çalışmanın şekli ve süresine ilişkin farklılıklar olduğu görülmüştür. Davacı tanıkları davacının tespitini istediği dönemde davalıya ait takside çalıştığını beyan etmişlerdir.
Özellikle tanıklardan ... işçilik alacakları dosyasında davacının 2008 yılından 2016 yılına kadar davalıya ait araçta kesintisiz çalıştığını beyan etmiştir. Mahkememizde ise. 2008 yılında 7-8 ay çalışıp ayrıldığını, 2014 yılında yeniden durağa geldiğini söylemiş olup çelişkili olmasına rağmen davacının davalıya ait araçta çalışma olgusunun güçlendirmiştir.
Tanık anlatımları çalışma şekli ve süreye ilişkin net kanaat oluşturmadığından davacı adına düzenlenen trafik ceza tutanakları da değerlendirilmiştir. Yukarıda da açıklandığı gibi davacı adına davalıya ait araçla ilgili düzenlenen trafik ceza tutanakları 14.02.2012 - 22.12.2012 - 13.01.2013 tarihlidir.
2008 yılında davacı adına başka taksi plakalı araçlardan ceza tutanakları mevcut olup ayrıca 06 ... ... plakalı araçla da 02.11.2009 tarihinde kazaya karıştığına dair tutanak mevcuttur. 06 ... ... plakalı araç ... ... adına kayıtlıdır. Kaza tutanağı ve tanık ...'ün beyanı birlikte değerlendirildiğinde davacının 2008 yılında durakta davalıya ait araçta çalıştığı ve sonra ara verdiği kanaati oluşmuştur. 06 ... ... plakalı araç için düzenlenen tutanak bu kanaati desteklemektedir.
Yine tanık ...'ün beyanından davacının daha sonra durağa tekrar geldiği ve davalıya ait aracı kullandığı anlaşıldığından burada da 14.02.2012 tarihli ceza tutanağını esas almak gerekmiştir. Bu durumda davacının 2008 yılında ki çalışması kesintiye uğradığından hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının 14.02.2012 tarihinden sonraki çalışmaları değerlendirilerek 14.02.2012-28.12.2016 tarihleri arasında davalıya ait takside hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalıştığı kanaati mahkememizde oluşmuştur.
Davacı prime esas kazancında tespitini talep etmiştir. Bu talep hususunda da emsal ücret araştırması yapılmış, tanıklar yüzde usulü üzerinden çalıştıklarını beyan etmişler, davacı tarafından ödemeye ilişkin herhangi bir kayıt ve belge sunulamadığından asgari ücretin 1.52 katı ücretle çalıştığı kanıtlanamadığı" gerekçesiyle;
"1-Davanın kısmen kabulü ile davacının 14.02.2012-28.12.2016 tarihleri arasında davalı bünyesinde prime esas alt kazanç üzerinden çalıştığının tespitine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından, yukarıdaki hukuki ve maddi açıklamalar ışığında, dosyadaki davalıya ait aracı kullanırken davacı adına düzenlenen trafik ceza tutanaklarından ve dinlenen tanık beyanlarından davacının 14.02.2012-28.12.2016 tarihleri arasında davalı yanında çalıştığı; ancak sigorta primine esas kazanca yönelik talebin ise yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı belgelerle kanıtlanamadığı anlaşıldığından, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı görülmekle, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, ... insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2. Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli,
aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli,
bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
3. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayıl Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 nci ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun.
288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de,
senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme 1)Eldeki davada, davacı, davalıya ait araçta dönüşümlü şekilde üç şoför olarak çalıştığı iddiasıyla hizmet ve prime esas kazanç tespiti talebinde bulunmuş olup Mahkemece ilk trafik cezasının düzenlendiği tarih itibariyle talepleri kısmen kabul edilmiş ise de Mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece, öncelikle davacının çalışma şeklinin belirlenmesi gerekmekte olup iddia ettiği gibi dönüşümlü mü çalıştığı yoksa davalının savunduğu gibi iki şoförün gelmediği zamanlarda mı çalıştığı hususu belirlenmeli, bu amaçla davacı ile birlikte çalıştığı iddia edilen şoförlerin isimleri belirlenerek dinlenilmeli, araca yazılan toplam 61 adet trafik cezasından yalnızca 3 tanesinin davacıya ait olduğu ve tanıkların davacının arızi olarak gelip çalıştığına yönelik beyanları birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5334, K. 2024/6701, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama