KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/6719 E., 2024/9321 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1995 E., 2023/586 K.
- İlk derece mahkemesi
- Tekirdağ 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/490 E., 2022/403 K.
Karar Metni
528 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki ölüm aylığının yeniden bağlanması ve aylıkların ödenmesi gerektiğinin tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliğinin 18. maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede;
Tebliğ, yargılamaya ilişkin işlemlerin taraflara ve ilgililere usulüne uygun olarak bildirilmesidir. Tebliğ, tarafların haklarını kullanabilmeleri, savunmalarını yapabilmeleri ve yargılamanın sağlıklı ilerleyebilmesi açısından hayati önemi haizdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 438. maddesi uyarınca tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır.
Tebliğ eksikliği ile tebliğ usulsüzlüğü, birbirine yakın ancak sonuçları bakımında farklı iki kavramdır. Tebliğ eksikliğinde, tebliğ işlemi hiç yapılmamıştır. Yani muhataba ulaşması gereken evrak hiç gönderilmemiş, yanlış adrese gönderilmiş ya da posta süreci tamamlanmamıştır. Bu durumda tebliğ hukuken hiç gerçekleşmemiş kabul edildiğinden yasal sonuç doğurmaz ve süreler işlemeye başlamaz. Dolayısıyla Mahkeme o evrakın ilgili tarafa ulaştığını varsayamaz. Tebliğ usulsüzlüğünde ise tebliğ işlemi vardır ancak geçerli değildir. Bu nedenle Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca usulsüz tebliğe rağmen belge fiilen öğrenilmişse bu öğrenme tarihinde tarafa ulaştığı varsayılarak tebliğe bağlanan süreler işlemeye başlar.
Tebligat Kanunu’nun 11. maddesinde “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır.” hükmü öngörülmüştür.
Aynı Kanun'un “elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesi uyarınca "idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim"lere tüzel kişi adına yapılacak tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.
Öte yandan; Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin 9. maddesinin (5) numaralı fıkrasında "Elektronik yolla tebligat, idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılır. Temsile yetkili olan kişilerin ayrı bir elektronik tebligat adresinin bulunması bu kuralın uygulanmasına engel olmaz." düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde davalı ... Kurumuna yapılan tebligatlarda Kurumun ilgili birimine elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur. Eldeki davada Bölge Adliye Mahkemesi Dairesi kararı vekil adı tebliğ mazbatasında belirtilmek suretiyle davalı Kurum ilgili birimine tebliğ edilmelidir.
Davalı ... Kurumuna elektronik yolla tebliğ çıkarılmış ise de vekil adının yazılmadığından posta sürecinin tamamlandığından da bahsedilemez. Bu itibarla ortada bir tebliğ eksikliği bulunduğundan henüz temyiz süresi başlamamıştır ve davalı Kurumun kararı temyiz etmiş olması nedeniyle karardan haberdar olduğu da varsayılamaz. Dolayısıyla davalı Kuruma Bölge Adliye Mahkemesi kararı usulüne uygun olarak tebliğ edilerek sözü geçen eksikliklerin giderilmesini takiben, önceki temyiz nedenleriyle bağlı olmaksızın ek temyiz dilekçesi verilebileceği nazara alınarak temyiz süresi geçtikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili maddesindeki prosedürün işletilmesiyle temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Daireye gönderilmesi gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6719, K. 2024/9321, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama