KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/6976 E., 2024/9309 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/238 E., 2024/628 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Bursa 6. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/496 E., 2022/388 K.
Karar Metni
949 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, dava dışı ...'na ait 112359.16 sicil sayılı iş yerinde 15.05.1992 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 15.05.1992 olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davanın kabulü ile davacı ... sigorta sicil numaralı ...'ın 15.05.1992 tarihinde ... no.lu ( ...) iş yerinde fiilen çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 15/05/1992 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, delillerin iddianın ispatı için yetersiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ile dosya kapsamına göre, davacı adına işe giriş bildirgesi düzenlenerek Kuruma verilmesi ve Kurumun da bu işe giriş bildirgesi üzerine davacıya sicil numarası vermesi, davacının daha sonraki hizmetlerinin de yine bu sicil numarası ile kayıt altına alınmış olması, davacının tespiti istenen tarihte fiili olarak çalıştığının; dinlenilen tanıkların beyanları ile doğrulanması, yaptırılan imza incelemesi sonucu işe giriş bildirgesindeki sigortalı imzasının; davacının eli ürünü olduğunun anlaşılması,
işe giriş bildirgesi verilmesinin en azından bir gün çalışıldığına karine teşkil etmesi, işverenin üzerine düşen yasal yükümlülükleri yerine getirmeyerek aylık bildirge ve dönem bordrolarını Kuruma vermemesinde davacının herhangi bir kusurunun bulunmaması, bu gerekçelerle davacıyı anayasa ile güvence altına alınmış sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakmanın sosyal hukuk devletinin ilkeleriyle bağdaşmaması, esasen Kurumun da kendi üzerine düşen denetim ve gözetim görevini yerine getirmediğinin ortada bulunması,
iddianın aksinin yani davacının çalışmadığının kanıtlanamaması karşısında, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık davacının 15.05.1992 tarihinde (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2 nci, 6 ncı, 9 uncu, 79 uncu, 108 inci maddesi, geçici 54 üncü maddesi hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
3. Değerlendirme 1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
2.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, hükme esas alınan tanıklardan ... davacının işe giriş tarihine ilişkin net beyanda bulunmamış olup iş bu tanığın işe giriş tarihinin 15.07.1992 olduğu, dinlenen diğer tanıklar da davacının işe giriş bildirgesi ve işe giriş tarihi hakkında somut beyanda bulunmadığı, mahkemece davacının sigorta sicil numarasının 92 yılına ait olup olmadığı araştırılmadığı gibi ayrıca davacının sicil numarası ile ... Sapmaz adlı kişinin bildiriminin yapıldığı hususu da dikkate alınmamıştır.
3.Mahkemece, tanık ...'in dosyasın tanık olarak dinlenilen o dönemde ön muhasebe elemanı olduğu anlaşılan ... yıldırım tanık olarak dinlenilmeli, dinletilen diğer tanıklara da davacının sigorta başlangıcı net olarak sorulmalı, bu tanıklardan o dönemde birlikte çalıştıkları başka tanıklar sorulmak suretiyle adresleri araştırılmalı, davacının yurt dışı borçlanması dikkate alındığında talep edilen dönemde yurt dışı giriş çıkış kayıtları getirtilerek Türkiye'de olup olmadığı tespit edilerek, sigorta başlangıç tarihinde fiili çalışması olup olmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
4.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6976, K. 2024/9309, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama