KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/6989 E., 2024/8334 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/447 E., 2024/545 K.
- Karar
- Esastan red
- İlk derece mahkemesi
- Diyarbakır 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/1081 E., 2023/408 K.
Karar Metni
1.233 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, sigortalının 18.08.2017 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldığını, buna ilişkin sertifikasının bulunduğunu, çalışma esnasında kullanılması gereken kişisel koruyucu malzemelerin verildiğini, bunun tutanak altına alındığını, davacının kendi kusuru ve dikkatsizliği ile olayın meydana geldiğini, iş güvenliği kurallarına aykırı hareket edildiğini, işyerinde iş makinelerinin mevcut olduğunu, davalı şirkete ait sorumluluğun ve kusurun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 878.190,80 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın 18.08.2017 onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminata yönelik fazla talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat talebinin tümüyle kabul edilmesi yerine kısmen kabul edilmesinin hatalı olduğunu, kaza tarihinin, davacının yaşının, paranın satın alma gücünün, kusur durumunun gözetilmesi gerektiğini ifade ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümüyle kabulünü talep etmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının asgari ücret ile çalıştığını, 3.000,00 TL maaş ile çalışma iddialarının gerçeği yansıtmadığını, kusur ve maluliyet durumunun kesinleşmediğini, işyerinde tüm iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alındığını, eğitimlerin verildiğini, işyerindeki forkliftin davacı tarafça devre dışı bırakıldığını ve diğer işçiler ile birlikte şanzımanın taşındığını, davacının kendi kusuru ile olayın meydana geldiğini, şirkete yüklenebilecek herhangi bir kusurun ve sorumluluğun bulunmadığını, manevi tazminat talebinin yersiz olduğunu beyanla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, dosya kapsamındaki evrak ve tanık ifadeleri kapsamında, 18.07.2017 tarihinde iş makinelerinin bakım ve onarımının yapıldığı esnada, 150-200 kg ağırlığındaki kule şanzımanına pres makinesi ile bilye takılırken, işçiler tarafından kaldırılıp pres makinesinin üzerine yerleştirilen kule şanzımanı, pres yüzeyindeki takozların kayması ile devrilmiş ve davacı işçinin elinin sıkışmasına sebebiyet vermiş olup,
iş kazasının meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarını belirlemek amacıyla iş güvenliği uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetlerinden alınan 24.05.2021 ve 27.07.2021 tarihli raporlarda, dosya içerisindeki belgelere göre mevzuata ve kazanın gerçekleşme şekline uygun şekilde kusur dağılımının yapıldığı, davalının meydana gelen kazada %70, davacı işçinin %30 oranında kusurlu bulunmasının dosya kapsamına göre isabetli olduğu,
sonradan açılabilecek rücu davasında kusurlu kişi veya kişilerin tespiti halinde iç ilişkiden kaynaklanan kusur durumunun tartışılabileceği, davacı işçinin %30 kusuru ile sonuca gidilmesinin somut uyuşmazlık yönünden yeterli ve isabetli olduğu, aynı kazaya ilişkin Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2021/2504 Esas 2022/237 Karar sayılı dosya incelemesinden geçerek kesinleşen Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 30.03.2021 tarih 2019/92 Esas 2021/314 Karar sayılı SGK tarafından açılan rücu davasında aynı oranlarda kusur tespitinin yapıldığı görülmekle, davalı tarafın kusur raporuna itirazının yerinde olmadığı sonucuna varıldığı,
iş kazası nedeniyle davacıdaki sürekli iş göremezlik oranının, kontrol kaydına gerek olmadığının belirlendiği 09.01.2020 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu Raporunda %11.2, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporunda %14.1, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurul raporunda %13.2 olarak tespit edildiği, ATK 3. İhtisas Kurul raporunun 21.05.2022 tarihinde tebliğ alındığı ve bu rapora karşı süresinde itiraz edilmediği anlaşılmakla, %13.2 sürekli iş göremezlik oranı ile sonuca gidilmesinin usule ve mevzuata uygun olduğu,
22.08.2022 tarihli ek aktürya raporunda TRH 2010 yaşam tablosunun, %13.2 sürekli iş göremezlik oranının, %70 davalı işveren kusurunun ve Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesi uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücu edilebilir geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik zararının dikkate alındığı ve tüm bunlara göre maddi zararın hesaplandığı, tanık ifadeleri dahilinde davacının iş makinesi tamir ustası olduğu ve esas alınan emsal ücretin dosya kapsamına uygun olduğu,
22.08.2022 tarihli aktüerya raporuna karşı tarafların somut ve haklı itirazlarının bulunmadığı anlaşılmakla ve yine tarafların istinaf sebeplerindeki itirazlar gözetilerek, Mahkemece hükme esas alınan sürekli iş göremezlik oranının, aktüerya raporunun, yukarıda özetlenen mevzuat hükümlerine ve usule uygun olduğu sonucuna varıldığı,
davacının yaşı, görevi ve geliri, iş kazasının gerçekleşme şekli ve tarihi, kusur oranları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, paranın satın alma gücü ile dosya kapsamı nazara alınarak davacı lehine takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun ve makul düzeyde olduğu gerekçesiyle davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'nun 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 ve 77 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir.
3. Değerlendirme 1. Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı HMK nın 110 ncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
3.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2.Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının, istinaf itirazları olarak da ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında değerlendirildiği hususları da dikkate alınarak, tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin reddedilen manevi tazminata, davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2.Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6989, K. 2024/8334, 10 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama